سورة الحجر

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

ترجمة معاني سورة الحجر باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام

آية رقم 3
Onları bırak da yesinler, eğlensinler, beklentileri onları oyalasın. Nasıl olsa öğrenecekler.
آية رقم 12
İşte böylece biz onu, (yalanlamayı) suçluların (Mekkeli müşriklerin) kalplerine sokarız.
آية رقم 13
Onlar ona (indirilen kitaba) iman etmezler, oysaki evvelkilerin sünneti de böyle olup gitmiştir.
آية رقم 18
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da ardına açık (yakıcı) bir alev düşer.
آية رقم 20
Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız canlılar için geçimlikler kıldık.
Rüzgârları da (bulutlara yağmur) aşılayıcılar olarak gönderdik. Sonra gökten (buluttan) su indirdik de onunla sizleri suladık ve onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
آية رقم 23
Doğrusu ancak biz, hayat verir ve de öldürürüz. Hepsinin sonrasında (herşeye )varis olanlar da bizleriz.
آية رقم 25
Şüphesiz yalnızca senin Rabbin onların hepsini bir araya toplayacak. Muhakkak O, hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
"(İblis) Ben, kuru bir çamurdan, kara ve (rengi, kokusu değişmiş) bir balçıktan yarattığın bir beşere secde edecek değilim" dedi.
آية رقم 34
Allah dedi ki: Öyleyse ''Cennet'ten çık git. Sen artık kovuldun!.''
آية رقم 36
İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver!” dedi.
آية رقم 37
Allah dedi ki: “O halde sen, kendisine mühlet verilenlerdensin.''
İblis: “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, hepsini saptıracağım.''
آية رقم 41
(Allah Teâlâ:) "Bu benim gösterdiğim dosdoğru yoldur." dedi.
آية رقم 51
Onlara İbrahim’in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver.
Onun yanına girdikleri zaman ona: "Selam!" dediklerinde, o da onlara: “Biz, sizden korkuyoruz.” demişti.
آية رقم 54
İbrahim: “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi.
آية رقم 59
“Ancak Lût ailesi hariç (Onlar suçlu değillerdir). Kesinlikle onların hepsini bundan kurtaracağız.''
آية رقم 60
"Yalnız onun karısını kurtarmayacağız. Onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.''
آية رقم 62
Lût onlara: "Doğrusu siz, hiç tanınmayan kimselersiniz" dedi.
آية رقم 63
Dediler ki: “Evet, fakat biz sana (kavminin) şüphe etmekte olduğu azabı getirdik.”
آية رقم 64
“Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”
آية رقم 68
Lût, dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.”
آية رقم 70
Onlar: "Biz sana insanları misafir etmeni yasaklamadık mı?" dediler.
آية رقم 72
(Ey Muhammed!) Hayatına yemin olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.
آية رقم 73
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
آية رقم 74
Böylece (şehrin) üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
آية رقم 75
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
آية رقم 76
O (şehir, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
آية رقم 79
Onlardan da intikam aldık. Her ikisi de hala görülüp, tanınan bir yol üzerindedirler.
آية رقم 80
Şüphesiz Hicr (Semud) halkı da peygamberleri yalanlamışlardı.
آية رقم 81
Onlara ayetlerimizi gönderdik ama onlardan yüz çevirmişlerdi.
آية رقم 83
Derken sabaha girdiklerinde onları da bir çığlık yakalayıverdi.
آية رقم 90
Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir.
آية رقم 91
Onlar, Kur'an'ı kısım kısım ayırdılar. (Bir kısmına sihir, bir kısmına yalan dediler)
آية رقم 92
Rabbine andolsun ki, onların hepsini yaptıklarından dolayı sorguya çekeceğiz.
آية رقم 94
Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme.
آية رقم 95
Elbette o alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
تقدم القراءة