الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم kitabından التركية dilinde Müdahhir Suresi suresinin çevirisi
الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
الناشر
مركز تفسير للدراسات القرآنية
Verse 1
ﮪﮫ
ﮬ
Ey elbisesine sarılmış, bürünmüş olan! (Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kastediliyor.)
Verse 2
ﮭﮮ
ﮯ
Kalk ve Allah'ın azabından korkut!
Verse 3
ﮰﮱ
ﯓ
Ve Rabbini yücelt.
Verse 4
ﯔﯕ
ﯖ
Kendini günahlardan, elbiseni de pisliklerden arındır.
Verse 5
ﯗﯘ
ﯙ
Putlara ibadet etmekten de uzak dur!
Verse 6
ﯚﯛﯜ
ﯝ
Salih amellerini çok görerek Rabbine minnet etme!
Verse 7
ﯞﯟ
ﯠ
Başına gelen sıkıntılara Allah için sabret!
Verse 8
ﯡﯢﯣﯤ
ﯥ
Sûr’a ikinci defa üflendiği zaman.
Verse 9
ﯦﯧﯨﯩ
ﯪ
İşte o gün, çok sıkıntılı bir gündür.
Verse 10
ﯫﯬﯭﯮ
ﯯ
Allah’a ve Rasûlüne karşı kâfir olan kimseler için kolay değildir.
Verse 11
ﯰﯱﯲﯳ
ﯴ
-Ey Peygamber!- Annesinin karnında herhangi bir malı veya çocuğu olmadan tek başına yarattığım o kimseyi bana bırak. (Bu kimseden kasıt, el-Velid b. el-Muğira'dır.)
Verse 12
ﯵﯶﯷﯸ
ﯹ
Ona çok büyük bir mal varlığı verdim.
Verse 13
ﯺﯻ
ﯼ
Ona; meclislere beraber katıldığı, servetinin çokluğu sebebiyle herhangi bir yolculuk için yanından ayrılmayan, sürekli yanında bulunan erkek evlatlar verdim.
Verse 14
ﯽﯾﯿ
ﰀ
Geçimini, rızkını ve evlatlarını artırdıkça artırdım.
Verse 15
ﰁﰂﰃﰄ
ﰅ
Bütün bunları verdikten sonra bana karşı inkârcılığıyla beraber bir de daha da artırmamı bekliyor.
Verse 16
ﰆﰇﰈﰉﰊﰋ
ﰌ
Durum hiç de tasavvur ettiği gibi değildir. Şüphesiz o, Rasûlümüze indirilmiş ayetlerimizi yalanlayarak onlara karşı inatçılık ediyordu.
Verse 17
ﰍﰎ
ﰏ
Onu dayanamayacağı azap dolu bir sıkıntıya sokacağım.
Verse 18
ﰐﰑﰒ
ﰓ
O nimetler ile nimetlendirdiğim bu kâfir, onu (Kur'an'ı) geçersiz kılmak için Kur’an hakkında söylediği sözü düşündü, sonra da bunu kendince takdir etti.
Verse 19
ﭑﭒﭓ
ﭔ
Hay lanet olası ve geberesice nasıl da ölçüp biçti!
Verse 20
ﭕﭖﭗﭘ
ﭙ
O lanet olası ve geberesice, sonra yine nasıl da ölçüp biçti!
Verse 21
ﭚﭛ
ﭜ
Sonrasında bir daha baktı ve söylediği sözleri tekrar düşündü.
Verse 22
ﭝﭞﭟ
ﭠ
Sonra da Kur’an’da aleyhine konuşabileceği bir şey bulamayınca kaşlarını çatarak suratını ekşitti.
Verse 23
ﭡﭢﭣ
ﭤ
Sonra iman etmekten yüz çevirdi ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ittiba etmeye kibirlendi.
Verse 24
ﭥﭦﭧﭨﭩﭪ
ﭫ
Ve şöyle dedi: "Muhammed’in getirmiş olduğu bu şey Allah’ın kelamı değildir. Bilâkis o, başkalarından aktardığı bir sihirdir.''
