سورة المدثر

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

ترجمة معاني سورة المدّثر باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

مجموعة من العلماء

الناشر

مجمع الملك فهد

آية رقم 1
Ey bürünüp sarınan (Rasûlüm)!
آية رقم 3
Sadece Rabbini büyük tanı.
آية رقم 6
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
آية رقم 7
Rabbinin rızasına ermek için sabret.
آية رقم 13
ve gözü önünde duran oğullar verdiğim,
آية رقم 14
kendisi için (nimetleri önüne) serdikçe serdiğim
آية رقم 15
üstelik o (nimetlerimi) daha da arttırmamı umuyor.
آية رقم 16
Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.
آية رقم 17
Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!
آية رقم 18
Zira o, düşündü taşındı, ölçtü biçti. 
آية رقم 19
Canı çıkasıca, ne biçim ölçtü biçti!
آية رقم 20
Sonra, canı çıkasıca tekrar (ölçtü biçti); nasıl ölçtü biçtiyse!
آية رقم 22
Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.
آية رقم 23
En sonunda, kibirini yenemeyip sırt çevirdi.
آية رقم 24
De: «Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen bir sihirdir.
آية رقم 26
Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım.
آية رقم 28
Hem (bütün bedeni helâk eder, hiçbir şey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o.
آية رقم 29
İnsanın derisini kavurur.
آية رقم 30
Üzerinde on dokuz (muhafız melek) vardır.
Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkârcılar için sadece bir imtinan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanını arttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: «Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?» desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.
آية رقم 32
Hayır hayır (öğüt almazlar). Aya andolsun ki,
آية رقم 35
O (cehennem), büyük musibetlerden biridir.
آية رقم 36
İnsanlık için, uyarıcı.
آية رقم 40
Onlar cennetler içindedir. Uzaktan uzağa sorarlar.
آية رقم 43
Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,
آية رقم 48
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
آية رقم 50
Âdeta yaban eşekleri gibi (hâlâ) öğütten,
Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (İlâhî vahiy) verilmesini istiyor.
آية رقم 54
Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!
آية رقم 55
Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.
تقدم القراءة