سورة الشعراء

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

ترجمة معاني سورة الشعراء باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام

آية رقم 6
Onlar (Allah’ın ayetlerini) yalanladılar. Fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.
آية رقم 12
Musa, şöyle dedi: “Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum.”
آية رقم 14
“Bir de onların benim aleyhimde bir suç (davaları) var. Dolayısıyla beni öldürmelerinden korkuyorum.”
Allah dedi ki: “Hayır, korkma! İkiniz ayetlerimizle gidin. Muhakkak biz sizinle birlikteyiz, işitenleriz.”
آية رقم 16
İkiniz Firavun’a gidin ve deyin ki: "Gerçekten biz âlemlerin Rabbinin rasulleriyiz."
Firavun, şöyle dedi: “Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütüp, yetiştirmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin.”
آية رقم 19
“(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin.”
آية رقم 20
Musa, şöyle dedi: “Ben onu yaptığım zaman ne yaptığını bilmezlerdendim.”
“Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı.”
Dedi ki: “Eğer yakin sahibi iseniz, (biliniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.”
آية رقم 25
(Firavun) Etrafında bulunanlara: “İşitmiyor musunuz” dedi.
آية رقم 26
Musa: “O; sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir.” dedi.
آية رقم 30
Musa: “Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?” dedi.
آية رقم 32
(Musa) bunun üzerine asasını bıraktı. O da hemen apaçık bir yılan oluverdi.
آية رقم 33
Elini koynundan çıkardı. Bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.
آية رقم 34
Firavun, çevresindeki ileri gelenlere: “Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır.” dedi.
آية رقم 37
“Sana bütün usta sihirbazları getirsinler.”
آية رقم 38
Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.
آية رقم 42
Firavun: “Evet! Hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız.” dedi.
Bunun üzerine onlar iplerini ve asalarını attılar ve; “Firavun’un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz.” dediler.
آية رقم 46
Bunun üzerine sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
آية رقم 54
“Şüphesiz bunlar azınlık olan bir topluluktur (dediler).”
آية رقم 56
Biz ise şüphesiz uyanık, ihtiyatlı bir topluluğuz."
آية رقم 57
(Allah Teâlâ buyurdu ki): Böylece onları bahçelerden ve pınarlardan çıkardık.
آية رقم 59
İşte böyle yaptık ve onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık.
آية رقم 60
Firavun ve adamları gün doğarken onları takibe koyuldular.
آية رقم 68
Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
آية رقم 69
Ey Muhammed! Onlara İbrahim’in haberini de oku.
آية رقم 71
“Putlara ibadet ediyoruz ve onlara ibadet etmeye devam edeceğiz.” demişlerdi.
آية رقم 72
İbrahim, dedi ki: “Onlara dua ettiğinizde sizi işitiyorlar mı?”
آية رقم 73
“Yahut size fayda veya zararları dokunur mu?”
آية رقم 75
İbrahim, şöyle dedi: “Gördünüz mü şu sizin (ve önceki atalarınızın) neye ibadet ettiklerini?”
آية رقم 76
Siz ve çok daha önce gelip geçen atalarınız.
آية رقم 78
“O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir.”
آية رقم 81
“O, benim canımı alacak ve sonra diriltecek olandır.”
آية رقم 83
“Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat.”
آية رقم 87
“(Kulların yeniden) diriltilecekleri gün beni utandırma!”
آية رقم 90
O gün cennet takva sahiplerine yaklaştırılır.
آية رقم 91
Cehennem de azgınlar için ortaya çıkarılıverir.
آية رقم 93
Allah'ın dışında (edindiğiniz ilahların), size yardımları dokunuyor mu veya kendilerine yardımları oluyor mu?
آية رقم 94
Onlar ve azgınlar hep birlikte oraya atılırlar.
آية رقم 97
“Allah’a andolsun, biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz.”
آية رقم 98
“Çünkü sizi, alemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk.”
آية رقم 100
“Artık bize şefaat edecek bir kimse de yoktur.”
آية رقم 104
Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.
آية رقم 107
“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.''
آية رقم 108
Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin.
آية رقم 110
“O halde, Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin!”
آية رقم 111
Dediler ki: “Sana, sıradan aşağılık insanlar uymuşken(biz) sana îmân eder miyiz?”
آية رقم 112
