الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم kitabından التركية dilinde Hicr Suresi suresinin çevirisi
الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
الناشر
مركز تفسير للدراسات القرآنية
Verse 1
(Elif, Lam, Ra) Bunun benzeri harfler hakkındaki sözler Bakara Sûresi'nin başında geçmiştir. Yüksek öneme sahip, Allah’ın katından indirildiğine delalet eden bu ayetler, Kur'an’ın tevhidi ve dinî kuralları açıklayan ayetleridir.
Verse 2
Kıyamet günü durum onlar için açıkça ortaya çıkınca ve dünyada içinde bulundukları küfrün batıl olduğu aşikâr olunca, kâfirler Müslüman olmayı temenni edecekler.
Verse 3
-Ey Peygamber!- O yalanlayanları bırak da hayvanlar gibi yesinler, geçici dünya lezzetlerinden faydalansınlar. Uzun emelleri onları iman ve salih amellerden alıkoysun. Onlar, kıyamet günü Allah’ın huzuruna çıktıkları zaman içinde bulundukları hüsranı öğrenecekler.
Verse 4
Biz, zalim ülkelerden hiçbir ülkeyi Allah’ın ilminde öne alınmayan ve ertelenmeyecek belli bir eceli olmadan helak etmedik.
Verse 5
Hiçbir toplumun vadesi dolmadan ölüm vakti gelmez, vadesi dolduğunda da ölümünü erteleyemez. Zalimlerin, Allah’ın onlara süre vermesine aldanmaması gerekir.
Verse 6
Mekke ahalisi kâfirler, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e şöyle dediler: "Ey kendisine kitap indirildiğini iddia eden! Şüphesiz sen bu iddianla bir delisin, bu şekilde delilerin yaptığını yapıyorsun."
Verse 7
Haydi bize, sana şahitlik edecek melekler getir veya inkâr etmemizden ötürü bizim helak olmamızı iste.
Verse 8
Yüce Allah, onların meleklerin gelmesi hakkında ileri sürdükleri önerilerine cevap olarak şöyle buyurdu: Biz melekleri ancak azapla helak olma vaktiniz geldiği zaman hikmetin gereğine uygun olarak indireceğiz. Melekleri getirdiğimiz zaman iman etmezler. Bilakis cezaları çok çabuk görülecektir.
Verse 9
Muhakkak bu Kur’an’ı, insanlara bir öğüt olması için Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-’in kalbine biz indirdik. Elbette o Kur’an’a bir şey eklenmesinden veya çıkartılmasından, değiştirilmesinden veya bozulmasından koruyacak olan da biziz.
Verse 10
-Ey Peygamber!- Kesinlikle senden önce de geçmiş kâfir topluluklara peygamberler gönderdik ve onlar da peygamberlerini yalanladılar. Ümmetinin seni yalanlamasında (yalanlanan) ilk peygamber değilsin.
Verse 11
Geçmiş kâfir topluluklar, kendilerine gelen her bir peygamberi yalanladılar ve onunla alay ettiler.
Verse 12
ﮰﮱﯓﯔﯕ
ﯖ
O geçmiş ümmetlerin kalplerine inkârcılığı yerleştirdiğimiz gibi, aynı şekilde yüz çevirmeleri ve inat etmelerinden ötürü onu Mekkeli müşriklerin kalplerine de yerleştiririz.
Verse 13
Allah’ın, peygamberlerinin getirdiklerini yalanlayanları helak etmedeki sünneti geçmişte yaşandığı halde yine de Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e indirilmiş olan Kur’an’a iman etmiyorlar. O yalanlayanlar muhakkak senden ibret alsınlar.
Verse 14
Onu yalanlayanlar inatçıdırlar. Hak onlara apaçık delillerle açıklansa dahi, onlara gökte bir kapı açsak bile onlar tırmanmaya devam ederler.
