ترجمة معاني سورة الزخرف باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مجمع الملك فهد
مجموعة من العلماء
آية رقم 1
ﮀ
ﮁ
Ha. Mîm.
آية رقم 2
ﮂﮃ
ﮄ
Apaçık Kitab’a andolsun ki
آية رقم 3
ﮅﮆﮇﮈﮉﮊ
ﮋ
biz, anlayıp düşünmeniz için onu Arapça bir Kur'an kıldık.
آية رقم 4
O, katımızda bulunan Ana Kitap’ta (levhi mahfuzda) mevcut, yüce ve hikmetle dolu bir kitaptır.
آية رقم 5
Siz, haddi aşan kimseler oldunuz diye, sizi Kur'an'la uyarmaktan vaz mı geçelim?
آية رقم 6
ﮝﮞﮟﮠﮡﮢ
ﮣ
Daha önceki milletlere nice peygamberler göndermiştik.
آية رقم 7
Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.
آية رقم 8
Biz bunlardan daha zorba olanları da helâk ettik. Nitekim öncekilerde örneği geçmiştir.
آية رقم 9
Andolsun ki, onlara gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan; «Onları şüphesiz güçlü olan, her şeyi bilen Allah yarattı» derler.
آية رقم 10
O, size yeri beşik kılmış ve doğru gidesiniz diye yeryüzünde size yollar yaratmıştır.
آية رقم 11
Gökten bir ölçüye göre suyu indiren O’dur. Biz onunla (kupkuru), ölü memlekete hayat veririz. İşte siz de böylece (mezarlarınızdan) çıkarılacaksınız.
آية رقم 12
Bütün çiftleri O yaratmıştır. Ve size bineceğiniz gemiler ve hayvanlar vâretmiştir ki,
آية رقم 13
böylece onların sırtına binip üzerlerine yerleşince, Rabbinizin nimetini anarak: Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz, yoksa biz bunlara güç yetiremezdik, diyesiniz.
آية رقم 14
ﮀﮁﮂﮃ
ﮄ
Biz şüphesiz Rabbimize döneceğiz (demelisiniz).
آية رقم 15
Buna rağmen Allah'a kendi kullarından evladlar isnat etmişlerdir. Zaten insan apaçık bir nankördür.
آية رقم 16
Yoksa Allah, yarattıklarından kızları kendisine aldı da oğulları size mi ayırdı?!
آية رقم 17
Onlardan biri, Rahmân'a isnat ettiği kız çocuğuyla müjdelenince, hiddetlenerek yüzü simsiyah kesilir.
آية رقم 18
Süs içinde yetiştirilip savaş edemeyecek olanı mı istemiyorlar? (Onları Allah'ın parçası mı sayıyorlar?)
آية رقم 19
Onlar, Rahmân’ın kulları olan melekleri de dişi saydılar. Acaba meleklerin yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahitlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.
آية رقم 20
Ve dediler ki: Rahmân dileseydi biz onlara tapmazdık. Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Onlar sadece yalan söylüyorlar.
آية رقم 21
Yoksa bundan önce onlara bir kitap verdik de ona mı tutunuyorlar?
آية رقم 22
Hayır! «Sadece, biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izinde gidiyoruz» derler.
آية رقم 23
Senden önce de hangi memlekete uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklıları: Babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerine uyarız, derlerdi.
آية رقم 24
Ben size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz (din)den daha doğrusunu getirmişsem (yine mi bana uymazsınız)? deyince, dediler ki: Doğrusu biz sizinle gönderilen şeyi inkâr ediyoruz.
آية رقم 25
Biz de onlardan intikam aldık. Bak, yalanlayanların sonu nasıl oldu?
آية رقم 26
Bir zaman İbrahim, babasına ve kavmine demişti ki: Ben sizin taptıklarınızdan uzağım.
آية رقم 27
ﮋﮌﮍﮎﮏ
ﮐ
Ben yalnız beni yaratana taparım. Çünkü O, beni doğru yola iletecektir.
آية رقم 28
Bu sözü, ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, insanlar (onun dinine) dönsünler.
آية رقم 29
Doğrusu bunları da atalarını da kendilerine hak ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar geçindirdim.
آية رقم 30
Fakat kendilerine hak gelince: Bu bir büyüdür, biz onu tanımıyoruz, dediler.
آية رقم 31
Ve dediler ki: Bu Kur'an iki şehirden bir büyük adama indirilse olmaz mıydı?
آية رقم 32
Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.
آية رقم 33
Şayet insanların küfürde birleşmiş bir tek ümmet olması (tehlikesi) bulunmasaydı, Rahmân'ı inkâr edenlerin evlerinin tavanlarını ve çıkacakları merdivenleri gümüşten yapardık.
آية رقم 34
ﭑﭒﭓﭔﭕ
ﭖ
Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltukları da (hep gümüşten yapardık).
آية رقم 35
Ve onları ziynetlere boğardık. Bütün bunlar sadece dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret ise, Rabbinin katında, Allah'ın azabından sakınıp rahmetine sığınanlara mahsustur.
آية رقم 36
Kim Rahmân'ı zikretmekten gafil olursa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz.
آية رقم 37
Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
آية رقم 38
O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü arkadaşmışsın! der.
آية رقم 39
Zulmettiğiniz için bugün (nedamet) size hiçbir fayda vermeyecektir. Çünkü siz, azapta ortaksınız.
آية رقم 40
(Rasûlüm!) Sağırlara sen mi işittireceksin; yahut körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi ileteceksin?
