ترجمة معاني سورة يس باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة
فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام
الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة
فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام
آية رقم 1
ﭬ
ﭭ
Yâ Sîn.
آية رقم 2
ﭮﭯ
ﭰ
Hakîm olan Kur'an'a yemin olsun!
آية رقم 3
ﭱﭲﭳ
ﭴ
Şüphesiz sen elbette gönderilen rasûllerdensin.
آية رقم 4
ﭵﭶﭷ
ﭸ
Dosdoğru bir yol üzerinesin.
آية رقم 5
ﭹﭺﭻ
ﭼ
(Bu Kur'an) üstün, güçlü ve çok merhametli olan (Allah) tarafından indirilmiştir.
آية رقم 6
Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için (bu kitap indirilmiştir.)
آية رقم 7
Andolsun, onların çoğu üzerine o söz (azap) hak olmuştur. Artık onlar iman etmezler.
آية رقم 8
Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden başları yukarı kalkıktır.
آية رقم 9
Biz onların önlerine bir set, arkalarına da bir set çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.
آية رقم 10
Kâfirlere gelince; onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.
آية رقم 11
Sen, ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.
آية رقم 12
Muhakkak biz ölüleri diriltiriz. Onların ileri gönderdiklerini de, geride bıraktıklarını (izlerini) da yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfûz'da) sayıp yazmışızdır.
آية رقم 13
Onlara, şu şehir halkını misal getir: Hani onlara elçiler gelmişti.
آية رقم 14
Hani onlara iki elçi göndermiştik de onları yalanlamışlardı. Bir üçüncüsü ile onlara destek vermiştik. (Onlar:) "Biz, size gönderilen elçileriz." demişlerdi.
آية رقم 15
Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman, herhangi bir şey indirmedi. Siz sadece yalan söylüyorsunuz.
آية رقم 16
ﭶﭷﭸﭹﭺﭻ
ﭼ
Elçiler ise: "Rabbimiz biliyor ki biz, size gönderilen elçileriz." diye karşılık verdiler.
آية رقم 17
ﭽﭾﭿﮀﮁ
ﮂ
"Bizim görevimiz apaçık tebliğden başka bir şey değildir."
آية رقم 18
Onlar dediler ki: "Doğrusu siz, bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işe bir son vermezseniz, sizi taşlarız ve bizden size acı bir azap dokunur."
آية رقم 19
(Elçiler) dediler ki: "Sizin uğursuzluğunuz kendinizdendir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Doğrusu siz çok ileri giden bir topluluksunuz".
آية رقم 20
Derken beldenin öbür ucundan bir adam koşarak geldi ve; "Ey kavmim! Bu elçilere uyunuz." dedi.
آية رقم 21
Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tabi olun. Çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.
آية رقم 22
Ben, beni yaratana ne diye ibadet etmeyecekmişim? Üstelik siz yalnız ona döndürüleceksiniz.
آية رقم 23
“O’nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahman; bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar.”
آية رقم 24
ﯪﯫﯬﯭﯮ
ﯯ
Bu takdirde ben muhakkak apaçık bir sapıklık içinde olurum.
آية رقم 25
ﯰﯱﯲﯳ
ﯴ
"Şüphesiz ben; Rabbinize iman ettim. Beni dinleyin!"
آية رقم 26
Ona: "Cennet'e gir!" denildi. O da: "Keşke kavmim bilseydi." dedi.
آية رقم 27
"Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama layık kimselerden kıldığını."
آية رقم 28
Kendisinden sonra kavmi üzerine (onları cezalandırmak için) gökten hiçbir ordu indirmedik. İndirecek de değildik.
آية رقم 29
(Onları helâk eden) Korkunç sesten başka bir şey değildi. Bir anda sönüp gittiler.
آية رقم 30
Yazıklar olsun o kullara! Ne zaman kendilerine bir peygamber gelse muhakkak onunla alay ederlerdi.
آية رقم 31
Kendilerinden önce nice nesilleri helâk ettiğimizi görmüyorlar mı? Onların artık kendilerine dönmeyeceklerini görmediler mi?
آية رقم 32
ﮂﮃﮄﮅﮆﮇ
ﮈ
Ve hepsi toplanıp huzurumuza çıkarılacaklardır.
آية رقم 33
Ölü toprak onlar için bir delildir. Biz, onu diriltir ve ondan taneler çıkarırız da onlardan yerler.
آية رقم 34
Biz, yeryüzünde nice hurma bahçeleri, üzüm bağları yarattık ve oralarda birçok pınarlar fışkırttık.
آية رقم 35
Ürünlerinden ve yetiştirdiklerinden yesinler diye. Hâlâ şükretmiyorlar mı?
آية رقم 36
Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah) çok münezzehtir.
آية رقم 37
Gece de kendileri için bir delildir. Gündüzü ondan sıyırarak çekip alırız. Bir de bakarsın ki karanlık içinde kalmışlardır.
آية رقم 38
Güneş de kendi yörüngesinde akıp gitmektedir. İşte bu, Azîz ve Alîm olan Allah'ın takdiridir.
آية رقم 39
Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner.
آية رقم 40
Ne Güneş Ay'a yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzmektedir.
آية رقم 41
Onların soylarını dolu gemide taşımamız da onlar için bir delildir.
آية رقم 42
ﭚﭛﭜﭝﭞﭟ
ﭠ
Ve onlar için bindikleri daha başka taşıtlar da yarattık.