Verse 15
Doğruyu söylemezler de şöyle derler: "Kuşkusuz gözlerimiz doğruyu görmekten alıkondu, belki de bizler büyülendik ve görmekte olduğumuz şey bir sihirdir. Biz büyülendik."
Verse 16
Elbette biz, gökyüzüne insanların yolculuklarda kara ve denizlerin karanlığında yollarını bulduğu çok büyük yıldızlar koyduk ve onları, Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın kudretinin bir delili olması için bakan ve gören kimseler için güzelleştirdik.
Verse 17
ﭙﭚﭛﭜﭝ
ﭞ
Gökyüzünü Allah’ın rahmetinden kovulmuş bütün şeytanlardan muhafaza ettik.
Verse 18
Melekler topluluğunu gizlice dinleyen (Şeytan ve cin) ise bundan müstesnadır. Ona da parlak bir gök cismi yetişir ve onu yakıverir.
Verse 19
İnsanların üzerinde yerleşip, yaşaması için yeryüzünü döşeyerek serdik. Ve oraya sabit dağlar yerleştirdik ki (yeryüzü dengesiz hareket etmesin) insanlar sarsılmasın. Ve orada hikmet gereğince takdir edilmiş çeşitli bitkilerden sınırlı bir şekilde yetiştirdik.
Verse 20
-Ey insanlar!- Dünya hayatında olduğunuz sürece sizleri yaşatacak olan yiyecekler ve içecekler var ettik. Sizden başka sizin rızıklandırmadığınız insan ve hayvanlar için de yeryüzünde onları yaşatacak rızık var ettik.
Verse 21
İnsan ve hayvanların faydalandığı her şeyi var etmeye ve insanları faydalandırmaya yalnız biz kadiriz. Bunlardan var ettiğimiz her şeyi hikmetimiz ve irademizin gereğine göre sınırlı miktarda var ederiz.
Verse 22
Biz, bulutları aşılayan rüzgârları gönderdik. Ve aşılanmış bulutlardan yağmur indirdik. Sizleri bu yağmur sularıyla suladık. -Ey insanlar!- Bu suyu yeryüzünde kaynak ve kuyu olması için depolayan siz değilsiniz. Elbette yeryüzünde onu Allah Teâlâ depolar ve korur.
Verse 23
ﮕﮖﮗﮘﮙﮚ
ﮛ
Muhakkak ki ancak biz, onları yoktan var ederek ve ölümlerinin ardından da tekrar dirilterek ölülere hayat veririz ve vadeleri dolduğu zaman da dirileri öldürürüz. Yeryüzünün ve üzerinde olan her şeyin ardından mirasçı olarak kalacak olan da yalnızca biziz.
Verse 24
Elbette sizden önce gelenlerin doğum ve ölümlerini bildiğimiz gibi sizden sonra gelen kimselerin de doğum ve ölümlerini biliriz. Bunlardan hiçbir şey bize gizli kalmaz.
Verse 25
-Ey peygamber!- Senin Rabbin kıyamet günü ihsan edenleri ihsanlarından ötürü ödüllendirmek ve kötülük edenleri de kötülüğünden dolayı cezalandırmak için hepsini bir araya toplayacaktır. Muhakkak O, yönetiminde hikmet ve ilim sahibidir. Ona hiçbir şey gizli kalmaz.
Verse 26
Biz Âdem’i oyulup, kazınması halinde ses çıkaran kuru bir çamurdan yarattık. Onun yaratıldığı bu çamur, çok uzun beklemesi sebebiyle rengi kara, kokusu değişmiş bir çamurdu.
Verse 27
Âdem -aleyhisselam-’ı yaratmadan önce de cinlerin atasını sıcaklığı çok yüksek bir ateşten yarattık.
Verse 28
-Ey Peygamber!- Hani Rabbinin meleklere ve onlarla beraber olan İblis'e "Ben oyulduğu zaman ses çıkaran, kokusu değişmiş, kara, kuru çamurdan bir insan yaratacağım” dediği zamanı hatırla.
