سورة الشعراء

Turkish - Turkish translation

Turkish - Turkish translation kitabından التركية dilinde Şuara Suresi suresinin çevirisi

Turkish - Turkish translation

Verse 1

Şuara Suresi


Tâ, Sîn, Mîm.

"Hem onlarin bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayi korkarim ki, hemen beni öldürürler."

(Allah): "Hayir hayir" buyurdu, "haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Süphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onlari) isitiyoruz."

Musa cevap olarak: "Eger isin gerçegini düsünüp anlayan kisiler olsaniz (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasinda bulunan her seyin Rabbi'dir."

Musa dedi ki: "O sizin de Rabbiniz, daha önce ki atalarinizin da Rabbidir."

Musa devamla söyle söyledi: "Sayet aklinizi kullansaniz (anlarsiniz ki), O, dogunun, batinin ve ikisinin arasinda bulunanlarin Rabbidir."

Elini de (koynundan) çekti çikardi; bakanlara bembeyaz (görünen, nur saçan bir sey) oluverdi.

Böylece, sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.

Firavun cevaben: "Evet, o takdirde hiç süphe etmeyin, gözde kimselerden olacaksiniz" dedi.

Bunun üzerine iplerini ve degneklerini attilar ve "Firavun'un kudreti hakki için süphesiz elbette bizler galip gelecegiz" dediler.
Verse 54

"Esasen bunlar, sayilari azar azar, bölük pörçük bir cemaattir."
Verse 55

"(Böyle iken) hakkimizda çok gayz (öfke) besliyorlar. "
Verse 56

"Biz ise, elbette uyanik (ve tekvücut) bir cemaatiz." (diyor ve dedirtiyordu.)
Verse 57

Ama (sonunda) biz, onlari (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pinarlardan,
Verse 58

Hazinelerden ve serefli makamlardan çikardik.
Verse 60

Derken (Firavun ve adamlari) günes dogmustu ki, onlarin ardina düstüler.

Ve süphesiz, iste o Rabbin, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

(75-76) Ibrahim dedi ki: "Iyi ama, ister sizin, ister önceki atalarinizin olsun, neye taptiginizi (biraz olsun) düsündünüz mü?"
Verse 76

(75-76) Ibrahim dedi ki: "Iyi ama, ister sizin, ister önceki atalarinizin olsun, neye taptiginizi (biraz olsun) düsündünüz mü?"
Verse 90

(O gün) Cennet müttakilere yaklastirilmistir.

(92-93) Onlara, "Allah'i birakip da taptiklariniz, hani nerede? Size yardim edebiliyorlar mi veya kendilerini kurtarabiliyorlar mi?" denilir.

(92-93) Onlara, "Allah'i birakip da taptiklariniz, hani nerede? Size yardim edebiliyorlar mi veya kendilerini kurtarabiliyorlar mi?" denilir.
Verse 94

Ve arkasindan hep onlar (putlar ve azginlar) o cehennemin içine firlatilmaktadirlar.
Verse 95

(95-96) Ve bütün o Iblis ordulari onun içinde birbirleriyle çekisirlerken dediler ki:
Verse 96

(95-96) Ve bütün o Iblis ordulari onun içinde birbirleriyle çekisirlerken dediler ki:
Verse 98

"Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."
Verse 104

Ve süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Verse 107

"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmis güvenilir bir Peygamberim.
Verse 108

"Gelin artik, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Verse 110

"Gelin, artik, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

"Â, dediler, senin ardina hep düsük kimseler düsmüsken, biz sana hiç inanir miyiz?"

Bunun üzerine biz de onu ve beraberindekileri, o dolu gemide tasiyarak kurtardik.
Verse 122

Ve süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Verse 123

Âd (kavmi) de peygamberleri yalancilikla itham etti.
Verse 125

"Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmis, güvenilir bir Peygamberim."
Verse 126

"Gelin artik Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Verse 129

"Temelli kalacaginizi umarak saglam yapilar mi edinirsiniz?"
Verse 130

"Hem tuttugunuz zaman merhametsiz zorbalar gibi tutuyorsunuz."
Verse 134

"Cennet gibi baglar, bahçeler, pinarlar ihsan etmektedir."

Böylece onu yalanci saydilar; biz de kendilerini helak ettik. Süphesiz bunda mutlak bir âyet (alinacak bir ders) vardir, ama çoklari iman etmis degillerdir.
Verse 140

Ve süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Verse 141

Semûd (kavmi) de peygamberleri yalancilikla itham etti.
Verse 143

"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmis güvenilir bir peygamberim."
Verse 144

"Gelin artik, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Verse 150

"Gelin! Allah'tan korkun da bana itaat edin."
Verse 151

(151-152) "Yeryüzünde bozgunculuk yapip dirlik düzenlik vermeyen bozguncularin emrine uymayin."

(151-152) "Yeryüzünde bozgunculuk yapip dirlik düzenlik vermeyen bozguncularin emrine uymayin."

Salih "Iste (mucize) bu disi devedir; su içme hakki (bir gün) onundur, belli bir günün içme hakki da sizin" dedi.
Verse 157

Derken onu kestiler; fakat pisman da oldular.
Verse 159

Ve süphesiz Rabbin, iste O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Verse 162

"Haberiniz olsun ki, ben size gönderilmis güvenilir bir peygamberim."
Verse 163

"Gelin artik, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Verse 169

"Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onlarin yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar."

Ve üzerlerine öyle bir yagmur yagdirdik ki, (uyarilanlarin) o yagmuru ne kötü bir yagmurdu!
Verse 175

Ve süphesiz Rabbin, iste O mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Verse 178

"Haberiniz olsun ki ben size gönderilmis güvenilir bir peygamberim."
Verse 179

"Gelin, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
Verse 191

Ve süphesiz Rabbin, iste O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Verse 192

Ve muhakkak ki bu (Kur'ân) âlemlerin Rabbinin indirmesidir.
Verse 198

(198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydi, yine de ona iman etmezlerdi.

(198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de, bunu o okusaydi, yine de ona iman etmezlerdi.
Verse 200

(200-201) Böylece onu günahkarlarin kalplerine soktuk. (okuyup anladilar, ama yine de) acikli azabi görünceye kadar ona iman etmezler.

(200-201) Böylece onu günahkarlarin kalplerine soktuk. (okuyup anladilar, ama yine de) acikli azabi görünceye kadar ona iman etmezler.
Verse 202

Iste bu (azab) onlara, kendileri farkinda olmadan, ansizin geliverecektir.
Verse 203

O zaman "Bize (iman etmemiz için) mühlet verilir mi acaba?...diyeceklerdir.
Verse 204

(Oysa dünyada iken) Onlar bizim azabimizi çarçabuk istiyorlardi.

Bununla birlikte, biz hangi memleketi helak ettikse muhakkak onu uyarici (peygamberleri) olmustur.
Verse 217

Sen O, mutlak galip ve engin merhamet sahibine güvenip dayan.
Verse 219

Ve secde edenler arasinda dolasmani da (görüyor.)
Verse 223

Onlar, (seytanlara) kulak verirler ve onlarin çogu yalancidir.

(225-226) Onlarin her vadide saskin saskin dolastiklarini ve gerçekte yapmadiklari seyleri söylediklerini görmedin mi?
Verse 226

(225-226) Onlarin her vadide saskin saskin dolastiklarini ve gerçekte yapmadiklari seyleri söylediklerini görmedin mi?
تقدم القراءة