آية رقم 43
Eğer dilersek, onları suda boğarız da kimse de yardımlarına gelemez. İşte o zaman onlar için bir kurtuluş da yoktur.
آية رقم 44
ﭫﭬﭭﭮﭯﭰ
ﭱ
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
آية رقم 45
Önünüzdekinden ve arkanızdakinden (dünya ve ahiret azabından) sakının. Umulur ki, size merhamet olunur denildiğinde (yüz çevirirler).
آية رقم 46
Onlara, ne zaman Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelse mutlaka ondan yüz çevirirler.
آية رقم 47
Kendilerine; "Allah’ın size verdiği rızıklardan infak edin!" denildiği zaman kâfirler, iman edenlere derler ki; "Allah'ın dilediği takdirde yedirip doyuracağı kişiyi acaba biz mi doyuracağız? Gerçekten siz apaçık bir sapıklık içindesiniz.”
آية رقم 48
"Eğer, doğru söylüyorsanız bu vaat/tehdit ne zaman?" derler.
آية رقم 49
Onlar, birbirleriyle çekişip dururken kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar.
آية رقم 50
İşte o anda onlar; ne bir vasiyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
آية رقم 51
Sur'a üflenince, hemen kabirlerinden Rablerine doğru koşarak çıkarlar.
آية رقم 52
"Eyvah bize! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? Bu, Rahman'ın vadettiğidir. Peygamberler, gerçekten doğru söylemiştir." derler.
آية رقم 53
Sadece korkunç bir ses olur. Bunun üzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar.
آية رقم 54
O günde hiçbir kimseye en ufak bir zulüm yapılmaz. Siz işlediğinizin ancak karşılığını görürsünüz.
آية رقم 55
Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler.
آية رقم 56
Kendileri ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır.
آية رقم 57
ﭡﭢﭣﭤﭥﭦ
ﭧ
Orada, onlar için meyveler vardır. Canlarının istediği her şey onlarındır.
آية رقم 58
ﭨﭩﭪﭫﭬ
ﭭ
Rahim olan Rabden sözlü bir selam vardır.
آية رقم 59
ﭮﭯﭰﭱ
ﭲ
Ey günahkârlar! Bugün siz (bir tarafa) ayrılın!
آية رقم 60
"Ey Ademoğulları! Size, Şeytan'a ibadet etmeyin. Çünkü o, sizin apaçık düşmanınızdır." deyip söz almadım mı?
آية رقم 61
ﮃﮄﮅﮆﮇﮈ
ﮉ
Bana ibadet edin. Dosdoğru yol budur, demedim mi?
آية رقم 62
O, sizden çoğu toplumları saptırmıştı. Hiç mi akıl erdirmiyordunuz?
آية رقم 63
ﮔﮕﮖﮗﮘ
ﮙ
İşte bu, size vadedilen Cehennem'dir.
آية رقم 64
ﮚﮛﮜﮝﮞ
ﮟ
Küfrünüz sebebiyle bugün girin oraya!
آية رقم 65
O gün onların ağızlarını mühürleriz. Yaptıklarını bizlere elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.
آية رقم 66
Dileseydik; gözlerini silme kör ederdik de, o zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlardı. Fakat nasıl görecekler ki?
آية رقم 67
Eğer dilesek; oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de, ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi, ne de geri gelmeye.
آية رقم 68
Kime uzun ömür verirsek onu yaratılışında tersine döndürürüz. Hâlâ akletmiyorlar mı?
آية رقم 69
Ona şiir öğretmedik, ona yakışmaz da. Bu, yalnızca bir öğüt ve apaçık Kur’an’dır.
آية رقم 70
(Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve küfre sapanların üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).
آية رقم 71
Kendi elimizle onlar için yarattığımız hayvanları görmüyorlar mı? (Bu sayede) Onlar bunlara sahip olmuşlardır.
آية رقم 72
ﭞﭟﭠﭡﭢﭣ
ﭤ
O hayvanları, onların emrine verdik. Onlardan kimine biniyorlar, kiminin de etini yiyorlar.
آية رقم 73
O hayvanlarda, insanlar için daha başka faydalar ve içecekler vardır. Hâlâ şükretmiyorlar mı?
آية رقم 74
Belki yardım görürler diye Allah'tan başka ilahlar edindiler.
آية رقم 75
Onlar, kendilerine yardımda bulunmaya güç yetiremezler. Aksine kendileri onlar için hazırlanmış askerlerdir.
آية رقم 76
Artık onların sözleri seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de açıkladıklarını da elbette biliyoruz.
آية رقم 77
İnsan, kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmüyor mu? Derken, o apaçık bir düşman kesiliverir.
آية رقم 78
Kendi yaratılışını unutup, bize örnek veriyor: "Bu çürümüş kemikleri kim diriltebilir?" diyor.
آية رقم 79
De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratılmışı hakkıyla bilendir."
آية رقم 80
Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O’dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz.
آية رقم 81
Gökleri ve yeri yaratan onların bir benzerini yaratmaya güç yetiremez mi? Evet, elbette kadirdir. O hakkıyla yaratıcıdır ve her şeyi bilir.
آية رقم 82
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: 'Ol!' demesidir. O da hemen oluverir.
آية رقم 83
Her şeyin mülkü elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah (noksanlıklardan) münezzehtir.
تقدم القراءة