Diyanet Isleri - Turkish translation kitabından التركية dilinde Vakia Suresi suresinin çevirisi
Verse 1
ﮃﮄﮅ
ﮆ
Vakia Suresi
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
Verse 2
ﮇﮈﮉ
ﮊ
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
Verse 3
ﮋﮌ
ﮍ
Kıyamet koptuğunda kimini alçaltacak ve kimini yükseltecek olan o hadisenin yalan olmadığı ortaya çıkacaktır.
Verse 4
ﮎﮏﮐﮑ
ﮒ
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Verse 5
ﮓﮔﮕ
ﮖ
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Verse 6
ﮗﮘﮙ
ﮚ
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Verse 7
ﮛﮜﮝ
ﮞ
Ey insanlar! Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, siz de üç sınıf olursunuz.
Verse 8
ﮟﮠﮡﮢﮣ
ﮤ
İyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
Verse 9
ﮥﮦﮧﮨﮩ
ﮪ
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
Verse 10
ﮫﮬ
ﮭ
İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır.
Verse 11
ﮮﮯ
ﮰ
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
Verse 12
ﮱﯓﯔ
ﯕ
Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır.
Verse 13
ﯖﯗﯘ
ﯙ
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Verse 14
ﯚﯛﯜ
ﯝ
Onların büyük kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Verse 15
ﯞﯟﯠ
ﯡ
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
Verse 16
ﯢﯣﯤ
ﯥ
Mücevheratla işlenmiş tahtlara karşılıklı olarak yaslanırlar.
Verse 17
ﭑﭒﭓﭔ
ﭕ
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Verse 18
ﭖﭗﭘﭙﭚ
ﭛ
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Verse 19
ﭜﭝﭞﭟﭠ
ﭡ
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Verse 20
ﭢﭣﭤ
ﭥ
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Verse 21
ﭦﭧﭨﭩ
ﭪ
Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.
Verse 22
ﭫﭬ
ﭭ
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
Verse 23
ﭮﭯﭰ
ﭱ
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
Verse 24
ﭲﭳﭴﭵ
ﭶ
İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.
Verse 25
ﭷﭸﭹﭺﭻﭼ
ﭽ
Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.
Verse 26
ﭾﭿﮀﮁ
ﮂ
Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!
Verse 27
ﮃﮄﮅﮆﮇ
ﮈ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Verse 28
ﮉﮊﮋ
ﮌ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Verse 29
ﮍﮎ
ﮏ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Verse 30
ﮐﮑ
ﮒ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Verse 31
ﮓﮔ
ﮕ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Verse 32
ﮖﮗ
ﮘ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Verse 33
ﮙﮚﮛﮜ
ﮝ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Verse 34
ﮞﮟ
ﮠ
Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.
Verse 35
ﮡﮢﮣ
ﮤ
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Verse 36
ﮥﮦ
ﮧ
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Verse 37
ﮨﮩ
ﮪ
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Verse 38
ﮫﮬ
ﮭ
Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.
Verse 39
ﮮﮯﮰ
ﮱ
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Verse 40
ﯓﯔﯕ
ﯖ
Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.
Verse 41
ﯗﯘﯙﯚﯛ
ﯜ
Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
Verse 42
ﯝﯞﯟ
ﯠ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Verse 43
ﯡﯢﯣ
ﯤ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Verse 44
ﯥﯦﯧﯨ
ﯩ
İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.
Verse 45
ﯪﯫﯬﯭﯮ
ﯯ
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
Verse 46
ﯰﯱﯲﯳﯴ
ﯵ
Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.
Verse 47
Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"
Verse 48
ﰀﰁ
ﰂ
"Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"
Verse 49
ﰃﰄﰅﰆ
ﰇ
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
Verse 50
ﰈﰉﰊﰋﰌ
ﰍ
De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."
Verse 51
ﭑﭒﭓﭔﭕ
ﭖ
Sonra, siz ey sapıklar, yalanlayanlar!
Verse 52
ﭗﭘﭙﭚﭛ
ﭜ
Doğrusu bir zakkum ağacından yiyeceksiniz.
Verse 53
ﭝﭞﭟ
ﭠ
Karınlarınızı onunla dolduracaksınız;
Verse 54
ﭡﭢﭣﭤ
ﭥ
Onun üzerine kaynar su içeceksiniz;
Verse 55
ﭦﭧﭨ
ﭩ
Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz;
Verse 56
ﭪﭫﭬﭭ
ﭮ
İşte onlara, ceza günü sunulacak konukluk budur.
Verse 57
ﭯﭰﭱﭲ
ﭳ
Sizi yaratan Biziz; hala tasdik etmez misiniz?
