الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم kitabından التركية dilinde Kamer Suresi suresinin çevirisi
الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
الناشر
مركز تفسير للدراسات القرآنية
Verse 1
ﮬﮭﮮﮯ
ﮰ
Kıyametin gelişi yaklaştı ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in zamanında Ay yarıldı. Ay'ın yarılması Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gözle görülen mucizelerindendir.
Verse 2
Şayet müşrikler Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in doğruluğuna delalet eden apaçık deliller görseler onu kabul etmekten yüz çevirirler ve şöyle derler: "Görmüş olduğumuz bu apaçık delil ve kanıtlar batıl bir sihirdir."
Verse 3
Kendilerine gelen hakkı yalanladılar ve onu yalanlamada heveslerine uydular. Bütün işler -hayır ya da şer- kıyamet günü hak ettiği şekilde vuku bulacaktır.
Verse 4
Andolsun Yüce Allah'ın, küfürleri ve zulümleri sebebiyle helâk ettiği geçmiş ümmetlerin haberleri onlara geldi de; onları küfür ve zulümlerinden döndürmeye yetmedi.
Verse 5
ﯪﯫﯬﯭﯮﯯ
ﯰ
Üzerilerine hüccetin ikame edilmesi için tam bir hikmet gelmiştir. Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen kimseler için uyarılar fayda sağlamaz.
Verse 6
-Ey Rasûl- Eğer doğru yola gelmezlerse onları bırakıp, terk et. Görevli meleğin Sur'a üfürerek daha önceden hiçbir canlının benzerini görmediği o dehşet verici olayın yaşanacağı günü bekle ve onlardan yüz çevir.
Verse 7
Bakışları zelildir. Kabirlerinden çıkarak etrafa dağılmış çekirgeler gibi hesaplarının görülmesi için Mevkıf'a (toplanma yerine) giderler.
Verse 8
O Mevkıf'e (toplanma yeri) çağıran davetçiye hızla koşarken kâfirler şöyle derler: "İçinde barındırdığı şiddet ve dehşet verici olaylardan dolayı bu gerçekten zor bir gündür."
Verse 9
-Ey Rasûl!- Bunlar senin davetini yalanlamadan önce Nuh'un kavmi de yalanladı. Kulumuz Nuh -aleyhisselam-'ı onlara gönderdiğimiz zaman da yalanladılar. Onun hakkında şöyle dediler: "O delidir. Eğer onları davet etmeyi bırakmazsa; çeşitli küfür, sövme ve tehditler ile onu azarlayıp kovun."
Verse 10
ﭯﭰﭱﭲﭳ
ﭴ
Nuh -aleyhisselam- şöyle söyleyerek Rabbine dua etti: "Kavmim bana galip geldi ve bana icabet etmedi. Onlara indireceğin bir ceza/azap ile bana yardım et."
Verse 11
ﭵﭶﭷﭸﭹ
ﭺ
Bunun üzerine biz de göğün kapılarını aralıksız bolca akan sularla açtık.
Verse 12
Yeryüzünü yardık ve içinden sular fışkıran pınarlar haline getirdik. Yüce Allah'ın ezelde takdir ettiği üzere gökten inen su ile yerden çıkan su bir araya gelerek birleşti. Yüce Allah'ın kurtardıkları hariç bütün herkes boğuldu.
Verse 13
ﮅﮆﮇﮈﮉ
ﮊ
Biz Nuh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik. Onu ve yanındakileri boğulmaktan kurtardık.
Verse 14
ﮋﮌﮍﮎﮏﮐ
ﮑ
Gemi hırçın dalgalar içinde gözetimimiz ve korumamız altında akıp gidiyordu. Bunu kavminin kendisini yalanladığı ve Allah'ın katından getirdiğini inkâr eden kişilere karşı Nuh'a yardım etmek için yaptık.
Verse 15
ﮒﮓﮔﮕﮖﮗ
ﮘ
Kendilerini cezandırdığımız bu azabı öğüt ve ibret olması için bıraktık. Bundan düşünüp öğüt alan var mıdır?
Verse 16
ﮙﮚﮛﮜ
ﮝ
Yalanlayanlar için azabım nasılmış gördüler! Ve onları helak etmek için uyarım nasılmış onu da gördüler!
Verse 17
Muhakkak ki biz Kur'an'ı, ibret ve öğüt almak için kolaylaştırdık. Onda bulunan ibret ve öğütten ibret alan var mı?
