“Artık bize şefaat edecek bir kimse de yoktur.”— الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة
Şimdi, bir şefaatçimiz de yok.— الترجمة التركية - شعبان بريتش
Şimdi artık bizim ne şefaatçilerimiz var,— الترجمة التركية - مجمع الملك فهد
"Allah Teâlâ'nın katında bize şefaat edecek ve O'nun azabından kurtaracak şefaatçilerimiz de yoktur."— الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
— Turkish - Turkish translationفَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَ"Bak bizim için ne sefaatçiler var,"
— Diyanet Isleri - Turkish translationفَمَا لَنَا مِن شَٰفِعِينَOrada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.