ترجمة معاني سورة يس باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مجمع الملك فهد
مجموعة من العلماء
آية رقم 1
ﭬ
ﭭ
Yâsîn,
آية رقم 2
ﭮﭯ
ﭰ
Hikmet dolu Kur'an'a yemin ederim ki,
آية رقم 3
ﭱﭲﭳ
ﭴ
Sen şüphesiz peygamberlerdensin.
آية رقم 4
ﭵﭶﭷ
ﭸ
Dosdoğru bir yol üzeresin.
آية رقم 5
ﭹﭺﭻ
ﭼ
(Bu Kur'an) üstün ve çok merhametli Allah tarafından indirilmiştir.
آية رقم 6
Ataları uyarılmamış, bu yüzden kendileri de gaflet içinde kalmış bir toplumu uyarman için indirilmiştir.
آية رقم 7
Andolsun ki onların çoğu gafletlerinin cezasını hak etmişlerdir. Çünkü onlar iman etmiyorlar.
آية رقم 8
Biz, onların boyunlarına halkalar geçirdik. O halkalar çenelere kadar dayanmaktadır. Bu yüzden kafaları yukarı kalkıktır.
آية رقم 9
Önlerinden bir set ve arkalarından bir set çektik de onları kapattık, artık göremezler.
آية رقم 10
Onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir, iman etmezler.
آية رقم 11
Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahmân'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. İşte böylesini, bir mağfiret ve güzel bir mükâfatla müjdele.
آية رقم 12
Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her izi yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (levhi mahfuzda) sayıp yazmışızdır.
آية رقم 13
Onlara, şu şehir halkını misal getir: Hani onlara elçiler gelmişti.
آية رقم 14
İşte o zaman biz, onlara iki elçi göndermiştik. Onları yalanladılar. Bunun üzerine üçüncü bir elçi gönderdik. Onlar: Biz size gönderilmiş Allah elçileriyiz! dediler.
آية رقم 15
Elçilere dediler ki: Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahmân, herhangi bir şey indirmedi. Siz ancak yalan söylüyorsunuz.
آية رقم 16
ﭶﭷﭸﭹﭺﭻ
ﭼ
(Elçiler) dediler ki: Rabbimiz biliyor, biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.
آية رقم 17
ﭽﭾﭿﮀﮁ
ﮂ
«Bizim vazifemiz, açık bir şekilde Allah'ın buyruklarını size tebliğ etmekten başka bir şey değildir» dediler.
آية رقم 18
(Bunun üzerine onlar:) Doğrusu siz bize uğursuz geldiniz. Eğer bu işten vazgeçmezseniz, andolsun sizi taşlarız. Ve bizden size mutlaka fena bir kötülük dokunur, dediler.
آية رقم 19
Elçiler şöyle cevap verdi: Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir. Size nasihat ediliyorsa bu uğursuzluk mudur? Bilakis, siz aşırı giden bir milletsiniz.
آية رقم 20
Derken şehrin öbür ucundan bir adam koşarak geldi. «Ey kavmim! dedi, bu elçilere uyunuz!»
آية رقم 21
«Sizden herhangi bir ücret istemeyen bu kimselere tâbi olun, çünkü onlar hidayete ermiş kimselerdir.»
آية رقم 22
«Bana ne olmuş ki, beni yaratana ibadet etmeyecekmişim! Halbuki, hepiniz O'na döndürüleceksiniz.»
آية رقم 23
"O'ndan başkalarını hiç kendime ilâh edinir miyim? Rahman bana bir zarar vermek isterse, onların şefaatları bana hiç fayda sağlamaz ve beni de kurtaramazlar."
آية رقم 24
ﯪﯫﯬﯭﯮ
ﯯ
«İşte o zaman ben apaçık bir sapıklığın içine gömülmüş olurum.»
آية رقم 25
ﯰﯱﯲﯳ
ﯴ
«Şüphesiz ben, Rabbinize inandım, beni dinleyin.»
آية رقم 26
Gir cennete! «Keşke, dedi, kavmim bilseydi!» denildi.
آية رقم 27
Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını.
آية رقم 28
Biz ondan sonra, onun milletini helâk etmek için üzerlerine gökten herhangi bir ordu indirmedik ve indirecek de değildik.
