سورة الحجر

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة kitabından التركية dilinde Hicr Suresi suresinin çevirisi

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

İşte böylece biz onu, (yalanlamayı) suçluların (Mekkeli müşriklerin) kalplerine sokarız.
Onlar ona (indirilen kitaba) iman etmezler, oysaki evvelkilerin sünneti de böyle olup gitmiştir.
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da ardına açık (yakıcı) bir alev düşer.
Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız canlılar için geçimlikler kıldık.
Rüzgârları da (bulutlara yağmur) aşılayıcılar olarak gönderdik. Sonra gökten (buluttan) su indirdik de onunla sizleri suladık ve onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
Doğrusu ancak biz, hayat verir ve de öldürürüz. Hepsinin sonrasında (herşeye )varis olanlar da bizleriz.
Şüphesiz yalnızca senin Rabbin onların hepsini bir araya toplayacak. Muhakkak O, hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.
Allah dedi ki: Öyleyse ''Cennet'ten çık git. Sen artık kovuldun!.''
İblis: “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver!” dedi.
Verse 37
Allah dedi ki: “O halde sen, kendisine mühlet verilenlerdensin.''
İblis: “Rabbim! Beni azdırmana karşılık, andolsun ki yeryüzünde kötülükleri onlara güzel göstereceğim, hepsini saptıracağım.''
Verse 51
Onlara İbrahim’in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver.
İbrahim: “Bana yaşlılık gelip çatmış iken beni mi müjdeliyorsunuz? Bana neyi müjdeliyorsunuz?” dedi.
“Ancak Lût ailesi hariç (Onlar suçlu değillerdir). Kesinlikle onların hepsini bundan kurtaracağız.''
"Yalnız onun karısını kurtarmayacağız. Onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.''
Verse 62
Lût onlara: "Doğrusu siz, hiç tanınmayan kimselersiniz" dedi.
Verse 64
“Biz, sana gerçeği getirdik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.”
Lût, dedi ki: “Şüphesiz bunlar benim misafirlerimdir. Sakın beni rezil etmeyin.”
Onlar: "Biz sana insanları misafir etmeni yasaklamadık mı?" dediler.
(Ey Muhammed!) Hayatına yemin olsun ki onlar sarhoşlukları içerisinde bocalayıp duruyorlar.
Verse 73
Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.
Böylece (şehrin) üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
Verse 76
O (şehir, herkesin gelip geçtiği) bir yol üzerinde durmaktadır.
Onlardan da intikam aldık. Her ikisi de hala görülüp, tanınan bir yol üzerindedirler.
Verse 83
Derken sabaha girdiklerinde onları da bir çığlık yakalayıverdi.
Verse 90
Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara azabı indirmişizdir.
Verse 91
Onlar, Kur'an'ı kısım kısım ayırdılar. (Bir kısmına sihir, bir kısmına yalan dediler)
Verse 92
Rabbine andolsun ki, onların hepsini yaptıklarından dolayı sorguya çekeceğiz.
Ey Muhammed! Şimdi sen, sana emrolunanı açıkça ortaya koy ve Allah’a ortak koşanlara aldırış etme.
Verse 95
Elbette o alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
تقدم القراءة