Verse 25
ﭬﭭﭮﭯﭰ
ﭱ
"Bu Allah’ın sözü değildir, bilâkis insan sözüdür."
Verse 26
ﭲﭳ
ﭴ
Ben bu kâfiri, sıcaklığının ızdırabını çekeceği Cehennem ateşinin tabakalarından bir tabaka olan Sekar’a sokacağım.
Verse 27
ﭵﭶﭷﭸ
ﭹ
-Ey Muhammed!- Sekar'ın ne olduğu hakkında sen ne biliyorsun?
Verse 28
ﭺﭻﭼﭽ
ﭾ
Bu ateş, içinde azap gören kimseden geride hiçbir şey kalmayana kadar onu perişan eder ve asla onun peşini bırakmaz. Eski haline geri döndükten sonra tekrar onu perişan eder ve bu hal arka arkaya devam eder.
Verse 29
ﭿﮀ
ﮁ
Derileri çok güçlü bir şekilde yakar ve değiştirir.
Verse 30
ﮂﮃﮄ
ﮅ
Üzerinde oranın muhafızları olan on dokuz melek vardır.
Biz, Cehennem'in muhafızlarını yalnızca meleklerden kıldık. Çünkü beşerin buna gücü yetmezdi. Şüphesiz Ebu Cehil, kendisi ve kavminin Meleklere güç yetireceğini, sonra da Cehennem'den çıkacaklarını iddia ettiği zaman yalan söylemiştir. Biz, bu sayıyı Allah’a karşı inkârcı olanlar için bir imtihan vesilesi kıldık. Onlar da böylece söylemiş oldukları sözleri dile getirdiler ve azapları kat kat artırıldı. Aynı zamanda bu imtihanı, kendilerine Tevrat verilen Yahudilerin ve kendilerine İncil verilen Hristiyanların kitaplarında bulunanları tasdik eden Kur’an indiğinde, şüphe duymadan iman etmeleri, ehli kitap onlara muvafakat gösterdiğinde Mü'minlerin imanının artması, iman etmekte tereddüt edenlerin ve kâfirlerin; "Allah, bu garip sayıyla neyi murat etti?” diye sorması için bir vesile kıldık. Bu sayısı inkâr eden kişinin saptırılması, bunu tasdik edene hidayet olunması Yüce Allah’ın sapıtmasını dilediği kimseyi saptırması ve hidayete ermeyi dilediği kimseye de hidayet etmesi babındandır. Sayılarının çokluğu sebebiyle, Allah'ın ordusunu Allah - Subhanehu ve Teâlâ-'dan başkası bilemez. Küçümseyerek ve yalanlayarak “Muhammed'in ancak on dokuz taraftarı mı var?” diye soran Ebu Cehil bunu iyi bellesin. Cehennem, insanoğlunun Allah -Subhanehu ve Teâlâ-’nın azametini öğrendiği bir hatırlatmadan başka bir şey değildir.
Verse 32
ﯥﯦ
ﯧ
Hayır durum bazı müşriklerin iddia ettiği gibi değildir. Zira onlar bazı arkadaşlarının Cehennem'deki görevli meleklere üstün geleceklerini ileri sürmüşlerdir. Ardından Yüce Allah, Ay’a yemin etmiştir.
Verse 33
ﯨﯩﯪ
ﯫ
Ve dönüp geldiği zaman geceye yemin etmiştir.
Verse 34
ﯬﯭﯮ
ﯯ
Aydınlattığı zaman sabah vaktine yemin etmiştir.
Verse 35
ﯰﯱﯲ
ﯳ
Şüphesiz Cehennem ateşi büyük belalardan biridir.
Verse 36
ﯴﯵ
ﯶ
İnsanlar için korkutucu ve tehdit edicidir.
Verse 37
-Ey insanlar!- İçinizden Allah’a iman edip, salih amel işleyerek öne geçmeyi veya küfür ve günahlarla geri kalmayı dileyen kimseler için.
