سورة الشعراء

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

ترجمة معاني سورة الشعراء باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الناشر

مجمع الملك فهد

آية رقم 1
Tâ. Sîn. Mîm.
آية رقم 6
Üstelik (ona) «yalandır» derler, fakat alay edip durdukları şeylerin haberleri yakında onlara gelecektir.
آية رقم 9
Şüphe yok ki Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
آية رقم 11
Firavun'un kavmine. Hâlâ (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar?
آية رقم 12
Musa şöyle dedi: Rabbim! Doğrusu, beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum.
آية رقم 14
Onların bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ötürü beni öldürmelerinden korkuyorum.
Allah buyurdu: Hayır (seni asla öldüremezler)! İkiniz mucizelerimizle gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz.
(Kendisine Allah'ın emri tebliğ edilince Firavun) dedi ki: Biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının birçok yıllarını aramızda geçirmedin mi?
آية رقم 20
Mûsâ da demişti ki: "Ben onu o zaman cahillerden biri olarak, bilmeyerek yapmıştım."
آية رقم 22
O nimet diye başıma kaktığın ise, (aslında) İsrailoğullarını kendine kul köle etmendir.
Musa cevap verdi: Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız, (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir.
آية رقم 26
Musa dedi ki: O, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir.
Musa devamla şunu söyledi: Şayet aklınızı kullansanız (anlarsınız ki), O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir.
آية رقم 32
Bunun üzerine Musa asâsını atıverdi; bir de ne görsünler, asâ apaçık koca bir yılan (oluvermiş).
آية رقم 33
Elini de (koynundan) çıkardı; o da seyredenlere bembeyaz görünen (nur saçan bir şey oluvermiş)!
آية رقم 36
Etrafındakiler de ona şöyle demişlerdi: "Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder.
آية رقم 37
Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler.
آية رقم 38
Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde biraraya getirildi.
آية رقم 39
Halka: Siz de toplanıyor musunuz (haydi hemen toplanın), denildi. 
آية رقم 40
(Firavunun adamları:) Eğer üstün gelirlerse, herhalde sihirbazlara uyarız, dediler.
آية رقم 42
Firavun cevap verdi: Evet, o takdirde hiç şüphe etmeyin, gözde kimselerden de olacaksınız.
Bunun üzerine iplerini ve değneklerini attılar ve: Firavun'un kudreti hakkı için elbette bizler galip geleceğiz, dediler.
آية رقم 46
(Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.
Firavun, (kızgınlık içinde) dedi ki: Ben size izin vermeden ona iman ettiniz ha! Demek ki size sihri öğreten büyüğünüzmüş o! Ama şimdi (size yapacağımı görecek ve) bileceksiniz. Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi astıracağım!
آية رقم 54
«Esasen bunlar, sayıları az, bölük pörçük bir cemaattır.»
آية رقم 55
«(Böyle iken) kesinkes bizi öfkelendirmişlerdir.»
آية رقم 56
«Biz ise, elbette uyanık (ve yek vücut) bir cemaatız.» (diyor ve dedirtiyordu).
آية رقم 57
Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, çıkardık.
آية رقم 58
Hâzinelerden ve değerli bir yerden çıkardık.
آية رقم 60
Derken (Firavun ve adamları) gün doğumunda onların ardına düştüler.
آية رقم 64
Ötekilerini de oraya yaklaştırdık.
آية رقم 68
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
آية رقم 69
(Rasûlüm!) Onlara İbrahim’in haberini de naklet.
آية رقم 71
«Putlara tapıyoruz ve onlara tapmaya devam edeceğiz» diye cevap verdiler.
آية رقم 72
İbrahim: Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?
آية رقم 74
Şöyle cevap verdiler: Hayır, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk.
آية رقم 75
İbrahim dedi ki: İyi ama,neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?
آية رقم 76
İster sizin, ister önceki atalarınızın.
آية رقم 77
İyi bilin ki onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur);
آية رقم 81
Benim canımı alacak, sonra beni diriltecek O’dur.
آية رقم 86
Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et). Çünkü o sapıklardandır.
آية رقم 87
(İnsanların) dirilecekleri gün, beni mahcup etme.
آية رقم 89
Ancak Allah'a kalbi selîm (temiz bir kalp) ile gelenler (o günde fayda bulur).
آية رقم 90
(O gün) cennet, takvâ sahiplerine yaklaştırılır.
آية رقم 91
Cehennem de azgınlara apaçık gösterilir.
آية رقم 93
Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerine (olsun) yardımları dokunuyor mu? denilir.
آية رقم 94
Artık onlar, o azgınlar toptan oraya tepetaklak (cehenneme) atılırlar
آية رقم 98
Çünkü biz sizi âlemlerin Rabbi ile eşit tutuyorduk.
آية رقم 104
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
آية رقم 105
Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladılar.
آية رقم 106
Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
آية رقم 107
Bilin ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
آية رقم 108
Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
آية رقم 110
Onun için, Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
آية رقم 111
Onlar şöyle cevap verdiler. Sana düşük seviyeli kimseler tâbi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç! 
آية رقم 119
Bunun üzerine biz onu ve beraberindekileri, o dolu geminin içinde (taşıyarak) kurtardık.
