سورة الصافات

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

ترجمة معاني سورة الصافات باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الناشر

مجمع الملك فهد

آية رقم 3
zikir okuyanlara yemin ederim ki,
آية رقم 7
(Gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan korumak için.
آية رقم 10
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
آية رقم 12
Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.
آية رقم 13
Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.
آية رقم 16
Gerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı , diriltileceğiz ?
آية رقم 17
«İlk atalarımız da mı (diriltilecek)?»
آية رقم 18
De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).
آية رقم 19
O (diriltme) korkunç bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar.
آية رقم 20
(Durumu gören kâfirler:) Eyvah bize! Bu ceza günüdür, derler.
آية رقم 23
Ve Allah'tan başka tapmış oldukları putlarını onlara cehennemin yolunu gösterin.
آية رقم 24
Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler! 
آية رقم 27
(İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.
آية رقم 28
(Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan (hayır yönünden) gelirdiniz (de bizi ondan alıkordunuz.)
آية رقم 29
(Ötekiler de:) «Bilâkis, derler, siz inanan kimseler değildiniz.
آية رقم 31
«Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız.»
آية رقم 32
«Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de azmıştık.»
آية رقم 36
«Mecnun bir şair için biz ilahlarımızı bırakacak mıyız?» derlerdi.
آية رقم 39
Çekeceğiniz ceza yapmakta olduğunuzdan başka bir şeyin cezası değildir.
آية رقم 40
Ancak amellerinde ihlâs sahibi olan Allah'ın (O'nu birleyen) kulları bunun dışındadır.
آية رقم 42
türlü meyveler vardır. Kendilerine ikram edilir.
آية رقم 44
karşılıklı koltuklar üzerine kurulmuş oldukları halde,
آية رقم 48
Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır.
آية رقم 49
Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.
آية رقم 50
İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
آية رقم 52
Derdi ki: Sen de (dirilmeye) inananlardan mısın?
آية رقم 53
Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız?
آية رقم 54
(O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi.
آية رقم 55
İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.
آية رقم 57
Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum» dedi.
آية رقم 61
Çalışanlar, böylesi bir kurtuluş için çalışsın.
آية رقم 62
Şimdi, ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
آية رقم 63
Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.
آية رقم 65
Tomurcukları sanki şeytanların başları gibidir.
آية رقم 67
Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.
آية رقم 68
Sonra kesinlikle onların dönüşü, çılgın ateşe olacaktır.
آية رقم 69
Kuşkusuz onlar atalarını sapıklık üzere buldular da
آية رقم 71
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu sapıklığa düştü.
آية رقم 72
Kuşkusuz, biz onlara uyarıcılar göndermiştik.
آية رقم 75
Andolsun, Nuh bize yalvarıp yakardı. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz!
آية رقم 78
Sonradan gelenler içinde ona iyi bir nam bıraktık
آية رقم 82
Nihayet ötekileri (inanmayanları) suda boğduk.
آية رقم 86
«Allah'tan başka birtakım uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz?»
آية رقم 87
«O halde âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?»
آية رقم 88
Bunun üzerine İbrahim yıldızlara şöyle bir baktı.
آية رقم 91
Yavaşça putlarının yanına vardı. (Oraya konmuş yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz? dedi.
آية رقم 93
Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.)
آية رقم 94
(Putperestler) koşarak İbrahim'e geldiler.
آية رقم 95
İbrahim: Yonttuğunuz şeylere mi ibadet edersiniz!
آية رقم 96
Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, dedi.
آية رقم 98
Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık.
آية رقم 99
(Oradan kurtulan İbrahim:) Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek.
آية رقم 101
İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik.
آية رقم 103
Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:
آية رقم 107
Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.
آية رقم 108
Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık:
آية رقم 110
Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız.
آية رقم 112
Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (İbrahim’e) İshak'ı müjdeledik.
Kendisini ve İshak’ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.
آية رقم 116
Kendilerine yardım ettik de galip gelen onlar oldu.
آية رقم 117
Her ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat'ı) verdik.
آية رقم 119
Sonra gelenler içinde, diye (iyi bir nam) bıraktık.
آية رقم 121
Doğrusu biz, iyileri böylece mükâfatlandırırız.
آية رقم 124
(İlyas) milletine: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
آية رقم 125
Yaratanların en iyisi olan, Rabbi olan Allah'ı bırakıp da Ba'l'e mi taparsınız? demişti.
آية رقم 127
Bunun üzerine İlyas'ı yalanladılar. Onun için (cehenneme) götürüleceklerdir.
آية رقم 128
Allah'ın ihlâslı kulları müstesna; onların hepsi
آية رقم 129
sonra gelenler içinde, kendisine bir ün bıraktık,
آية رقم 131
Şüphesiz biz, iyileri işte böyle mükâfatlandırırız.
آية رقم 135
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında,
آية رقم 137
(Ey insanlar!) Elbette siz de sabah onlara uğruyorsunuz.
آية رقم 141
Gemide olanlarla karşılıklı kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu.
آية رقم 142
Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.
آية رقم 146
Ve üstüne (gölge yapması için) kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik.
آية رقم 148
Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.
آية رقم 149
Putperestlere sor; kızlar Rabbinin de, erkekler onların mı?
آية رقم 152
«Allah doğurdu» diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.
آية رقم 155
Hiç düşünmüyor musunuz?
Allah ile cinler arasında da bir soy birliği uydurdular. Andolsun, cinler de kendilerinin hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
آية رقم 159
Allah, onların isnat edegeldiklerinden yücedir, münezzehtir.
آية رقم 160
Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları müstesnadır (onlar azap görmeyeceklerdir).
آية رقم 162
Hiçbiriniz, Allah'a karşı azdırıp saptıramazsınız.
آية رقم 164
(Melekler şöyle derler:) Bizim her birimiz için, bilinen bir makam vardır.
آية رقم 165
Şüphesiz biz, orada sıra sıra dururuz
آية رقم 166
ve şüphesiz Allah'ı tesbih ederiz.
آية رقم 172
Onlar mutlaka zafere ulaşacaklardır.
آية رقم 174
Onun için sen bir süreye kadar onlara aldırma.
آية رقم 175
Onların halini gör, onlar da görecekler.
آية رقم 176
Azabımızı acele mi istiyorlar?
آية رقم 177
Azap yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!
آية رقم 179
Onların halini gör, onlar da göreceklerdir.
آية رقم 180
Senin izzet sahibi Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir.
آية رقم 181
Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun!
تقدم القراءة