Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında razı olunan birisiydi.— الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة
Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında razı olunan birisiydi.— الترجمة التركية - شعبان بريتش
Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi nezdinde de hoşnutluk kazanmış bir kimse idi.— الترجمة التركية - مجمع الملك فهد
Ailesine namazı kılmayı ve zekâtı vermeyi emrederdi. Rabbinin yanında razı olunan birisiydi.— الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
— Turkish - Turkish translationوَكَانَ يَأۡمُرُ أَهۡلَهُۥ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ وَكَانَ عِندَ رَبِّهِۦ مَرۡضِيّٗاAilesine ve çevresine namaz kilmayi ve zekat vermeyi emrederdi ve Rabbinin katinda hosnutluga ermisti.
— Diyanet Isleri - Turkish translationوَكَانَ يَأۡمُرُ أَهۡلَهُۥ بِٱلصَّلَوٰةِ وَٱلزَّكَوٰةِ وَكَانَ عِندَ رَبِّهِۦ مَرۡضِيّٗاÇevresinde bulunanlara namaz kılmalarını, zekat vermelerini emrederdi. Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.