Verse 29
Onun suretini/şeklini değiştirip yaratılışını tamamladığımda, emrimi yerine getirmek ve onu selamlamak için hemen ona secde edin.
Verse 30
ﯶﯷﯸﯹ
ﯺ
Meleklerin hepsi, Rablerinin onlara emrettiği gibi emrine boyun eğerek ona secde etmişlerdi.
Verse 31
Fakat -meleklerle beraber ancak bir melek olmayan- (İblis), Âdem’e melekler gibi secde etmekten kaçındı.
Verse 32
Yüce Allah, Âdem’e secde etmekten kaçındıktan sonra İblis'e şöyle dedi: "Benim emrime uyarak secde eden meleklerle beraber seni secde etmemeye taşıyan ve bundan seni alıkoyan nedir?"
Verse 33
İblis kibirlenerek şöyle dedi: "Benim, değişmiş siyah bir balçık olan kuru çamurdan yarattığın insana secde etmem doğru olmaz.''
Verse 34
ﭦﭧﭨﭩﭪ
ﭫ
Yüce Allah, İblis'e şöyle dedi: "Cennet'ten çık git. Artık sen kovuldun.''
Verse 35
ﭬﭭﭮﭯﭰﭱ
ﭲ
Kıyamet gününe kadar üzerine lanet olacak ve rahmetimden kovulmuş olacaksın.
Verse 36
ﭳﭴﭵﭶﭷﭸ
ﭹ
İblis de şöyle dedi: "Ey Rabbim! Mahlûkatın yeniden dirileceği güne kadar bana süre ver ve beni öldürme.''
Verse 37
ﭺﭻﭼﭽ
ﭾ
Yüce Allah İblise dedi ki: “Öyleyse sen, vadesi ertelenerek kendisine mühlet verilenlerdensin.''
Verse 38
ﭿﮀﮁﮂ
ﮃ
Bütün mahlûkatın öldüğü, Sûr'un ilk üflendiği vakte kadar.
Verse 39
İblis de şöyle dedi: "Ey Rabbim! Beni saptırman sebebiyle, ben de yeryüzünde günahları onlara güzel göstereceğim ve onların hepsini doğru yoldan saptıracağım."
Verse 40
ﮏﮐﮑﮒ
ﮓ
Ancak sana ibadet etmesi için seçtiğin kulların hariç.
Verse 41
ﮔﮕﮖﮗﮘ
ﮙ
Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "İşte bu, bana ulaştıran ölçülü bir yoldur.''
Verse 42
Şüphesiz benim ihlaslı kullarım üzerinde senin hiçbir gücün yoktur. Sana tabi olmuş sapıkların dışında, yoldan çıkarmak için onlara musallat olamazsın.
Verse 43
ﮦﮧﮨﮩ
ﮪ
Cehennem, iblis ve ona tabi olan sapıkların hepsinin toplanma yeridir.
Verse 44
Cehennem'in yedi kapısı vardır, (kâfirler) oradan girerler. Kapılarından her bir kapıdan İblis'e uymuş olanlardan sayıları belirlenmiş kimseler Cehennem'e gireceklerdir.
Verse 45
ﯕﯖﯗﯘﯙ
ﯚ
Emrine uyarak ve yasakladığından sakınarak Rablerinden korkanlar Cennetler ve pınarlar içindedirler.
Verse 46
ﯛﯜﯝ
ﯞ
Oraya girerken onlara şöyle denir: "Oraya, musibetlerden selamette ve korkulan şeylerden güven içinde olarak girin.''
Verse 47
Kalplerinde olan bütün kin ve düşmanlığı yok ettik. Birbirini seven kardeşler birbirine bakarak koltuklarda otururlar.
Verse 48
Orada onlara bir yorgunluk isabet etmeyeceği gibi, oradan çıkartılacak da değildirler. Tam aksine orada sonsuza kadar kalıcıdırlar.
Verse 49
-Ey Peygamber!- Onlardan tevbe edenleri bağışlayacağımı ve merhamet edeceğimi kullarıma bildir.