Verse 38
ﯿﰀﰁﰂﰃ
ﰄ
Her bir kimse yaptığı amelleriyle alıkonulacaktır. Amelleri onu helâk edecek ya da onu helâk olmaktan kurtaracak ve koruyacaktır.
Verse 39
ﰅﰆﰇ
ﰈ
Ancak Mü'minler böyle değildirler. Doğrusu onlar günahlarından ötürü sorumlu tutulmayacak, bilâkis sahip oldukları salih ameller sebebiyle o günahları bağışlanacaktır.
Verse 40
ﰉﰊﰋ
ﰌ
Onlar kıyamet günü Cennetler içinde birbirlerini soracaklar.
Verse 41
ﰍﰎ
ﰏ
İşledikleri günahlar yüzünden kendilerini helâk etmiş olan kâfirlere şöyle sorarlar:
Verse 42
ﰐﰑﰒﰓ
ﰔ
Onlara: "Sizi Cehennem'e sokan şey neydi?" derler.
Verse 43
ﰕﰖﰗﰘﰙ
ﰚ
Kâfirler de onlara cevap olarak şöyle derler: "Biz, dünya hayatında farz olan namazı kılan kimseler değildik."
Verse 44
ﰛﰜﰝﰞ
ﰟ
“Ve Allah’ın bize vermiş olduğu yemeklerin bir bölümüyle fakirleri de doyurmuyorduk.''
Verse 45
ﰠﰡﰢﰣ
ﰤ
“Bizler, gittikleri her yerde batıl ehli insanlarla beraberdik. Sapkın ve azgın kimselerle konuşuyorduk.''
Verse 46
ﰥﰦﰧﰨ
ﰩ
“Hesap gününü de yalanlıyorduk.''
Verse 47
ﰪﰫﰬ
ﰭ
“Ölüm bize gelip çatıncaya dek yalanlamaya devam ettik.''
Verse 48
ﭑﭒﭓﭔ
ﭕ
Kıyamet günü meleklerden, peygamberlerden ve salih kimselerden olan şefaatçilerin aracılıkları onlara bir fayda vermez. Çünkü şefaatin kabul edilme şartlarından biri de şefaatçiden razı olunmasıdır.
Verse 49
ﭖﭗﭘﭙﭚ
ﭛ
Bu müşriklerin Kur'an'dan yüz çevirmelerine sebep olan nedir?
Verse 50
ﭜﭝﭞ
ﭟ
Onlar, Kur’an’dan yüz çevirmelerinde ve ondan kaçmalarında sanki süratle kaçan vahşi eşekler gibidirler.
Verse 51
ﭠﭡﭢ
ﭣ
Aslandan korkarak kaçan.
Verse 52
Bilâkis o müşriklerden her biri, Muhammed'in Allah’ın gönderdiği bir elçi olduğunu ona haber veren yanı başında açılmış bir kitap olsun istiyor. Bunun sebebi ise delillerin azlığı veya kanıtların zayıflığı değildir. O ancak inat ve büyüklük taslamaktır.
Verse 53
ﭮﭯﭰﭱﭲﭳ
ﭴ
Durum hiç de öyle değildir. Bilâkis sapıklıklarında devam etmelerinin asıl sebebi onların ahiret azabına iman etmiyor olmalarıdır. Bu yüzden kâfir olarak kalmışlardır.
Verse 54
ﭵﭶﭷ
ﭸ
Dikkat ediniz! Bu Kur’an ancak bir öğüt ve nasihattir.
Verse 55
ﭹﭺﭻ
ﭼ
Artık kim Kur’an’ı okuyup ondan öğüt almak isterse, onu okusun ve öğüt alsın.
Verse 56
Onlar, Allah’ın öğüt almalarını dilemesi dışında öğüt almazlar. O -Subhanehu ve Teâlâ- emirleri yerine getirerek ve yasaklarından sakınarak korkulmaya layıktır. Aynı zamanda kendisine tevbe eden kullarının günahlarını bağışlayıcıdır.
تقدم القراءة