آية رقم 122
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
آية رقم 123
Âd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
آية رقم 124
Kardeşleri Hûd onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
آية رقم 125
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
آية رقم 126
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
آية رقم 128
Siz her yüksek yere bir alâmet (köşk) dikerek eğleniyor musunuz?
آية رقم 129
Temelli kalacağınızı umarak sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?
آية رقم 130
Yakaladığınız zaman, zorbalar gibi mi yakalıyorsunuz?
آية رقم 131
Artık Allah’tan korkun ve bana itaat edin.
آية رقم 132
Bildiğiniz şeyleri size veren, (Allah'a karşı gelmek) den sakının.
آية رقم 133
Size nimetler (davarlar), oğullar, ihsan eden
آية رقم 135
Doğrusu sizin hakkınızda muazzam bir günün azabından endişe ediyorum.
آية رقم 137
Bu, öncekilerin geleneğinden (masallarından) başka bir şey değildir.
Böylece onu yalancılıkla suçladılar; biz de kendilerini helâk ettik. Doğrusu bunda büyük bir ibret vardır; ama çokları iman etmezler.
آية رقم 140
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
آية رقم 141
Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
آية رقم 142
Kardeşleri Sâlih onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
آية رقم 143
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
آية رقم 144
Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
آية رقم 146
Siz burada, güven içinde bırakılacak mısınız (sanırsınız)!
آية رقم 148
ekinlerin, salkımları sarkmış hurmalıkların arasında
آية رقم 149
(Böyle sanıp) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz (oyup yapıyorsunuz).
آية رقم 150
Artık Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
آية رقم 155
Salih: İşte (mucize) bu dişi devedir; onun bir su içme hakkı vardır, belli bir günün içme hakkı da sizindir, dedi.
آية رقم 156
Ona bir kötülükle ilişmeyin, yoksa sizi muazzam bir günün azabı yakalayıverir.
آية رقم 157
Buna rağmen onlar deveyi kestiler; ama pişman da oldular.
آية رقم 159
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir. 
آية رقم 160
Lût kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı.
آية رقم 161
Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
آية رقم 162
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
آية رقم 163
Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
آية رقم 165
İnsanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?
آية رقم 167
Onlar şöyle dediler: Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmişlerden olacaksın!
آية رقم 168
Lût: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim!
آية رقم 169
Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar.
آية رقم 170
Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.
آية رقم 171
Ancak yaşlı bir kadın dışında O, geride kalanlardan (oldu).
آية رقم 173
Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!
آية رقم 175
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
آية رقم 176
Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı.
آية رقم 177
Şuayb onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
آية رقم 178
Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
آية رقم 179
Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.
آية رقم 183
İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. 
آية رقم 185
Onlar söyle dediler: Sen, olsa olsa iyice büyülenmiş birisin!
Velhasıl onu yalancı saydılar da, kendilerini o gölge gününün azabı yakalayıverdi. Gerçekten o, muazzam bir günün azabı idi!
آية رقم 191
Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
آية رقم 192
Muhakkak ki o (Kur'an) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
آية رقم 193
(Rasûlüm!) Onu Rûhu'l-emîn (Cebrail) indirmiştir.
آية رقم 196
O, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır.
آية رقم 202
İşte bu (azap) onlara, kendileri farkında olmadan, ansızın geliverecektir.
آية رقم 203
O zaman: Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba? diyeceklerdir.
آية رقم 204
(Durmadan mucize talebiyle) onlar bizim azabımızı mı çarçabuk istiyorlardı?
آية رقم 205
Ne dersin! Eğer biz onları yıllarca yaşatıp nimetlerden faydalandırsak,
آية رقم 208
Biz hiçbir memleketi, (gönderdiğimiz) uyarıcıları (peygamberleri) olmadan yok etmemişizdir.
آية رقم 212
Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır.
آية رقم 216
Şayet sana karşı gelirlerse de ki: Ben sizin yaptıklarınızdan muhakkak ki uzağım.
آية رقم 217
Sen O mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
آية رقم 218
O ki, (gece namaza) kalktığın zaman seni görüyor.
آية رقم 219
Secde edenler arasında dolaşmanı da (görüyor).
آية رقم 220
Her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilen, muhakkak ki O'dur.
آية رقم 222
Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler.
آية رقم 223
Bunlar, (şeytanlara) kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar.
آية رقم 224
Şairler(e gelince), onlara da sapıklar uyarlar.
آية رقم 226
Ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?
Ancak iman edip salih ameller işleyenler, Allah’ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
تقدم القراءة