سورة الحجر

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد kitabından التركية dilinde Hicr Suresi suresinin çevirisi

الترجمة التركية - مجمع الملك فهد

الناشر

مجمع الملك فهد

O küfredenler, (âhirette hesap için bir araya getirilip gerçekle karşılaşınca pişmanlık duyarlar ve) "Keşke müslüman olsaydık" derler.
Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun. (Kötü sonucu) yakında bilecekler!
İşte böylece biz onu, (şirki ve inkârcılığı) suçluların kalplerine böyle sokarız.
Öncekilerin başına gelenlerden ders almaları gerekirken onlar hâlâ buna (Kur'an'a) inanmıyorlar.
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür.
Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasıtaları yarattık.
Şüphesiz hepsini de haşredecek (kıyâmette toplayacak) olan Rabbindir; çünkü O, hikmet sahibidir; her şeyi hakkıyla bilendir.
(İblis:) Rabbim! Öyle ise, (varlıkların) tekrar dirileceği güne kadar bana mühlet ver, dedi.
(İblis) dedi ki: Rabbim! beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlaka azdıracağım!
(Allah'ın azabından korkup rahmetine sığınan) takvâ sahipleri, mutlaka cennetlerde ve pınar başlarında olacaklar.
Verse 46
«Oraya emniyet ve selâmetle girin» (denilir, onlara).
Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar.
Verse 51
Onlara İbrahim'in misafirlerinden (meleklerden) de haber ver. 
(İbrahim:) Bana ihtiyarlık çökmesine rağmen beni müjdeliyor musunuz? Beni ne ile müjdeliyorsunuz? dedi.
«(Fakat Lût'un) karısı müstesna; biz onun geri kalanlardan olmasını takdir ettik.»
Verse 62
Lût onlara: «Hakikaten siz tanınmayan kimselersiniz» dedi.
Dediler ki: «Bilakis, biz sana, onların şüphe etmekte oldukları şeyi (azabı ve helâkı) getirdik.
Verse 64
Sana gerçeği getirdik; biz, hakikaten doğru söyleyenleriz.
Verse 67
Şehir halkı, birbirlerini kutlayarak, (meleklerin yanına) geldiler.
Kavmi de Lût'a şöyle demişlerdi: "Seni âlemlerden (birini misafir etmekten) menetmemiş miydik?
(Lût:) İşte kızlarım! (Düşündüğünüzü) yapacaksanız (onlarla evlenin), dedi.
(Rasûlüm!) Hayatın hakkı için onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı.
Verse 73
Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.
Böylece ülkelerinin üstünü altına getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.
Verse 76
Onlar hâla gözler önünde duran bir yol üzerindedirler.
Biz onlardan da intikam aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir.
Biz onlara mucizelerimizi vermiştik; fakat onlardan yüz çevirmişlerdi.
Verse 83
Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç ses yakaladı.
Verse 90
Nitekim biz, (Kur'an'ı) kısımlara ayıranlara (onu bölük pörçük edenlere) azabı indirmişizdir.
Verse 92
Rabbin hakkı için, mutlaka onların hepsini sorguya çekeceğiz.
Verse 95
(Seninle) alay edenlere karşı biz sana yeteriz.
Onların söyledikleri şeyler yüzünden senin canının sıkıldığını andolsun biliyoruz.
تقدم القراءة