سورة الحجر

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

ترجمة معاني سورة الحجر باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الناشر

مجمع الملك فهد

آية رقم 2
O küfredenler, (âhirette hesap için bir araya getirilip gerçekle karşılaşınca pişmanlık duyarlar ve) "Keşke müslüman olsaydık" derler.
آية رقم 3
Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!
آية رقم 12
İşte böylece biz onu, (şirki ve inkârcılığı) suçluların kalplerine böyle sokarız.
آية رقم 13
Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hâlâ buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.
آية رقم 18
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.
آية رقم 20
Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasıtaları yarattık.
آية رقم 23
Şüphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz! Ve her şeye biz vâris oluruz.
آية رقم 25
Şüphesiz hepsini de haşredecek (kıyâmette toplayacak) olan Rabbindir; çünkü O, hikmet sahibidir; her şeyi hakkıyla bilendir.
آية رقم 34
Allah şöyle buyurdu: Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun!
آية رقم 36
(İblis:) Rabbim! Öyle ise, (varlıkların) tekrar dirileceği güne kadar bana mühlet ver, dedi.
آية رقم 37
Allah: Sen kendilerine mühlet verilenlerdensin, buyurdu.
(İblis) dedi ki: Rabbim! beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!
آية رقم 41
(Allah) şöyle buyurdu: «İşte bana varan dosdoğru yol budur.»
آية رقم 43
Muhakkak cehennem, onların hepsine vâdolunan yerdir.
آية رقم 45
(Allah'ın azabından korkup rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
آية رقم 46
«Oraya emniyet ve selâmetle girin» (denilir, onlara).
Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.
آية رقم 49
(Rasûlüm!) Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.
آية رقم 51
Onlara İbrahim'in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver. 
آية رقم 54
(İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.
آية رقم 58
Dediler ki: «Biz, suçlu bir topluma (onları helâk etmeye) gönderildik.»
آية رقم 60
«(Fakat Lût'un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.»
آية رقم 62
Lût onlara: «Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz» dedi.
آية رقم 63
Dediler ki: «Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.
آية رقم 64
Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.
Ona (Lût'a) şu hükmümüzü vahyettik: «Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır.»
آية رقم 67
Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiler.
آية رقم 68
(Lût) onlara «Bunlar benim misafirimdir. Sakın beni utandırmayın; dedi.
آية رقم 70
Kavmi de Lût'a şöyle demişlerdi: "Seni âlemlerden (birini misafir etmekten) menetmemiş miydik?
آية رقم 71
(Lût:) İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin), dedi.
آية رقم 72
(Rasûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
آية رقم 73
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
آية رقم 74
Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
آية رقم 76
Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
آية رقم 79
Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.
آية رقم 81
Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.
آية رقم 83
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.
آية رقم 84
Kazanmış oldukları şeyler, (başlarına geleni) onlardan savamamıştı.
آية رقم 90
Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara (onu bölük pörçük edenlere) azabı indirmişizdir.
آية رقم 92
Rabbin hakkı için, mutlaka onların hepsini sorguya çekeceğiz.
آية رقم 95
(Seninle) alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
آية رقم 97
Onların söyledikleri şeyler yüzünden senin canının sıkıldığını andolsun biliyoruz.
تقدم القراءة