ترجمة معاني سورة الحجر باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مجمع الملك فهد
مجموعة من العلماء
آية رقم 1
Elif. Lâm. Râ. Bunlar Kitab’ın ve apaçık bir Kur'an’ın âyetleridir.
آية رقم 2
O küfredenler, (âhirette hesap için bir araya getirilip gerçekle karşılaşınca pişmanlık duyarlar ve) "Keşke müslüman olsaydık" derler.
آية رقم 3
Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!
آية رقم 4
Helâk ettiğimiz hiçbir ülke yoktur ki hakkında (bizce) bilinen bir yazgı olmasın.
آية رقم 5
Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.
آية رقم 6
Dediler ki: «Ey kendisine Kur’an indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun!»
آية رقم 7
«Eğer doğru söyleyenlerden idiysen, bize melekleri getirmeliydin.»
آية رقم 8
Biz melekleri ancak hak ile indiririz. O zaman onlara mühlet verilmez.
آية رقم 9
Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.
آية رقم 10
Andolsun, senden önceki milletler arasında da elçiler gönderdik.
آية رقم 11
Onlara bir peygamber gelmeye dursun, hemen onunla alay ederlerdi.
آية رقم 12
ﮰﮱﯓﯔﯕ
ﯖ
İşte böylece biz onu, (şirki ve inkârcılığı) suçluların kalplerine böyle sokarız.
آية رقم 13
Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hâlâ buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.
آية رقم 14
Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıksalar,
آية رقم 15
yine de «Gözlerimiz boyandı, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır» derler.
آية رقم 16
Gökte büyük yıldızlar yarattık ve onları bakanlar için süsledik.
آية رقم 17
ﭙﭚﭛﭜﭝ
ﭞ
Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk.
آية رقم 18
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.
آية رقم 19
Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.
آية رقم 20
Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasıtaları yarattık.
آية رقم 21
Her şeyin hâzineleri yalnız bizim yanımızdadır. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
آية رقم 22
Bulut yüklü rüzgarları gönderdik de gökten su indirdik ve onunla sizi suladık. Yoksa siz suyu toplayamazdınız.
آية رقم 23
ﮕﮖﮗﮘﮙﮚ
ﮛ
Şüphesiz biz diriltir ve biz öldürürüz! Ve her şeye biz vâris oluruz.
آية رقم 24
Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, geri kalanları da biliriz.
آية رقم 25
Şüphesiz hepsini de haşredecek (kıyâmette toplayacak) olan Rabbindir; çünkü O, hikmet sahibidir; her şeyi hakkıyla bilendir.
آية رقم 26
Andolsun biz insanı, (pişmiş) kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattık.
آية رقم 27
Cinleri de daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.
آية رقم 28
Hani Rabbin meleklere demişti ki: «Ben kupkuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.»
آية رقم 29
«Ona şekil verdiğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın!»
آية رقم 30
ﯶﯷﯸﯹ
ﯺ
Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.
آية رقم 31
Fakat İblis hariç! O, secde edenlerle beraber olmaktan kaçındı.
آية رقم 32
(Allah:) Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir? dedi.
آية رقم 33
(İblis:) Ben kuru bir çamurdan, şekillenmiş kara balçıktan yarattığın bir insana secde edecek değilim, dedi.
آية رقم 34
ﭦﭧﭨﭩﭪ
ﭫ
Allah şöyle buyurdu: Öyle ise oradan çık! Artık kovuldun!
آية رقم 35
ﭬﭭﭮﭯﭰﭱ
ﭲ
Muhakkak ki kıyamet gününe kadar lânet senin üzerine olacaktır!
آية رقم 36
ﭳﭴﭵﭶﭷﭸ
ﭹ
(İblis:) Rabbim! Öyle ise, (varlıkların) tekrar dirileceği güne kadar bana mühlet ver, dedi.
آية رقم 37
ﭺﭻﭼﭽ
ﭾ
Allah: Sen kendilerine mühlet verilenlerdensin, buyurdu.
آية رقم 38
ﭿﮀﮁﮂ
ﮃ
Bilinen bir vakte kadar.
آية رقم 39
(İblis) dedi ki: Rabbim! beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!
آية رقم 40
ﮏﮐﮑﮒ
ﮓ
Ancak onlardan ihlâslı kulların müstesna.
آية رقم 41
ﮔﮕﮖﮗﮘ
ﮙ
(Allah) şöyle buyurdu: «İşte bana varan dosdoğru yol budur.»
آية رقم 42
«Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna.»
آية رقم 43
ﮦﮧﮨﮩ
ﮪ
Muhakkak cehennem, onların hepsine vâdolunan yerdir.
آية رقم 44
Cehennemin yedi kapısı vardır. Onlardan her kapı için birer grup ayrılmıştır.
آية رقم 45
ﯕﯖﯗﯘﯙ
ﯚ
(Allah'ın azabından korkup rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
آية رقم 46
ﯛﯜﯝ
ﯞ
«Oraya emniyet ve selâmetle girin» (denilir, onlara).
آية رقم 47
Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.
آية رقم 48
Onlara orada hiçbir yorgunluk gelmeyecek ve onlar, oradan çıkarılmayacaklardır.
آية رقم 49
(Rasûlüm!) Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.
آية رقم 50
ﯻﯼﯽﯾﯿ
ﰀ
Benim azabımın elem verici bir azap olduğunu da bildir.
آية رقم 51
ﰁﰂﰃﰄ
ﰅ
Onlara İbrahim'in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver.
آية رقم 52
Onun yanına girdikleri zaman, «selam» dediler. (İbrahim:) Biz sizden çekiniyoruz, dedi.
