Bunun üzerine (çocuğu) işaret etti. "Onlar da biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz?" dediler.
— الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة
Bunun üzerine çocuğu işaret etti. Biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.
— الترجمة التركية - شعبان بريتش
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. «Biz, dediler, beşikteki bir çocuk ile nasıl konuşuruz?»
— الترجمة التركية - مجمع الملك فهد
Meryem kundakta bulunan oğlu İsa -aleyhisselam-'ı işaret etti. Halkı da şaşkın bir şekilde: "Kundaktaki bir çocukla nasıl konuşabiliriz?" dediler.
— الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
فَأَشَارَتۡ إِلَيۡهِۖ قَالُواْ كَيۡفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِي ٱلۡمَهۡدِ صَبِيّٗا

Bunun üzerine Meryem çocugu gösterdi. Onlar; "Biz besikteki bir çocukla nasil konusuruz?" dediler.

— Turkish - Turkish translation
فَأَشَارَتۡ إِلَيۡهِۖ قَالُواْ كَيۡفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِي ٱلۡمَهۡدِ صَبِيّٗا

Meryem çocuğu gösterdi. "Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz?" dediler.

— Diyanet Isleri - Turkish translation