آية رقم 41
ﮜﮝﮞﮟﮠﮡ
ﮢ
Biz seni onlardan alıp götürsek de yine onlardan intikam alırız.
آية رقم 42
Yahut onlara vâdettiğimiz azabı, sana gösteririz. Çünkü bizim onlara gücümüz yeter.
آية رقم 43
Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.
آية رقم 44
Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.
آية رقم 45
(Ey Muhammed!) Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimizden sor bakalım, Rahmân'dan başka ibadet olunan ilahlar yaratmış mıyız?
آية رقم 46
Andolsun biz Musa’yı âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına göndermiştik de Musa: Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim, demişti.
آية رقم 47
Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
آية رقم 48
Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.
آية رقم 49
Bunun üzerine dediler ki: Ey büyücü! Sana verdiği ahde göre bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artık doğru yola gireceğiz.
آية رقم 50
Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler.
آية رقم 51
Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: «Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hâla görmüyor musunuz?»
آية رقم 52
«Yoksa ben, kendisi zayıf ve neredeyse söz anlatamayacak durumda bulunan şu adamdan daha hayırlı değil miyim?»
آية رقم 53
«Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında ona yardımcı melekler gelmeli değil miydi?»
آية رقم 54
Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavimdir.
آية رقم 55
ﮨﮩﮪﮫﮬﮭ
ﮮ
Böylece bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.
آية رقم 56
ﮯﮰﮱﯓ
ﯔ
Onları, sonradan gelenlerin geçmişi ve bir ibret örneği kıldık.
آية رقم 57
Meryem oğlu İsa, bir misal olarak anlatılınca senin kavmin hemen bağrışmaya başladılar.
آية رقم 58
Bizim ilâhlarımız mı daha hayırlı, yoksa o mu? dediler. Bunu sana ancak tartışmak için söylediler. Doğrusu onlar kavgacı bir toplumdur.
آية رقم 59
O, sadece kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.
آية رقم 60
Eğer dileseydik, içinizden, yeryüzünde yerinize geçecek melekler yaratırdık.
آية رقم 61
Şüphesiz ki o (İsa), kıyametin (ne zaman kopacağının) bilgisidir. Ondan hiç şüphe etmeyin ve bana uyun; çünkü bu, dosdoğru yoldur.
آية رقم 62
Sakın şeytan sizi yoldan çevirmesin. Çünkü o, sizin için apaçık bir düşmandır.
آية رقم 63
İsa, açık delillerle geldiği zaman demişti ki: Ben size hikmet getirdim ve ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyleyse Allah'tan korkun ve bana itaat edin.
آية رقم 64
Çünkü Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na ibadet edin. İşte bu, doğru yoldur.
آية رقم 65
Ama aralarından çıkan gruplar, bir ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azabı karşısında vay o zulmedenlerin haline!
آية رقم 66
Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
آية رقم 67
O gün, Allah’a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar (bile) birbirlerine düşman kesilirler.
آية رقم 68
Kullarım! Bugün size korku yoktur. Sizler üzülmeyeceksiniz de.
آية رقم 69
ﮭﮮﮯﮰﮱ
ﯓ
Ey âyetlerimize inanan ve müslüman olan
آية رقم 70
ﯔﯕﯖﯗﯘ
ﯙ
siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz!
آية رقم 71
Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedî kalacaksınız.
آية رقم 72
İşte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur.
آية رقم 73
ﯴﯵﯶﯷﯸﯹ
ﯺ
Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz, denilir.
آية رقم 74
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖ
ﭗ
Şüphesiz suçlular cehennem azabında devamlı kalacaklar,
آية رقم 75
ﭘﭙﭚﭛﭜﭝ
ﭞ
azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde kurtuluştan ümit kesmişlerdir.
آية رقم 76
ﭟﭠﭡﭢﭣﭤ
ﭥ
Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir.
آية رقم 77
Ey Mâlik! Rabbin bizim işimizi bitirsin! diye seslenirler. Mâlik de: Siz böyle kalacaksınız! der.
آية رقم 78
Andolsun biz size hakkı getirdik, fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.
آية رقم 79
ﭸﭹﭺﭻﭼ
ﭽ
Yoksa (müşrikler) bir işe kesin karar mı verdiler? Doğrusu biz de kararlıyız!
آية رقم 80
Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, öyle değil; yanlarındaki elçilerimiz (hafaza melekleri de) yazmaktadırlar.
آية رقم 81
De ki: Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!
آية رقم 82
Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın da Rabbi olan Allah onların vasıflandırmalarından yücedir, münezzehtir.
آية رقم 83
Sen bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar bâtıla dalsınlar, oynaya dursunlar.
آية رقم 84
Gökte de yerde de ilah O'dur; O, hikmet sahibidir; her şeyi hakkıyla bilendir.
آية رقم 85
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin mülkü kendisine ait olan Allah ne yücedir! Kıyamet saatini bilmek de O'na mahsustur. Siz O'na döndürüleceksiniz.
آية رقم 86
Allah'ı bırakıp da taptıkları putlar, şefâat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler bunun dışındadır.
آية رقم 87
Andolsun onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette «Allah» derler. O halde nasıl (Allah'a kulluktan) çeviriliyorlar?
آية رقم 88
(Rasûlullah'ın:) Yâ Rabbi! Bunlar, iman etmeyen bir kavimdir, demesine karşı Allah:
آية رقم 89
Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu.
تقدم القراءة