Verse 50
ﯻﯼﯽﯾﯿ
ﰀ
Yine onlara, azabımın çok acı veren bir azap olduğunu bildir. Mağfiretime nail olmak ve azabımdan güvende olabilmek için bana tevbe etsinler.
Verse 51
ﰁﰂﰃﰄ
ﰅ
İbrahim -aleyhisselam-’a bir erkek çocuk ile müjdelemek ve Lut -aleyhisselam-'ın kavmini helak etmek için gelen melek misafirlerinin haberini de bildir.
Verse 52
Onun yanına girdikleri zaman ona şöyle dediler: "Sana selam olsun!" O da, onların verdiği selamdan daha güzel bir selamla onlara karşılık verdi ve onları beşer zannederek yemeleri için onlara kızarmış bir buzağı sundu. Ondan yemediklerini gördüğü zaman onlara şöyle dedi: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz.''
Verse 53
Elçi olan melekler ona şöyle dedi: "Korkma! Biz sana seni sevindirecek bir haber vereceğiz. Muhakkak senin ilim sahibi erkek bir evladın olacak.''
Verse 54
-Kendisine bir erkek çocuk müjdelemelerine şaşıran- İbrahim onlara şöyle dedi: "Benim yaşım geçtiği ve yaşlılık bana gelip çattığı halde mi beni bir erkek çocukla müjdeliyorsunuz? Beni ne yönden müjdelemektesiniz?''
Verse 55
Elçi melekler İbrahim’e şöyle dediler: "Sana içinde hiçbir şüphe bulunmayan gerçeğin müjdesini verdik. Sakın sana müjdelediğimiz konuda ümitsizliğe kapılanlardan olma!''
Verse 56
İbrahim şöyle dedi: "Allah’ın dosdoğru yolundan sapmış olandan başkası, Rabbinin rahmetinden hiç ümit keser mi?"
Verse 57
ﭽﭾﭿﮀﮁ
ﮂ
İbrahim onlara şöyle dedi: "Ey Allah Teâlâ tarafından gönderilen elçiler! O halde sizi buraya getiren nedir?''
Verse 58
ﮃﮄﮅﮆﮇﮈ
ﮉ
Meleklerden olan elçiler şöyle dediler: "Allah bizi, fesadı ve kötülüğü çok büyük bir topluluk olan Lût'un kavmini helak etmek için gönderdi.''
Verse 59
ﮊﮋﮌﮍﮎﮏ
ﮐ
Ancak Lût ailesi ve ona tabi olan müminler ise bunun dışındadır. Helâk onları kapsamayacaktır. Muhakkak ki biz onların hepsini helâk olmaktan kurtaracağız.
Verse 60
ﮑﮒﮓﮔﮕﮖ
ﮗ
Bundan yalnız karısı müstesnadır. Onun helâkın kapsadığı (kurtarılmayıp) kalan kimselerden olmasına hükmettik.
Verse 61
ﮘﮙﮚﮛﮜ
ﮝ
Gönderilmiş (elçi) melekler erkek suretinde Lût'un ailesinin yanına geldikleri zaman...
Verse 62
ﮞﮟﮠﮡ
ﮢ
Lût -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Sizler tanınmayan bir topluluksunuz.''
Verse 63
Elçi melekler Lût'a şöyle dediler: "Korkma ey Lût! Biz sana, kavminin hakkında şüphe içinde oldukları helak edici azabı getirdik.''
Verse 64
ﮫﮬﮭﮮ
ﮯ
Sana içinde bir şaka olmayan hakikati getirdik. Şüphesiz biz sana verdiğimiz haberde doğru söylüyoruz.
Verse 65
Gecenin bir bölümü geçtikten sonra aileni gönder ve sen de onların arkasından git. Sizlerden hiç kimse onların başına ne geldiğini görmek için arkasına da bakmasın. Allah’ın size gitmenizi emrettiği yere kadar da ilerleyin gidin.