آية رقم 29
(Onları helâk eden) korkunç sesten başka bir şey değildi. Birdenbire sönüverdiler.
آية رقم 30
Ne yazık şu kullara! Onlara bir peygamber gelmeyegörsün, ille de onunla alay etmeye kalkışırlar.
آية رقم 31
Müşrikler görmüyorlar mı ki, onlardan önce nice kavimleri helâk ettik. Onlar tekrar dönüp de bunlara gelmezler.
آية رقم 32
ﮂﮃﮄﮅﮆﮇ
ﮈ
Elbette onların hepsi (kıyamet gününde) karşımızda hazır bulunacaklar.
آية رقم 33
(Bu hususta) ölü toprak onlar için mühim bir delildir. Biz ona yağmurla hayat verdik ve ondan dane çıkardık. İşte onlar bundan yerler.
آية رقم 34
Biz, yeryüzünde nice nice hurma bahçeleri, üzüm bağları yarattık ve oralarda birçok pınarlar fışkırttık.
آية رقم 35
Ta ki, onların meyvelerinden ve elleriyle bunlardan imal ettiklerinden yesinler. Hâla şükretmeyecekler mi?
آية رقم 36
Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmedikleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah, noksan sıfatlardan münezzehtir.
آية رقم 37
Gece de onlar için bir ibret alâmetidir. Biz ondan gündüzü sıyırıp çekeriz de onlar karanlıklara gömülürler.
آية رقم 38
Güneş, kendine âit bir yer çevresinde akar gider. Bu, dâima gâlip olan ve her şeyi hakkıyla bilen Allah'ın takdiridir.
آية رقم 39
Ay için de birtakım menziller (yörüngeler) tayin ettik. Nihayet o, eğri hurma dalı gibi (hilâl) olur da geri döner.
آية رقم 40
Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.
آية رقم 41
Onların zürriyetlerini dopdolu bir gemide taşımamız da onlar için büyük bir ibrettir.
آية رقم 42
ﭚﭛﭜﭝﭞﭟ
ﭠ
Onlar için, bunun gibi binecekleri başka şeyler de yarattık.
آية رقم 43
Dilesek onları suda boğarız. O zaman ne onların imdadına koşan olur, ne de onlar kurtarılırlar.
آية رقم 44
ﭫﭬﭭﭮﭯﭰ
ﭱ
Ancak bizim tarafımızdan bir rahmet ve belli bir zamana kadar dünyadan faydalandırmamız müstesnadır.
آية رقم 45
Onlara yapmakta olduğunuz ve yapıp arkada bıraktığınız işlerde Allah'tan korkun; umulur ki size merhamet olunur denildiğinde (aldırmazlar).
آية رقم 46
Onlara Rablerinin âyetlerinden bir âyet gelmeyedursun, ille de ondan yüz çevirmişlerdir.
آية رقم 47
Allah’ın size rızık olarak verdiklerinden hayra sarfediniz, denildiğinde, kâfirler müminlere dediler ki: Allah'ın dilediği takdirde doyuracağı kimseleri biz mi doyuracağız? Siz gerçekten apaçık bir sapıklık içindesiniz.
آية رقم 48
Onlar: Eğer gerçekten doğru söylüyorsanız, bu tehdit ne zaman gerçekleşecektir? derler.
آية رقم 49
Onlar, birbirleriyle çekişip dururken kendilerini ansızın yakalayacak korkunç bir sesi bekliyorlar.
آية رقم 50
İşte o anda onlar ne bir vasiyyette bulunabilirler, ne de ailelerine dönebilirler.
آية رقم 51
Nihayet Sûra üfürülecek. Birde bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler.
آية رقم 52
(İşte o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahmân’ın vâdettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler.
آية رقم 53
Olan müthiş bir sesten ibarettir. Bunun üzerine onların hepsi hemen huzurumuzda hazır bulunurlar.
آية رقم 54
O gün hiçbir kimse en ufak bir haksızlığa uğramaz. Siz orada ancak yaptıklarınızın karşılığını alırsınız.
آية رقم 55
O gün cennetlikler, gerçekten nimetler içinde safa sürerler.
