سورة المؤمنون

الترجمة التركية - شعبان بريتش

ترجمة معاني سورة المؤمنون باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - شعبان بريتش

شعبان بريتش

الترجمة التركية - شعبان بريتش

شعبان بريتش

آية رقم 4
Onlar zekâtı ifa eder (kendilerini maddeten ve manen arındırırlar).
آية رقم 11
Onlar, Firdevs’e varis olacaklardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.
Sonra nutfeyi/spermi, alaka/embriyo haline getirdik. Embriyoyu bir çiğnem et parçası yaptık. Et parçasından kemik yarattık. Kemiğe et giydirdik. Sonra onu (ruh vererek) bambaşka bir varlık olarak yarattık. Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne yücedir.
آية رقم 22
Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
آية رقم 26
Nuh: "Rabbim, beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi.
آية رقم 29
Ve yine şöyle de: Rabbim, beni mübarek bir yere indir. Konuklayanların en hayırlısı sensin!
آية رقم 39
Rabbim, dedi. Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et!
Derken onları hak (olan) bir çığlık yakaladı. Onları bir (sel) süprüntüsü haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim!
آية رقم 46
Firavun’a ve çevresine. Ama onlar, büyüklendiler. Zaten (insanlara) üstünlük taslayan bir kavim idiler.
آية رقم 47
Dediler ki: Bizim gibi iki insana mı iman edeceğiz, üstelik onların kavmi de bize ibadet ederken?
آية رقم 48
Bu sebeple onları yalanladılar da helak edilenlerden oldular.
آية رقم 54
Bir süreye kadar onları kendi sapıklıklarıyla başbaşa bırak.
آية رقم 64
En sonunda onların refaha dalıp gitmiş (zengin ve liderler) olanlarını azapla yakaladığımız zaman, hemen feryadı basarlar.
آية رقم 67
Bununla (Kabe ile) başkalarına karşı büyüklük taslıyor, gece vakti de (Kur'an hakkında) batıl sözler söylüyordunuz.
Eğer hak onların arzularına/hevalarına uysaydı; gökler, yer ve her ikisinin de içindekiler bozulup giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şerefleri olan (Kur’an’ı) verdik. Fakat, onlar (Kur'an'ın) zikrinden yüz çeviriyorlar.
آية رقم 76
Gerçekten biz onları azap ile yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler, O'na dua edip yalvarmadılar.
آية رقم 89
“Allah’tır” diyecekler. Öyleyse nasıl olup da büyüye kapılıp, aldatılıyorsunuz de!
آية رقم 90
Doğrusu onlara hak olanı getirdik, fakat onlar yalancıdırlar.
آية رقم 92
O, gizliyi de açığı da bilendir, onların koştukları şirklerden çok yücedir.
آية رقم 97
Ve de ki:Rabbim, şeytanların vesveselerinden, kışkırtmalarından sana sığınırım!
آية رقم 98
Şeytanların yanımda hazır bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim!
آية رقم 102
Kimlerin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa ermişlerdir.
Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini hüsrana uğratanlardır, Cehennem'de ebedi kalacaklardır.
آية رقم 104
Ateş onların yüzlerini bürüyüp, yakar ve (dudakları da yanar da) dişleri sırıtıp öylece kalır.
آية رقم 107
Rabbimiz! Bizi ateşten çıkar. Eğer (sapıklığa) tekrardan dönersek, biz gerçekten zalimleriz, derler.
آية رقم 108
Allah, aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın! der.
آية رقم 110
Sizse onları alaya aldınız. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
تقدم القراءة