Verse 66
Lût -aleyhisselam-'a vahiy yoluyla takdir ettiğimiz şu durumu da öğrettik. Sabaha girdiklerinde (sabahladıklarında) o kavmin en sonuncusu da helâk edilerek kökü kurutulacaktır.
Verse 67
ﯪﯫﯬﯭ
ﯮ
Sedum halkı, Lût'un misafirleriyle çirkin fiili (erkeklerin erkekler ile yaptığı) yapma umuduyla sevinerek geldiler.
Verse 68
ﯯﯰﯱﯲﯳﯴ
ﯵ
Lût ise onlara şöyle dedi: "Bu topluluk benim misafirimdir. Onlara yapmak istediğiniz şeyle beni rezil rüsva etmeyin.''
Verse 69
ﯶﯷﯸﯹ
ﯺ
"Bu çirkin ameli terk ederek Allah’tan korkun ve bu iğrenç davranışınızla beni küçük düşürmeyin.''
Verse 70
ﯻﯼﯽﯾﯿ
ﰀ
Kavmi ona şöyle dedi: "Biz sana herhangi bir kimseyi misafir etmeni yasaklamamış mıydık?''
Verse 71
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖ
ﭗ
Lût -aleyhisselam- onlara misafirleri önünde alttan alarak şöyle dedi: "İşte bunlar size eş olabilecek kadınlar arasından benim kızlarım. Eğer şehvetinizi gidermek amacındaysanız onlarla evlenin.''
Verse 72
ﭘﭙﭚﭛﭜ
ﭝ
-Ey Peygamber!- Senin hayatına yemin olsun ki Lût kavmi, şehvetlerinin azgınlığında gelip gitmektedirler.
Verse 73
ﭞﭟﭠ
ﭡ
Güneşin doğma vakti girince onları helak edici şiddetli bir ses alıverdi.
Verse 74
Altını üstüne getirerek şehirlerini ters çevirdik ve üzerlerine sertleşmiş çamurdan taşlar yağdırdık.
Verse 75
ﭫﭬﭭﭮﭯ
ﭰ
Şüphesiz Lût kavminin yok oluşu hakkında zikredilen bu ayetlerde iyice düşünüp taşınan kimseler için ibretler vardır.
Verse 76
ﭱﭲﭳ
ﭴ
Lût kavminin şehri, oradan geçmekte olan yolcuların gördüğü sabit bir yol üzerindedir.
Verse 77
ﭵﭶﭷﭸﭹ
ﭺ
Şüphesiz bu olayda Mü'minlerin ibret alacakları işaretler vardır.
Verse 78
ﭻﭼﭽﭾﭿ
ﮀ
Sık ağaçlıklı orman içinde olan şehrin halkı, Şuayb’ın Kavmi de Allah’ı inkâr edip, peygamberleri Şuayb -aleyhisselam-‘ı yalanlamaları sebebiyle zalimlerdendi.
Verse 79
ﮁﮂﮃﮄﮅ
ﮆ
Bu yüzden onları da azapla yakalayarak onlardan intikam aldık. Şüphesiz Lût kavminin şehri ve Şuayb’ın vatanı oradan geçen kimselerin görebileceği apaçık bir yol üzerindedir.
Verse 80
ﮇﮈﮉﮊﮋ
ﮌ
Doğrusu Hicr şehrinin halkı olan (Hicaz ve Şam arasında bir yer) Semud kavmi de peygamberleri olan Salih -aleyhisselam-’ı yalanlamakla bütün peygamberleri yalanlamış oldular.
Verse 81
ﮍﮎﮏﮐﮑ
ﮒ
Onlara gönderilen peygamberlerin Rabbinden getirmiş olduğu dinin doğruluğuna dair kanıtlar ve deliller verdik. Bunlardan biri de dişi devedir. Fakat onlar bu delillerden ibret almadılar ve onları umursamadılar.