Verse 58
ﭴﭵﭶ
ﭷ
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
Verse 59
ﭸﭹﭺﭻﭼ
ﭽ
Söyleyin; akıttığınız meniden insanı yaratan siz misiniz, yoksa Biz mi yaratmaktayız?
Verse 60
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
Verse 61
Ölümü aranızda Biz tayin ettik; sizi ortadan kaldırıp benzerlerinizi yerinize getirmeyi, sizi bilmediğiniz şekilde var etmeyi dilesek kimse önümüze geçemez.
Verse 62
ﮐﮑﮒﮓﮔﮕ
ﮖ
And olsun ki, ilk yaratmayı bilirsiniz, yine de düşünmez misiniz?
Verse 63
ﮗﮘﮙ
ﮚ
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
Verse 64
ﮛﮜﮝﮞﮟ
ﮠ
Söyleyin, ektiklerinizi yerden bitirenler sizler misiniz, yoksa Biz mi bitiriyoruz?
Verse 65
ﮡﮢﮣﮤﮥﮦ
ﮧ
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
Verse 66
ﮨﮩ
ﮪ
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
Verse 67
ﮫﮬﮭ
ﮮ
Dilersek Biz onu çerçöp yaparız, şaşar kalırsınız; "Doğrusu borç altına girdik, hatta yoksun kaldık".
Verse 68
ﮯﮰﮱﯓ
ﯔ
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
Verse 69
Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?
Verse 70
ﯝﯞﯟﯠﯡﯢ
ﯣ
Dileseydik onu acılaştırırdık; hala şükretmez misiniz?
Verse 71
ﯤﯥﯦﯧ
ﯨ
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
Verse 72
ﯩﯪﯫﯬﯭﯮ
ﯯ
Söyleyin; yaktığınız ateşin ağacını var eden sizler misiniz, yoksa onu Biz mi var ederiz?
Verse 73
ﯰﯱﯲﯳﯴ
ﯵ
Biz onu bir ibret ve çölde konaklayanlar için yararlı kıldık.
Verse 74
ﯶﯷﯸﯹ
ﯺ
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.
Verse 75
ﯻﯼﯽﯾﯿ
ﰀ
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
Verse 76
ﰁﰂﰃﰄﰅ
ﰆ
Hayır; yıldızların yerleri üzerine yemin ederim; ki bunun ne büyük yemin olduğunu bir bilseniz!
Verse 77
ﭑﭒﭓ
ﭔ
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
Verse 78
ﭕﭖﭗ
ﭘ
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
Verse 79
ﭙﭚﭛﭜ
ﭝ
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
Verse 80
ﭞﭟﭠﭡ
ﭢ
Doğrusu bu Kitap, sadece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitap'da mevcutken Alemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kuranı Kerim'dir.
Verse 81
ﭣﭤﭥﭦ
ﭧ
Siz bu sözü mü hor görüyorsunuz?
Verse 82
ﭨﭩﭪﭫ
ﭬ
Rızkınıza şükredeceğiniz yere onu vereni mi yalanlıyorsunuz?
Verse 83
ﭭﭮﭯﭰ
ﭱ
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
Verse 84
ﭲﭳﭴ
ﭵ
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
Verse 85
Kişinin canı boğaza dayanınca ve siz o zaman bakıp kalırken, Biz o kişiye sizden daha yakınızdır, ama görmezsiniz.
Verse 86
ﭾﭿﮀﮁﮂ
ﮃ
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
Verse 87
ﮄﮅﮆﮇ
ﮈ
Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!
Verse 88
ﮉﮊﮋﮌﮍ
ﮎ
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
Verse 89
ﮏﮐﮑﮒ
ﮓ
Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur.
Verse 90
ﮔﮕﮖﮗﮘﮙ
ﮚ
Eğer defteri sağdan verilenlerden ise,
Verse 91
ﮛﮜﮝﮞﮟ
ﮠ
"Ey sağcılardan olan kişi, sana selam olsun!" denir.
Verse 92
ﮡﮢﮣﮤﮥﮦ
ﮧ
Eğer, sapık yalancılardan ise,
Verse 93
ﮨﮩﮪ
ﮫ
Ona kaynar sudan konukluk sunulur.
Verse 94
ﮬﮭ
ﮮ
Cehenneme sokulur.
Verse 95
ﮯﮰﮱﯓﯔ
ﯕ
Doğrusu kesin gerçek budur.
Verse 96
ﯖﯗﯘﯙ
ﯚ
Öyleyse çok büyük Rabbinin adını tesbih et.
تقدم القراءة