الترجمة التركية - مجمع الملك فهد kitabından التركية dilinde Müdahhir Suresi suresinin çevirisi
Verse 1
ﮪﮫ
ﮬ
Ey bürünüp sarınan (Rasûlüm)!
Verse 2
ﮭﮮ
ﮯ
Kalk ve (insanları) uyar.
Verse 3
ﮰﮱ
ﯓ
Sadece Rabbini büyük tanı.
Verse 4
ﯔﯕ
ﯖ
Elbiseni tertemiz tut.
Verse 5
ﯗﯘ
ﯙ
Kötü şeyleri terket.
Verse 6
ﯚﯛﯜ
ﯝ
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
Verse 7
ﯞﯟ
ﯠ
Rabbinin rızasına ermek için sabret.
Verse 8
ﯡﯢﯣﯤ
ﯥ
O Sûr'a üfürüldüğü zaman var ya,
Verse 9
ﯦﯧﯨﯩ
ﯪ
İste o gün zorlu bir gündür.
Verse 10
ﯫﯬﯭﯮ
ﯯ
Kâfirler için (hiç de) kolay değildir.
Verse 11
ﯰﯱﯲﯳ
ﯴ
Tek olarak yaratıp, o kimseyi bana bırak!
Verse 12
ﯵﯶﯷﯸ
ﯹ
Kendisine geniş servet
Verse 13
ﯺﯻ
ﯼ
ve gözü önünde duran oğullar verdiğim,
Verse 14
ﯽﯾﯿ
ﰀ
kendisi için (nimetleri önüne) serdikçe serdiğim
Verse 15
ﰁﰂﰃﰄ
ﰅ
üstelik o (nimetlerimi) daha da arttırmamı umuyor.
Verse 16
ﰆﰇﰈﰉﰊﰋ
ﰌ
Asla (ummasın)! Çünkü o, bizim âyetlerimize karşı alabildiğine inatçıdır.
Verse 17
ﰍﰎ
ﰏ
Ben onu sarp bir yokuşa sardıracağım!
Verse 18
ﰐﰑﰒ
ﰓ
Zira o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.
Verse 19
ﭑﭒﭓ
ﭔ
Canı çıkasıca, ne biçim ölçtü biçti!
Verse 20
ﭕﭖﭗﭘ
ﭙ
Sonra, canı çıkasıca tekrar (ölçtü biçti); nasıl ölçtü biçtiyse!
Verse 21
ﭚﭛ
ﭜ
Sonra baktı.
Verse 22
ﭝﭞﭟ
ﭠ
Sonra kaşlarını çattı, suratını astı.
Verse 23
ﭡﭢﭣ
ﭤ
En sonunda, kibirini yenemeyip sırt çevirdi.
Verse 24
ﭥﭦﭧﭨﭩﭪ
ﭫ
De: «Bu (Kur'an) dedi, olsa olsa (sihirbazlardan öğrenilip) nakledilen bir sihirdir.
Verse 25
ﭬﭭﭮﭯﭰ
ﭱ
Bu, insan sözünden başka bir şey değil.»
Verse 26
ﭲﭳ
ﭴ
Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım.
Verse 27
ﭵﭶﭷﭸ
ﭹ
Sen biliyor musun sekar nedir?
Verse 28
ﭺﭻﭼﭽ
ﭾ
Hem (bütün bedeni helâk eder, hiçbir şey) bırakmaz, hem (eski hale getirip tekrar azap etmekten) vazgeçmez o.
Verse 29
ﭿﮀ
ﮁ
İnsanın derisini kavurur.
Verse 30
ﮂﮃﮄ
ﮅ
Üzerinde on dokuz (muhafız melek) vardır.
Biz cehennemin işlerine bakmakla ancak melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkârcılar için sadece bir imtinan (vesilesi) yaptık ki, böylelikle, kendilerine kitap verilenler iyiden iyiye öğrensin, iman edenlerin imanını arttırsın; hem kendilerine kitap verilenler hem müminler şüpheye düşmesinler, kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de: «Allah bu misalle ne demek istemiştir ki?» desinler. İşte Allah böylece, dilediğini sapıklıkta bırakır, dilediğini doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını, kendisinden başkası bilmez. Bu ise, insanlık için ancak bir öğüttür.
Verse 32
ﯥﯦ
ﯧ
Hayır hayır (öğüt almazlar). Aya andolsun ki,
Verse 33
ﯨﯩﯪ
ﯫ
Dönüp gitmekte olan geceye,
Verse 34
ﯬﯭﯮ
ﯯ
ağarmakta olan sabaha andolsun ki,
Verse 35
ﯰﯱﯲ
ﯳ
O (cehennem), büyük musibetlerden biridir.
Verse 36
ﯴﯵ
ﯶ
İnsanlık için, uyarıcı.
Verse 37
Sizden ileri gitmek ya da geri kalmak isteyen kimseler için.
Verse 38
ﯿﰀﰁﰂﰃ
ﰄ
Her nefis, kazandığına karşılık bir rehindir,
Verse 39
ﰅﰆﰇ
ﰈ
ancak sağdakiler başka.
Verse 40
ﰉﰊﰋ
ﰌ
Onlar cennetler içindedir. Uzaktan uzağa sorarlar.
Verse 41
ﰍﰎ
ﰏ
Günahkârlara:
Verse 42
ﰐﰑﰒﰓ
ﰔ
Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir? diye
Verse 43
ﰕﰖﰗﰘﰙ
ﰚ
Onlar şöyle cevap verirler: Biz namaz kılanlardan değildik,
Verse 44
ﰛﰜﰝﰞ
ﰟ
yoksulu doyurmuyorduk,
Verse 45
ﰠﰡﰢﰣ
ﰤ
(Bâtıla) dalanlarla birlikte dalıyorduk,
Verse 46
ﰥﰦﰧﰨ
ﰩ
Ceza gününü de yalan sayıyorduk,
Verse 47
ﰪﰫﰬ
ﰭ
sonunda bize ölüm geldi çattı.
Verse 48
ﭑﭒﭓﭔ
ﭕ
Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.
Verse 49
ﭖﭗﭘﭙﭚ
ﭛ
Böyle iken onlara ne oluyor ki, yüz çeviriyorlar?
Verse 50
ﭜﭝﭞ
ﭟ
Âdeta yaban eşekleri gibi (hâlâ) öğütten,
Verse 51
ﭠﭡﭢ
ﭣ
arslandan ürküp kaçan.
Verse 52
Daha doğrusu onlardan her biri, kendisine, (önünde) açılmış sahifeler (İlâhî vahiy) verilmesini istiyor.
Verse 53
ﭮﭯﭰﭱﭲﭳ
ﭴ
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Verse 54
ﭵﭶﭷ
ﭸ
Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!
Verse 55
ﭹﭺﭻ
ﭼ
Dileyen ondan (düşünüp) öğüt alır.
Verse 56
Bununla beraber, Allah dilemeksizin onlar öğüt alamazlar. Sakınılmaya lâyık olan da O'dur, mağfiret sahibi de O’dur.
تقدم القراءة