Verse 82
ﮓﮔﮕﮖﮗﮘ
ﮙ
Onlar kendilerine, korktukları şeylerden güven içinde yaşayacakları evler yapmak için dağları kesip oyuyorlardı.
Verse 83
ﮚﮛﮜ
ﮝ
Sabahladıklarında onları korkunç bir azap çığlığı yakalayıverdi.
Verse 84
ﮞﮟﮠﮡﮢﮣ
ﮤ
Elde etmiş oldukları mallar ve evler, onlardan Allah’ın azabını engelleyemedi.
Verse 85
Biz; gökleri, yeri ve onların arasında olan herşeyi hikmetsizce boşu boşuna yaratmadık. Biz bütün bunları yalnızca hak ile yarattık. Kuşkusuz kıyamet kaçınılmaz olarak gelmektedir. -Ey Peygamber!- Seni yalanlayanlardan yüz çevir ve onları güzel bir şekilde bağışla.
Verse 86
ﯗﯘﯙﯚﯛ
ﯜ
-Ey Peygamber!- Her şeyi yaratan ve her şeyi bilen senin Rabbindir.
Verse 87
Elbette biz sana, yedi ayetten oluşan Fatiha Suresi'ni verdik. O Yüce Kur'an'dır.
Verse 88
Kâfirlerin bazı sınıflarına verdiğimiz geçici dünya malına göz dikme, seni yalanlamalarına üzülme ve Mü'minlere karşı da mütevazı ol.
Verse 89
ﯵﯶﯷﯸﯹ
ﯺ
-Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Şüphesiz ben, azaptan açıkça sakındıran bir uyarıcıyım.''
Verse 90
ﯻﯼﯽﯾ
ﯿ
Allah’ın kitaplarını kısımlara ayırarak, bir kısmına iman edip bir kısmını inkâr edenlerin başına Allah’ın indirdiği azap gibi bir azabın sizin de başınıza gelmesine karşı sizleri uyarıyorum.
Verse 91
ﭑﭒﭓﭔ
ﭕ
Kur’an’ı parça parça ayırdılar ve şöyle dediler: "Bu sihirdir, kehanettir ve yahut şiirdir.''
Verse 92
ﭖﭗﭘ
ﭙ
-Ey Peygamber!- Rabbine yemin olsun ki, kıyamet gününde Kur’an’ı parça parça bölenlerin hepsine hesap soracağız.
Verse 93
ﭚﭛﭜ
ﭝ
Elbette dünyada yaptıkları küfür/inkâr ve günahların hesabını soracağız.
Verse 94
ﭞﭟﭠﭡﭢﭣ
ﭤ
-Ey peygamber!- Artık sen, Allah’ın kendisine çağırmanı emrettiği şeyi ilan et ve müşriklerin söylediklerine de, yaptıklarına da aldırma.
Verse 95
ﭥﭦﭧ
ﭨ
Onlardan korkma! Seninle alay eden Kureyş’in kâfir önderlerinin tuzaklarına karşı muhakkak biz sana yeteriz.
Verse 96
Allah ile birlikte başka mabutlar (ibadet edilen batıl ilahlar) edinenler bu işledikleri kötü şirkin sonunun ne olduğunu bilip, anlayacaklar.
Verse 97
-Ey Peygamber!- Şüphesiz bizler, onların seni yalanlayıp seninle alay etmelerinden dolayı içinin daraldığını biliyoruz.
Verse 98
ﭻﭼﭽﭾﭿﮀ
ﮁ
Öyleyse Allah’a layık olmayan şeylerden O'nu tenzih ederek ve mükemmel sıfatlarıyla sena ederek sığın. Yüce Allah'a ibadet edenlerden, O'nun için namaz kılanlardan ol! İşte senin içinin daralmasının ilacı/çaresi budur.
Verse 99
ﮂﮃﮄﮅﮆ
ﮇ
Rabbine ibadet etmeye devam et ve ölüm sana gelinceye dek, hayatta olduğun sürece bu hal üzerine kalmayı sürdür.
تقدم القراءة