آية رقم 56
Onlar ve eşleri gölgeler altında tahtlara kurulurlar.
آية رقم 57
ﭡﭢﭣﭤﭥﭦ
ﭧ
Orada onlar için her çeşit meyve vardır. Bütün arzuları yerine getirilir.
آية رقم 58
ﭨﭩﭪﭫﭬ
ﭭ
Onlara merhametli Rabb'in söylediği selam vardır.
آية رقم 59
ﭮﭯﭰﭱ
ﭲ
«Ayrılın bir tarafa bugün, ey günahkârlar!»
آية رقم 60
«Ey Âdem oğulları! Size şeytana tapmayın, çünkü o sizin apaçık bir düşmanınızdır» demedim mi?
آية رقم 61
ﮃﮄﮅﮆﮇﮈ
ﮉ
«Ve bana kulluk ediniz, doğru yol budur» demedim mi?
آية رقم 62
Şeytan sizden pek çok milleti kandırıp saptırdı. Hâla akıl erdiremiyor musunuz?
آية رقم 63
ﮔﮕﮖﮗﮘ
ﮙ
İşte, bu size vâdedilen cehennemdir.
آية رقم 64
ﮚﮛﮜﮝﮞ
ﮟ
İnkârınız sebebiyle bugün oraya girin!
آية رقم 65
O gün onların ağızlarını mühürleriz; yaptıklarını bize elleri anlatır, ayakları da şahitlik eder.
آية رقم 66
Dilesek onların gözlerini büsbütün kör ederdik. O zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlar, ama nasıl göreceklerdi?
آية رقم 67
Eğer dilesek oldukları yerde onların şekillerini değiştirirdik de ne ileriye gitmeye güçleri yeterdi ne de geri gelmeye!
آية رقم 68
Kime uzun ömür verirsek biz onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç düşünmüyorlar mı?
آية رقم 69
Biz ona (Peygamber'e) şiir öğretmedik. Zaten ona yaraşmazdı da. Onun söyledikleri, ancak Allah'tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
آية رقم 70
Diri olanları uyarsın ve kâfirler cezayı hak etsinler diye.
آية رقم 71
Görmüyorlar mı ki, biz kudretimizin eseri olmak üzere onlar için birçok hayvan yarattık. Bu sayede onlar bunlara sahip olmuşlardır.
آية رقم 72
ﭞﭟﭠﭡﭢﭣ
ﭤ
Bu hayvanları onların emrine verdik. Onların bazısını binek olarak kullanırlar, bazısını besin olarak yerler.
آية رقم 73
Bu hayvanlarda onlar için nice faydalar ve içilecek sütler vardır. Hâla şükretmezler mi?
آية رقم 74
Onlar, yardım göreceklerini umarak Allah’tan başka ilâhlar edindiler.
آية رقم 75
Halbuki ilâhların onlara yardım etmeye güçleri yetmez. Aksine kendileri bunlar için yardıma hazır askerlerdir.
آية رقم 76
(Rasûlüm!) O halde onların sözleri sakın seni üzmesin. Kuşkusuz biz, onların gizlemekte olduklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.
آية رقم 77
İnsan görmez mi ki, biz onu meniden yarattık. Bir de bakıyorsun ki, apaçık düşman kesilmiş.
آية رقم 78
Kendi yaratılışını unutarak bize karşı misal getirmeye kalkışıyor ve: «Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?» diyor.
آية رقم 79
De ki: Onları ilk defa yaratmış olan diriltecek. Çünkü O, her türlü yaratmayı gayet iyi bilir.
آية رقم 80
Yeşil ağaçtan sizin için ateş çıkaran O’dur. İşte siz ateşi ondan yakıyorsunuz.
آية رقم 81
Gökleri ve yeri yaratan, onların benzerlerini yaratmaya kadir değil midir? Evet! Elbette kadirdir. O, her şeyi hakkıyla bilen yaratıcıdır.
آية رقم 82
Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı « OL » demekten ibarettir. Hemen oluverir.
آية رقم 83
Her şeyin mülkü elinde olan Allah, her türlü noksan sıfattan münezzehtir. Sonunda O'na döndürüleceksiniz.
تقدم القراءة