Nuh, şöyle dedi: “Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?”
آية رقم 119
Biz de onu ve onunla birlikte olanları dopdolu o gemi içerisinde kurtardık.
آية رقم 123
Âd kavmi de peygamberleri yalanlamıştı.
آية رقم 125
“Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.”
آية رقم 126
"Öyle ise Allah'tan sakının ve bana itaat edin."
آية رقم 128
"Siz her yüksek yerde eğlenmek için koca bir bina mı inşa edip durursunuz?"
آية رقم 129
"Ve ebedi kalırsınız ümidi ile sapasağlam kaleler mi yapar durursunuz?"
آية رقم 130
"Yakaladığınız zaman da zorbaca mı davranırsınız?"
آية رقم 131
"Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin."
آية رقم 132
"Bilmekte olduğunuz şeylerle size yardım edenden korkup sakının."
آية رقم 133
"Size hayvanlar ve çocuklar (vererek) yardım etti."
آية رقم 134
Hem de bahçeler ve pınarlar da (vermiştir).
آية رقم 138
"Biz azap olunacaklardan da değiliz."
آية رقم 143
“Ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.”
آية رقم 144
"O halde Allah’tan korkun ve bana itaat edin."
آية رقم 146
"Siz burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?"
آية رقم 148
Ekinler ve meyveleri olgunlaşmış güzel hurma ağaçları arasında,
آية رقم 149
“Dağları maharetle oyup alımlı köşkler yapıyorsunuz?”
آية رقم 150
"Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin."
آية رقم 152
"Ki onlar, yeryüzünde bozgunculuk çıkarır ve (hiçbir şeyi) ıslah etmezler."
آية رقم 153
Dediler ki: “Sen muhakkak aşırı bir şekilde büyülenmişlerdensin.
آية رقم 155
Salih, şöyle dedi: “İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır.”
آية رقم 156
“Sakın ona bir kötülükle dokunmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar.”
آية رقم 157
Derken onu boğazladılar da pişman oluverdiler.
آية رقم 162
“Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm.”
آية رقم 163
“Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.”
آية رقم 165
"İnsanların içinde erkeklere mi yanaşıyorsunuz?"
آية رقم 167
Dediler ki: "Ey Lut! Eğer sen (bu işe) son vermezsen muhakkak ki (buradan) çıkarılanlardan olacaksın."
آية رقم 168
(Lut) dedi ki: "Doğrusu ben sizin yaptığınıza çok kızanlardanım.
آية رقم 169
“Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar.”
آية رقم 170
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
آية رقم 171
Ancak o yaşlı kadın müstesna. O, geride kalanlardan oldu.
آية رقم 173
Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!
آية رقم 176
Eyke halkı da peygamberleri (Şuayb'ı) yalanlamıştı.
آية رقم 178
"Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir rasûlüm."
آية رقم 179
"Artık, Allah'tan sakının ve bana itaat edin."
آية رقم 183
“İnsanların mal ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.”
آية رقم 185
Dediler ki: "Sen ancak aşırı bir şekilde büyülenmişlerdensin."
آية رقم 188
Şu’ayb: “Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir.” dedi.
آية رقم 192
"Muhakkak ki bu (Kur'an) alemlerin Rabbinin indirmesidir."
آية رقم 196
Şüphesiz bu (Kur’an) öncekilerin kitaplarında da vardı.
آية رقم 199
O da onlara (Kur'an'ı Arapça) okusaydı, yine de ona iman edecek değillerdi.
آية رقم 202
İşte (bu azap) onlara ansızın gelecek ve farkında bile olmayacaklar.
آية رقم 203
Ardından: “Acaba bize mühlet verilir mi” derler.
آية رقم 204
Onlar yine de azabımızın çarçabuk gelmesini mi istiyorlar?
آية رقم 205
(Ey Muhammed!) Ne dersin? Biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak...
آية رقم 206
Sonra kendilerine vaadedilen başlarına gelse, (halleri nice olurdu?)
آية رقم 207
(Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamayacaktır.
آية رقم 209
"Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalimler değiliz."
آية رقم 211
Zaten bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez.
آية رقم 212
Çünkü onlar (vahyedileni) duymaktan kesinlikle uzak tutulmuşlardır.
آية رقم 216
Eğer sana karşı gelirlerse, de ki; “Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım.”
آية رقم 218
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
آية رقم 219
Secde edenler ile (secdeye) yatıp kalktığın zaman da görür.
آية رقم 220
Şüphesiz O; hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
آية رقم 223
Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.
تقدم القراءة