سورة القمر

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

ترجمة معاني سورة القمر باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الناشر

مجمع الملك فهد

آية رقم 2
Onlar bir mucize görürlerse hemen yüz çevirirler ve: Eskiden beri devam edegelen bir büyüdür, derler.
آية رقم 3
Yalanladılar ve kendi heveslerine uydular. Halbuki her işin ulaşacağı yeri vardır.
آية رقم 7
Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan (utançtan yere bakar) bir halde
Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanladı, hem de kulumuzun yalancı olduğunda ısrar ederek: O, delirdi, dediler. Ve (Nuh, davetten vazgeçmeye) zorlandı.
آية رقم 10
Bunun üzerine, Rabbine: Ben yenik düştüm, bana yardım et! diyerek yalvardı.
آية رقم 11
Biz de derhal nehir gibi devamlı akan bir su ile göğün kapılarını açtık.
آية رقم 13
Nuh’u da tahtalardan yapılmış, çivilerle çakılmış gemiye bindirdik.
آية رقم 14
İnkâr edilmiş olana (Nuh'a) bir mükâfat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
آية رقم 17
Andolsun biz Kur'an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. (Ondan) öğüt alan yok mu?
آية رقم 18
Âd kavmi (Peygamberleri Hûd'u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler).
آية رقم 20
O rüzgâr, insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.
آية رقم 22
Andolsun biz Kur'an’ı düşünüp öğüt alınsın diye kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mu?
آية رقم 23
Semûd kavmi de uyarıcıları yalanladı.
آية رقم 26
Yarın onlar, çok yalancının ve şımarığın kim olduğunu bileceklerdir.
آية رقم 27
Gerçekten onları imtihan etmek için dişi deveyi gönderen biziz. Sen onları gözetle ve sabret.
آية رقم 29
Arkadaşlarını çağırdılar, o da (bundan cür'et alarak) kılıcını kaptı ve deveyi kesti.
آية رقم 30
(Bu azgınlara) azabım ve uyarılarım nasıl oldu!
آية رقم 31
Biz onların üzerlerine korkunç bir ses gönderdik. Hemen hayvan ağılına konan kuru ot gibi oluverdiler.
آية رقم 32
Andolsun biz Kur'an'ı, anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu?
آية رقم 33
Lût'un kavmi de uyarıcı peygamberleri yalanladı.
آية رقم 36
Andolsun ki, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu tehditleri kuşkuyla karşıladılar.
Onlar Lût'un misafirlerine karşı kötülük yapmayı planlamışlardı. Hemen biz onların gözlerini silme kör ettik. «Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!» (dedik).
آية رقم 38
Bir sabah kendilerine, yakalarını bir daha bırakmayacak olan bir azap gelip çattı.
آية رقم 39
İşte azabımı ve uyarılarımı tadın! (denildi).
آية رقم 40
Andolsun biz Kur'an'ı, öğüt almak için kolaylaştırdık. O halde düşünüp ibret alan yok mu?
آية رقم 42
Lâkin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları güç ve kudretimize lâyık bir şekilde yakaladık.
آية رقم 44
Yoksa «Biz, intikam almağa gücü yeten bir topluluğuz» mu diyorlar?
آية رقم 45
O topluluk yakında bozulacak ve onlar arkalarını dönüp kaçacaklardır.
آية رقم 46
Bilakis kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir ve o saat daha belâlı ve daha acıdır.
آية رقم 47
Şüphesiz suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
آية رقم 50
Bizim buyruğumuz, bir anlık bakış gibi, bir tek sözden başka bir şey değildir.
آية رقم 51
Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helâk etlik. Düşünüp ibret alan yok mu?
آية رقم 52
Yaptıkları her şey kitaplarda (amel defterlerinde) mevcuttur.
آية رقم 53
Küçük büyük her şey satır satır yazılmıştır.
تقدم القراءة