آية رقم 53
Dediler ki: Korkma; biz sana bilgin bir oğul müjdeliyoruz.
آية رقم 54
(İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.
آية رقم 55
Sana gerçeği müjdeledik, sakın ümitsizliğe düşenlerden olma! dediler.
آية رقم 56
(İbrahim:) dedi ki: Rabbinin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?
آية رقم 57
ﭽﭾﭿﮀﮁ
ﮂ
«Ey elçiler! (Başka) ne işiniz var?» dedi.
آية رقم 58
ﮃﮄﮅﮆﮇﮈ
ﮉ
Dediler ki: «Biz, suçlu bir topluma (onları helâk etmeye) gönderildik.»
آية رقم 59
ﮊﮋﮌﮍﮎﮏ
ﮐ
«Ancak Lût ailesi hariç. Onların hepsini kurtaracağız.»
آية رقم 60
ﮑﮒﮓﮔﮕﮖ
ﮗ
«(Fakat Lût'un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.»
آية رقم 61
ﮘﮙﮚﮛﮜ
ﮝ
Elçiler Lût âilesine gelince,
آية رقم 62
ﮞﮟﮠﮡ
ﮢ
Lût onlara: «Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz» dedi.
آية رقم 63
Dediler ki: «Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.
آية رقم 64
ﮫﮬﮭﮮ
ﮯ
Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.
آية رقم 65
Gecenin bir bölümünde aile fertlerini yola çıkar, sen de arkalarından yürü. Sizden hiç kimse, sakın dönüp de ardına bakmasın, istenen yere gidin.»
آية رقم 66
Ona (Lût'a) şu hükmümüzü vahyettik: «Sabaha çıkarlarken mutlaka onların ardı kesilmiş olacaktır.»
آية رقم 67
ﯪﯫﯬﯭ
ﯮ
Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiler.
آية رقم 68
ﯯﯰﯱﯲﯳﯴ
ﯵ
(Lût) onlara «Bunlar benim misafirimdir. Sakın beni utandırmayın; dedi.
آية رقم 69
ﯶﯷﯸﯹ
ﯺ
Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin!»
آية رقم 70
ﯻﯼﯽﯾﯿ
ﰀ
Kavmi de Lût'a şöyle demişlerdi: "Seni âlemlerden (birini misafir etmekten) menetmemiş miydik?
آية رقم 71
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖ
ﭗ
(Lût:) İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin), dedi.
آية رقم 72
ﭘﭙﭚﭛﭜ
ﭝ
(Rasûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
آية رقم 73
ﭞﭟﭠ
ﭡ
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
آية رقم 74
Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
آية رقم 75
ﭫﭬﭭﭮﭯ
ﭰ
İşte bunda ibret alanlar için işaretler vardır.
آية رقم 76
ﭱﭲﭳ
ﭴ
Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
آية رقم 77
ﭵﭶﭷﭸﭹ
ﭺ
Hakikaten bunda iman edenler için bir ibret vardır.
آية رقم 78
ﭻﭼﭽﭾﭿ
ﮀ
Eyke halkı da gerçekten zalim idiler..
آية رقم 79
ﮁﮂﮃﮄﮅ
ﮆ
Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.
آية رقم 80
ﮇﮈﮉﮊﮋ
ﮌ
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
آية رقم 81
ﮍﮎﮏﮐﮑ
ﮒ
Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.
آية رقم 82
ﮓﮔﮕﮖﮗﮘ
ﮙ
Onlar, dağlardan emniyet içinde kalacakları evler oyarlardı.
آية رقم 83
ﮚﮛﮜ
ﮝ
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.
آية رقم 84
ﮞﮟﮠﮡﮢﮣ
ﮤ
Kazanmış oldukları şeyler, (başlarına geleni) onlardan savamamıştı.
آية رقم 85
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.
آية رقم 86
ﯗﯘﯙﯚﯛ
ﯜ
Şüphesiz Rabbin hakkıyla yaratan pek iyi bilendir.
آية رقم 87
Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti ve Yüce Kur'an'ı verdik.
آية رقم 88
Onlardan bazı sınıflara verdiğimiz dünyalığa gözlerini dikme; onlara da üzülme. Mü'minleri ise, kanatların altına al (onlara karşı alçak gönüllü ol).
آية رقم 89
ﯵﯶﯷﯸﯹ
ﯺ
De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.
آية رقم 90
ﯻﯼﯽﯾ
ﯿ
Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara (onu bölük pörçük edenlere) azabı indirmişizdir.
آية رقم 91
ﭑﭒﭓﭔ
ﭕ
Onlar, Kur'an'ı bölüp ayıranlardır.
آية رقم 92
ﭖﭗﭘ
ﭙ
Rabbin hakkı için, mutlaka onların hepsini sorguya çekeceğiz.
آية رقم 93
ﭚﭛﭜ
ﭝ
Yaptıklarından dolayı.
آية رقم 94
ﭞﭟﭠﭡﭢﭣ
ﭤ
Sana emrolunanı açıkça söyle ve ortak koşanlardan yüz çevir!
آية رقم 95
ﭥﭦﭧ
ﭨ
(Seninle) alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
آية رقم 96
Onlar Allah ile beraber başka bir tanrı edinenlerdir. (Kimin doğru olduğunu) yakında bilecekler!
آية رقم 97
Onların söyledikleri şeyler yüzünden senin canının sıkıldığını andolsun biliyoruz.
آية رقم 98
ﭻﭼﭽﭾﭿﮀ
ﮁ
Sen şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!
آية رقم 99
ﮂﮃﮄﮅﮆ
ﮇ
Ve sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!
تقدم القراءة