سورة المرسلات

الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم

الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم kitabından التركية dilinde Mürselat Suresi suresinin çevirisi

الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم

الناشر

مركز تفسير للدراسات القرآنية

Verse 1
Yüce Allah, at yelesi gibi ardı ardına gelen rüzgârlara yemin etmiştir.
Verse 2
Şiddetle esip savuran rüzgârlara yemin etmiştir.
Verse 3
Yağmurları yayan rüzgârlara yemin etmiştir.
Verse 4
Hak ve batılı birbirinden ayıranı indiren meleklere yemin etmiştir.
Verse 5
Vahyi getiren meleklere yemin etmiştir.
Verse 6
Allah’tan insanlara bir ikaz olarak veya Allah’ın azabına karşı insanları korkutmak için vahiyle inerler.
Verse 7
Şüphesiz size vadedilen yeniden diriliş, hesap ve karşılıkların verilmesi kaçınılmaz olarak muhakkak gerçekleşecektir.
Verse 8
Yıldızların parıltısı silinip ışığı kaybolduğu zaman.
Verse 9
Gökyüzü, meleklerin inişi sebebiyle parçalandığı zaman.
Verse 10
Dağlar yerlerinden sökülüp toz tanelerine dönüşünceye kadar paramparça edildiği zaman.
Verse 11
Peygamberler belli bir vakit için toplandığı zaman.
Verse 12
Çok büyük bir gün için, ümmetlerine karşı şahitlikleri ertelenmiştir.
Verse 13
Kulların arasında ayrımın (hükmün) olacağı gün için (ertelenmiştir). Böylece haklı olan haksız olandan ve mutlu olan bedbaht olandan ayrılarak ortaya çıkacaktır.
Verse 15
O gün; helâk, azap ve hüsran peygamberlerinin Allah’ın katından getirdiklerini yalanlayan o inkârcıların üzerine olsun!
Verse 16
Biz, Allah'a karşı inkârcı oldukları ve Rasûlleri yalanladıkları zaman geçmiş ümmetleri helak etmedik mi?
Verse 17
Ardından, sonradan gelenleri de o inkârcılara katacağız ve onları helâk ettiğimiz gibi onları da helak edeceğiz.
Verse 18
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in getirdiklerini yalanlayan mücrim kimseleri, o ümmetlerin helâk edildiği gibi helâk edeceğiz.
Verse 19
O gün; helâk, azap ve hüsran Yüce Allah’ın günahkârları cezalandırma vaadini yalanlayanların üzerine olsun!
Ey insanlar! Sizleri meni damlası olan değersiz azıcık bir sudan yaratmadık mı?
Verse 21
Bu değersiz suyu korunaklı bir yer olan kadının rahmine yerleştirmedik mi?
Verse 22
Bilinen bir süre olan hamilelik dönemine kadar.
Verse 23
Biz; doğan çocuğun vasıflarını, boyunu, rengini ve bunlar dışındaki her şeyi takdir ettik. Biz bütün bunları ne güzel takdir ederiz.
Verse 24
O gün; helâk, azap ve hüsran Allah’ın kudretini yalanlayanların üzerine olsun!
Verse 25
Biz, yeryüzünü tüm insanları içine alacak bir şekilde yaratmadık mı?
Verse 26
Yeryüzü, üzerinde hayat süren insanları ve toprağa gömülen ölüleri kapsamaktadır.
-Ey insanlar!- Yeryüzünün sarsılmasını önleyen yüksek sabit dağlar yarattık ve sizlere tatlı su verdik. Bunları yaratan sizleri tekrar diriltmekten aciz değildir.
Verse 28
O gün; helâk, azap ve hüsran Allah’ın onlara verdiği nimetleri yalanlayanların üzerine olsun!
Peygamberlerinin getirmiş olduklarını yalanlayanlara şöyle denir: "-Ey yalanlayanlar!- Yalanlayıp durduğunuz azaba girin bakalım!''
Orada gölge soğuk değildir. O gölge, ateşin alevinin ve sıcaklığının size ulaşmasını engellemez.
Verse 32
Ateş, kıvılcımlar savurur ve onun her bir kıvılcımının büyüklüğü sanki bir saray kadardır.
Verse 33
Savurduğu kıvılcımlar karanlık ve büyüklük olarak sanki kara develer gibidir.
Verse 34
O gün helâk, azap ve hüsran Allah’ın azabını yalanlayanların üzerine olsun!
Verse 36
Onların küfürleri ve kötülüklerinden ötürü Rablerinden özür dilemelerine dahi izin verilmez ki, O'ndan özür dileyebilsinler.
Verse 37
O gün; helâk, azap ve hüsran o gün hakkındaki haberleri yalanlayanların üzerine olsun!
İşte bu, kulların arasının birbirinden ayrılacağı gündür. Sizleri ve geçmiş ümmetleri bir alanda toplarız.
Eğer Allah’ın azabından kurtulmak için kurnazca başvuracağınız bir hileniz varsa, durmayın hile yapın!
Verse 40
O gün; helâk, azap ve hüsran ayrım/hüküm gününü yalanlayanların üzerine olsun!
Şüphesiz emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınmak suretiyle Rablerinden korkan kimseler Cennet ağaçlarının yapraklarının geniş gölgeliklerinde ve akan tatlı su pınarlarında olacaklardır.
Verse 42
Ve de yemeyi arzuladıkları meyvelerin arasındadırlar.
Onlara şöyle denir: “Dünyada yapmış olduğunuz salih ameller sebebi ile, tertemiz yiyeceklerden yiyin ve içinde rahatsız edici bir şey bulunmayan içeceklerden afiyetle için.''
Verse 44
Muhakkak biz, sizi ödüllendirdiğimiz bu mükâfatın aynısıyla, amellerinde ihsan sahibi olan kimseleri de ödüllendireceğiz.
Verse 45
O gün helâk, azap ve hüsran; Allah’ın takva sahipleri için hazırladıklarını yalanlayanların üzerine olsun!
Yalanlayanlara da şöyle denir: “Sizler de yiyin ve az bir süre dünya hayatının lezzetlerinden faydalanın bakalım. Kuşkusuz siz, Allaha karşı olan inkârınız ve rasûllerini yalanlamanız sebebiyle günahkâr kimselersiniz.''
Verse 47
O gün helâk, azap ve hüsran; hesap günü kendilerine verilecek cezaları yalanlayanların üzerine olsun!
O yalanlayanlara; "Allah için namaz kılınız!” denildiği zaman, O'nun için namaz kılmazlardı.
Verse 49
O gün helâk, azap ve hüsran; peygamberlerinin Allah’ın katından getirdiklerini yalanlayan o inkârcıların üzerine olsun!
Verse 50
Onlar, Rablerinden indirilmiş olan bu Kur’an’a iman etmeyeceklerse, ondan başka hangi söze iman edecekler?
تقدم القراءة