سورة ص

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

ترجمة معاني سورة ص باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الناشر

مجمع الملك فهد

آية رقم 2
küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, bir gurur ve tefrika içindedirler.
Yahut göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyleyse (göklerin) yollarında yükselsinler (görelim)!
آية رقم 11
Onlar, çeşitli gruplardan oluşmuş bir ordudur; işte şurada bozguna uğratılacaklardır.
آية رقم 13
Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da peygamberleri yalanladılar. İşte bunlar da (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır.
آية رقم 14
Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu.
آية رقم 19
toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik. Hepsi O'na yönelmiştir.
آية رقم 20
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.
Dâvûd da şöyle demişti: "Senin koyunu kendi koyunlarına istemekle sana haksızlık etmiş. Ortakların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler; ancak îman edenler ve sâlih amel işleyenler hâriç; bunlar da ne kadar azdır!" Dâvûd, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.
Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.
Yoksa biz, iman edip de sâlih amel işleyenleri, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Veya (Allah'tan) korkanları yoldan çıkanlar gibi mi sayacağız?
(Rasûlüm!) Sana bu mübarek Kitab'ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.
آية رقم 30
Biz Davud'a Süleyman'ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah'a yönelirdi.
آية رقم 31
Akşama doğru kendisine, üç ayağının üzerine durup bir ayağını tırnağının üzerine diken çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu.
آية رقم 33
(O zaman:) onları (atları) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.
Biz, Süleyman'ı, bir imtihana da tâbi tutmuştuk: Onu, tahtı üzerine (bir hastalık yüzünden) ceset haline getirmiştik; sonra yine eski haline dönmüştü.
آية رقم 38
demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları onun emrine verdik.
آية رقم 39
«İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır» dedik.
آية رقم 40
Doğrusu onun, bizim katımızda büyük bir değeri ve güzel bir yeri vardır.
Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık.
آية رقم 46
Biz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık.
آية رقم 49
İşte bu, bir hatırlatmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.
آية رقم 50
Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetleri vardır.
آية رقم 52
Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt güzeller vardır.
آية رقم 53
İşte, hesap günü için size vâdolunan şeyler bunlardır.
آية رقم 56
Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir.
آية رقم 58
Buna benzer daha türlü türlü başkaları da vardır.
(İnkarcıların liderlerine:) İşte bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur (denildiğinde, liderler:) Onlar rahat yüzü görmesin (derler). Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir.
آية رقم 63
Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık?
آية رقم 66
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi (olan Allah) üstündür, çok bağışlayıcıdır.
آية رقم 77
Allah: Çık oradan (cennetten)! Sen artık kovulmuş birisin,
آية رقم 79
İblis: Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi.
آية رقم 82
İblis: Senin izzetine yemin ederim ki, hepsini mutlaka azdıracağım, dedi.
آية رقم 84
Rabbi de şöyle demişti: İşte bu hak ve ben hep hakkı söylerim.
(Rasûlüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir şey iddia edenlerden de değilim."
آية رقم 88
Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra çok iyi öğreneceksiniz.
تقدم القراءة