Verse 18
ﮦﮧﮨﮩﮪﮫ
ﮬ
Âd kavmi peygamberleri Hûd -aleyhisselam-'ı yalanladı. -Ey Mekke Halkı!- Onlara olan azabım nasılmış bir düşünün! Onların azabı ile başkalarını uyarmam nasılmış?
Verse 19
Biz, onların üzerine soğuk, şiddetli olan bir rüzgârı kesintisiz bir şekilde kötü ve uğursuz gördükleri günde Cehennem'e ulaşana kadar gönderdik.
Verse 20
ﯘﯙﯚﯛﯜﯝ
ﯞ
İnsanları yerden söküp, onları başları üzerine atıyordu. Sanki onlar yerinden sökülmüş hurma kütükleri gibiydiler.
Verse 21
ﯟﯠﯡﯢ
ﯣ
-Ey Mekke Halkı!- Onlara olan azabım nasılmış bir düşünün! Onların azabı ile başkalarını uyarmam nasılmış?
Verse 22
Muhakkak ki biz, Kur'an'ı hatırlayıp öğüt almak için kolaylaştırdık. Onda bulunan ibret ve öğütten ibret alan var mı?
Verse 23
ﯬﯭﯮ
ﯯ
Semûd kavmi kendilerini uyaran rasûlleri Salih -aleyhisselam-'ı yalanladı.
Verse 24
Kınayarak şöyle dediler: "Bizim gibi bir beşere mi tabi olalım? Eğer biz bu durumda ona tabi olursak; doğrudan uzak, sapmış ve sıkıntıda oluruz."
Verse 25
"Aramızdan sadece özel olarak tek ona mı vahiy indirildi? Hayır, o kibirli bir yalancıdır."
Verse 26
ﰅﰆﰇﰈﰉ
ﰊ
Kıyamet günü Salih'in mi yoksa onların mı zorba yalancı olduğunu görecekler.
Verse 27
Şüphesiz biz dişi deveyi kayadan çıkaracağız ve onu imtihan olması için onlara göndereceğiz. -Ey Salih!- Ona (dişi deveye) ne yapacaklarını ve onlara ne olacağını gözet. Onların eziyetlerine sabret.
Verse 28
Onlara kuyularından çıkan suyun kendileri ve dişi deve arasında ortak olduğunu haber ver. Sıra bir gün dişi devenin, bir gün onlarındır. Kendine tahsis edilen günü geldiğinde herkes tek başına orada hazır bulunsun.
Verse 29
ﭛﭜﭝﭞ
ﭟ
Dişi deveyi öldürmesi için arkadaşlarını çağırdılar. O da kılıcı aldı, kavminin emrine itaat ederek deveyi öldürdü.
Verse 30
ﭠﭡﭢﭣ
ﭤ
-Ey Mekke halkı!- Onlara olan azabım nasılmış bir düşünün! Onların azabı ile başkalarını uyarmam nasılmış?
Verse 31
Onların üzerine tek bir ses gönderdik de, bu ses onları helâk ediverdi. Koyun ağılı için kullanılan kuru ot gibi oldular.
Verse 32
Muhakkak ki biz, Kur'an'ı hatırlayıp öğüt almak için kolaylaştırdık. Onda bulunan ibret ve öğütten ibret alan var mı?
Verse 33
ﭶﭷﭸﭹ
ﭺ
Lût'un kavmi, rasûlleri Lût -aleyhisselam-'ın kendilerini uyardığı şeyi yalanladılar.
Verse 34
Biz de üzerlerine taş yağdıran fırtına gönderdik. Ancak Lût -aleyhisselam-'ın ailesi bundan müstesnaydı. Onlara azap isabet etmedi. Şüphesiz biz onları bu azaptan kurtardık. Gecenin son kısmında azap vuku bulmadan önce (Lût) onları alıp gitti.
Verse 35
Katımızdan bir nimet olarak onları azaptan kurtardık. Lût'a vermiş olduğumuz bu mükâfatın aynısını, nimetlerinden dolayı Yüce Allah'a şükredenlere de vereceğiz.
Verse 36
ﮏﮐﮑﮒﮓ
ﮔ
Andolsun ki Lût, onları azabımızla korkuttu. Onun bu uyarılarına karşı mücadele ettiler ve onu yalanladılar.
Verse 37
Lût'un kavmi, fuhşiyat yapmak için kendilerini misafirleri ile başbaşa bırakmasını istediler. Onların gözlerini silme kör ettik de onları göremediler. Onlara şöyle buyurduk: "Azabımı tadın ve bu size uyarımın neticesidir."
