سورة الصافات

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة kitabından التركية dilinde Saffet Suresi suresinin çevirisi

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

Kovularak uzaklaştırılmış (olurlar) ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
Şimdi onlara sor: “Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı?” Doğrusu biz onları, yapışkan bir çamurdan yarattık.
Verse 12
Hayır, sen şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar.
"Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı gerçekten biz mi diriltileceğiz?
Verse 17
“Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?”
Verse 18
De ki: “Evet! Hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
Verse 24
Durdurun onları; çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
Diğerleri de derler ki: "Hayır! Siz iman eden kimseler değildiniz."
Artık Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu (azabı) tadacağız.
Verse 32
Evet! Sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimseler idik.
Verse 48
Yanlarında bakışlarını yalnız kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.
Verse 49
Sanki onlar örtülü yumurtalar gibi bembeyazdır.
Verse 54
(Cennet'e giren) Ona; "Ne olduğunu görüyor musunuz?" der.
"Allah’a yemin ederim ki, sen neredeyse beni de helâk edecektin!" der.
"Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (Cehennem'e) getirilenlerden olurdum."
"Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?Bize azap edilmeyecek miymiş?"
Verse 65
Tomurcukları (ürünleri) sanki Şeytanlar'ın başları gibidir.
Verse 69
Onlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü.
Verse 72
Andolsun ki, onlar arasında uyarıp, korkutanlar göndermiştik.
Verse 78
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
Verse 80
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
Bunun üzerine gizlice onların ilahlarına varıp; “Yemek yemiyor musunuz?” dedi.
Verse 94
Bunun üzerine hemen koşarak kendisine geldiler.
Verse 95
İbrahim onlara: "Ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi.
Verse 96
Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en aşağılık kimseler kıldık.
Verse 101
Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.
Verse 103
Böylece her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) alnı üstü yere yatırdı.
Verse 107
Biz ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
Verse 108
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
Verse 110
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
Verse 116
Onlara yardım ettik. Böylece üstün gelenler onlar oldular.
Verse 119
Sonradan gelenler arasında o ikisi için (güzel bir) nam bıraktık.
Verse 125
"Yaratıcıların en iyisini bırakıp Ba’l (adlı puta) mi ibadet ediyorsunuz?"
Verse 127
Onu yalanladılar, bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır.
Verse 135
Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan oldu.
Verse 137
Siz, sabah vakti onların (diyarından) muhakkak geçip gidiyorsunuz.
Verse 138
Ve geceleyin (de onlara uğruyorsunuz). Yine de akıllanmayacak mısınız?
Verse 142
Derken onu balık yutmuştu, o kınanır bir davranışta bulunmuştu.
Verse 146
Üzerine kabak türünden (gölge yapması için) bir ağaç bitirdik.
Verse 148
Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
Verse 149
Şimdi onlara sor: “Kız çocukları Rabbinin, erkek çocukları da kendilerinin midir?”
Verse 152
“Allah doğurdu.” (diyorlar) Şüphesiz onlar elbette yalancıdırlar.
Verse 155
Düşünüp öğüt almaz mısınız?
Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Andolsun ki, melekler de (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
Verse 159
Allah; onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.
Verse 169
“Gerçekten bizler de, Allah'ın muhlis olan kullarından olurduk.”
Verse 170
Fakat ona (iman etmeyip) kâfir oldular, ileride (küfürlerinin akıbetini) bilecekler.
Verse 171
Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
Verse 175
(Başlarına geleceğini) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.
Verse 176
Yoksa azabımızın çabuk gelmesini mi istiyorlar?
Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kötü olacak!
Verse 179
Ve (başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.
تقدم القراءة