سورة القلم

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

ترجمة معاني سورة القلم باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الناشر

مجمع الملك فهد

آية رقم 2
andolsun ki (Rasûlüm), sen Rabbinin nimeti sayesinde mecnun değilsin.
آية رقم 3
Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır.
آية رقم 5
Yakında sen de göreceksin, onlar da.
آية رقم 6
Hanginizde delilik olduğunu.
آية رقم 8
O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eğme!
آية رقم 9
Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.
آية رقم 10
(Rasûlüm!) Alabildiğine yemin eden, kimselerden hiçbirine, sakın boyun eğme.
آية رقم 11
Aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren,
آية رقم 12
iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış,
آية رقم 13
kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış
آية رقم 16
Biz yakında onun burnuna damga vuracağız (kibirini kırıp rezil edeceğiz)
Biz, vaktiyle bahçe sahiplerine belâ verdiğimiz gibi, onlara da belâ verdik. Hani onlar (bahçe sahipleri), sabah olurken (kimse görmeden) onu (mahsullerini) devşireceklerine yemin etmişlerdi.
آية رقم 18
Onlar istisna da etmiyorlardı.
آية رقم 19
Fakat onlar daha uykudayken Rabbinin katından (gönderilen) kuşatıcı bir âfet (ateş) bahçeyi sarıverdi de,
آية رقم 21
(Beri tarafta ise) onlar, sabah olurken, birbirlerine seslendiler.
آية رقم 23
fısıldaşa fısıldaşa yola koyuldular.
آية رقم 25
(Evet, yoksullara yardıma) güçleri yettiği halde, onları yardımdan mahrum etmek niyet ve azmi ile erkenden yola düştüler.
آية رقم 26
Fakat bahçeyi gördüklerinde: Mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız! dediler.
آية رقم 27
Yok yok, doğrusu biz mahrum bırakılmışız!
آية رقم 28
İçlerinden en makul olanı şöyle dedi: Ben size «Rabbinizi tesbih etsenize» dememiş miydim?
آية رقم 29
Rabbimizi tesbih ederiz; doğrusu biz (kendi kendimize) yazık etmişiz, dediler.
آية رقم 31
(Nihayet) şöyle dediler: Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz.
آية رقم 34
Şu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır.
آية رقم 35
Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri , (o) günahkârlar gibi tutar mıyız hiç?
آية رقم 37
Yoksa size ait bir kitap var da, (bu bâtıl inanışları) onda mı okuyorsunuz?
آية رقم 38
Onda, beğendiğiniz her şey sizin için mutlaka vardır (diye mi yazılı)?
Yoksa, «ne hükmederseniz mutlaka sizindir» diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?
آية رقم 40
Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak?
Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).
(Rasûlüm!) Sen bu sözü (Kur'an'ı) yalan sayanı bana bırak (kendini üzme). Biz onları, bilmedikleri bir yönden yavaş yavaş azaba yaklaştıyoruz.
آية رقم 46
Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar?
آية رقم 47
Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?
آية رقم 50
Fakat ardından, Rabbi onu seçti (vahiy verdi) ve onu sâlihlerden kıldı.
İnkâr edenler Zikr'i (Kur'an ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hâlâ da (kin ve hasetlerinden:) «Hiç şüphe yok o bir delidir» derler.
تقدم القراءة