Verse 38
ﮟﮠﮡﮢﮣ
ﮤ
Andolsun ki onlara sabah vakti ahirete ulaşana dek devam edecek bir azap geldi. Bunun akabinde de elbet ahiretin azabı gelecektir.
Verse 39
ﮥﮦﮧ
ﮨ
Onlara şöyle denildi: "Size indirmiş olduğum azabımı ve Lût'un sizi uyarmasının neticesi tadın!"
Verse 40
Muhakkak ki biz, Kur'an'ı hatırlayıp öğüt almak için kolaylaştırdık. Onda bulunan ibret ve öğütten ibret alan var mı?
Verse 41
ﮱﯓﯔﯕﯖ
ﯗ
Andolsun ki Firavun ailesine, Musa ve Harun -aleyhisselam-'ın dili ile uyarılarımız geldi.
Verse 42
Katımızdan kendilerine gelen apaçık delilleri ve kanıtları yalanladılar. Bunları yalanlamalarından dolayı kimsenin galip gelemediği, hiçbir kimsenin kendisini aciz bırakamadığı müktedir olanın cezası ile cezalandırdık.
Verse 43
-Ey Mekke Ehli!- Sizin kâfirleriniz; zikri geçmiş olan Nuh'un kavmi, Âd, Semûd ve Lût'un kavmi, Firavun ve kavminin kâfirlerinden daha mı hayırlıdır? Yoksa semavî kitapların getirmiş olduğu Allah Teâlâ'nın azabından sizin için bir kurtuluş mu vardır?
Verse 44
ﯫﯬﯭﯮﯯ
ﯰ
Yoksa Mekke'nin o kâfirleri: "Bizim hakkımızda kötülük isteyenlere ve birliğimizi bozmak isteyenlere karşı biz yenilmez bir topluluğuz mu diyorlar?"
Verse 45
ﯱﯲﯳﯴ
ﯵ
Kâfirlerin bu topluluğu hezimete uğrayacak ve Mü'minlerin önünden arkalarını dönüp kaçacaklar. Bu durum Bedir'de gerçekleşmiştir.
Verse 46
ﯶﯷﯸﯹﯺﯻ
ﯼ
Bilâkis onların yalanladıkları ve kendilerine azap vaad edilen vakit kıyamettir. Kıyamet, Bedir gününde karşılaştıkları dünya azabından daha büyük ve daha şiddetli olacaktır.
Verse 47
ﯽﯾﯿﰀﰁ
ﰂ
Şüphesiz günahkârlar; küfür ve günahlar ile haktan uzak sapıklık, azap ve sıkıntı içindedir.
Verse 48
Yüzleri üzere Cehennem'e sürüklendikleri gün, kınamak için onlara şöyle denir: "Haydi Cehennem azabını tadın!"
Verse 49
ﰍﰎﰏﰐﰑ
ﰒ
Gerçekten biz, bu alemdeki her şeyi daha önce takdir ettiğimiz, ilim ve dilememize bağlı olarak Levh-i Mahfûz'da yazdığımız şekilde yarattık.
Verse 50
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖ
ﭗ
Bir şey dilediğimizde, emrimiz ancak bir tek kelime söyleriz. O da; "Ol!" sözüdür, dilediğimiz şey göz kırpması gibi hemen oluverir.
Verse 51
ﭘﭙﭚﭛﭜﭝ
ﭞ
Andolsun geçmiş ümmetlerden küfürde sizin gibi olanları helâk ettik. Bundan öğüt alıp küfründen geri duran var mı?
Verse 52
ﭟﭠﭡﭢﭣ
ﭤ
Kulların yaptığı her şey koruyucu meleklerin kitaplarında yazılıdır. Bunlardan hiçbir şey onlara gizli kalmaz.
Verse 53
ﭥﭦﭧﭨ
ﭩ
Söz ve amellerden küçük ve büyük her şey; Levh-i Mahfuz'daki amel defterlerinde yazılıdır. Bunların karşılığını göreceklerdir.
Verse 54
ﭪﭫﭬﭭﭮ
ﭯ
Emirlerini yerine getirip, yasaklarından sakınarak Rablerine karşı takva sahibi olanlar Cennetler'de nimet içinde ve akan ırmaklardadır.
Verse 55
ﭰﭱﭲﭳﭴﭵ
ﭶ
Günah ve boş sözün olmadığı hak meclisindedirler. Her şeye malik, muktedir olan hiçbir şeyin O'nu aciz bırakamayacağı hükümdarın huzurundadırlar. O'nun katından nail oldukları devamlı nimetlerden sorma.
تقدم القراءة