سورة الصافات

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد kitabından التركية dilinde Saffet Suresi suresinin çevirisi

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

الناشر

مجمع الملك فهد

Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder.
Şimdi sor onlara! Yaratma bakımından onlar mı daha zor, yoksa bizim yarattığımız (insanlar) mı? Şüphesiz biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.
Verse 12
Hayır, sen şaşıyorsun. Halbuki onlar alay ediyorlar.
Verse 17
«İlk atalarımız da mı (diriltilecek)?»
Verse 18
De ki: Evet, hem de hor ve hakir olarak (diriltileceksiniz).
O (diriltme) korkunç bir sesten ibaret olacak, o anda hemen onların gözleri açılıp etrafa bakacaklar.
Verse 24
Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler! 
(İşte bu duruma düştükleri vakit) onlardan bir kısmı, diğerlerine yönelir, birbirlerini sorumlu tutmaya çalışırlar.
(Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan (hayır yönünden) gelirdiniz (de bizi ondan alıkordunuz.)
«Onun için Rabbimizin hükmü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı) mutlaka tadacağız.»
Verse 32
«Biz sizi azdırdık. Çünkü kendimiz de azmıştık.»
Verse 40
Ancak amellerinde ihlâs sahibi olan Allah'ın (O'nu birleyen) kulları bunun dışındadır.
Verse 42
türlü meyveler vardır. Kendilerine ikram edilir.
Verse 44
karşılıklı koltuklar üzerine kurulmuş oldukları halde,
Verse 48
Yanlarında güzel bakışlarını yalnız onlara tahsis etmiş, iri gözlü eşler vardır.
Verse 49
Onlar, gün yüzü görmemiş yumurta gibi bembeyazdır.
İşte o zaman, birbirlerine dönerek (dünyadaki hallerini) soracaklar.
Verse 54
(O zât, dünyâda geçmiş olan hâdiseyi bu şekilde anlattıktan sonra Allah Teâlâ orada bulunanlara:) Siz işin gerçeğine vâkıf mısınız? dedi.
İşte o zaman konuşan baktı, arkadaşını cehennemin ortasında gördü.
Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (cehenneme) getirilenlerden olurdum» dedi.
Şimdi, ziyafet olarak, cennet ehli için anılan bu nimetler mi daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?
Verse 63
Biz onu (zakkumu) zalimler için bir fitne (imtihan) kıldık.
Sonra zakkum yemeğinin üzerine onlar için, kaynar su karıştırılmış bir içki vardır.
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu sapıklığa düştü.
Andolsun, Nuh bize yalvarıp yakardı. Biz de duayı ne güzel kabul ederiz!
Verse 82
Nihayet ötekileri (inanmayanları) suda boğduk.
Verse 87
«O halde âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?»
Yavaşça putlarının yanına vardı. (Oraya konmuş yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz? dedi.
Verse 93
Bunun üzerine, yanlarına gelip sağ eliyle vurdu (kırıp geçirdi.)
Verse 96
Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı, dedi.
Böylece ona bir tuzak kurmayı istediler. Fakat biz onları alçaklardan kıldık.
(Oradan kurtulan İbrahim:) Ben Rabbime gidiyorum. O bana doğru yolu gösterecek.
Verse 101
İşte o zaman biz onu uslu bir oğul ile müjdeledik.
Verse 103
Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca:
Verse 107
Biz, oğluna bedel ona büyük bir kurban verdik.
Verse 108
Geriden gelecekler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık:
Verse 112
Sâlihlerden bir peygamber olarak O'na (İbrahim’e) İshak'ı müjdeledik.
Kendisini ve İshak’ı mübarek (kutlu ve bereketli) eyledik. Lâkin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi, kendine açıktan açığa kötülük edenler de olacak.
Verse 117
Her ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat'ı) verdik.
Verse 124
(İlyas) milletine: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?
Verse 125
Yaratanların en iyisi olan, Rabbi olan Allah'ı bırakıp da Ba'l'e mi taparsınız? demişti.
Verse 127
Bunun üzerine İlyas'ı yalanladılar. Onun için (cehenneme) götürüleceklerdir.
Verse 131
Şüphesiz biz, iyileri işte böyle mükâfatlandırırız.
Verse 135
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında,
Verse 137
(Ey insanlar!) Elbette siz de sabah onlara uğruyorsunuz.
Verse 141
Gemide olanlarla karşılıklı kur'a çektiler de kaybedenlerden oldu.
Verse 146
Ve üstüne (gölge yapması için) kabak türünden geniş yapraklı bir nebat bitirdik.
Verse 148
Sonunda ona iman ettiler, bunun üzerine biz de onları bir süreye kadar yaşattık.
Verse 152
«Allah doğurdu» diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.
Verse 159
Allah, onların isnat edegeldiklerinden yücedir, münezzehtir.
Verse 160
Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları müstesnadır (onlar azap görmeyeceklerdir).
Verse 162
Hiçbiriniz, Allah'a karşı azdırıp saptıramazsınız.
Verse 176
Azabımızı acele mi istiyorlar?
Azap yurtlarına indiğinde, uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!
Verse 179
Onların halini gör, onlar da göreceklerdir.
Senin izzet sahibi Rabbin, onların isnat etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir.
Verse 181
Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun!
تقدم القراءة