الترجمة التركية - شعبان بريتش kitabından التركية dilinde Meryem Suresi suresinin çevirisi
Verse 1
ﭑ
ﭒ
Kâf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd.
Verse 2
ﭓﭔﭕﭖﭗ
ﭘ
Rabbinin, kulu Zekeriyya’ya (verdiği) rahmetinin zikredilmesidir.
Verse 3
ﭙﭚﭛﭜﭝ
ﭞ
Hani o, Rabbine gizlice yalvarmıştı.
Verse 4
Rabbim, dedi. Şüphesiz kemiklerim zayıfladı, baş yaşlılık ateşiyle tutuştu. Rabbim, sana ettiğim dualarda bedbaht olmadım.
Verse 5
Ben arkamdan gelecek yakınlarım için endişeliyim. Karım ise kısır, bana bir evlat bağışla katından..
Verse 6
Bana ve Yakup oğullarına mirasçı olsun. Rabbim onu razı olacağın bir kimse kıl.
Verse 7
Ey Zekeriyya! Sana Yahya adında bir oğlan müjdeliyoruz. Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık.
Verse 8
Rabbim, dedi. Nasıl benim bir çocuğum olabilir ki, karım kısır ben ise son derece yaşlayım?
Verse 9
İşte böyle, dedi. Senin Rabbin o bana çok kolaydır, dedi. Daha önce sen de yoktun, seni de yaratmıştım.
Verse 10
Rabbim, bana bir işaret ver! dedi. Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde ardı ardınca üç gece insanlarla konuşamamandır, buyurdu.
Verse 11
Mescidten, kavminin karşısına çıkınca onlara sabah akşam Allah’ı tesbih etmelerini işaret etti.
Verse 12
Ey Yahya! Kitaba kuvvetle sarıl. Ona daha çocukluğunda hikmet vermiştik.
Verse 13
Katımızdan bir merhamet ve arınmışlık vermiştik. O takva sahibiydi.
Verse 14
ﭢﭣﭤﭥﭦﭧ
ﭨ
Anne ve babasına iyi davranırdı. Zorba ve isyankâr değildi.
Verse 15
Doğduğu gün öldüğün gün ve yeniden dirileceği gün ona selam olsun.
Verse 16
Kitapta Meryem’i de an! Hani o, ailesinden ayrılarak doğuda bir yere gitmişti.
Verse 17
Kendisi ile onlar arasına bir de perde çekmişti. O’na ruhumuzu göndermiştik. O da tam bir insan sûretinde görünmüştü ona.
Verse 18
Eğer Allah’tan sakınan biriysen senden Rahman’a sığınırım, dedi.
Verse 19
Ben, ancak Rabbinin bir elçisiyim. Sana tertemiz bir oğul vermek için gönderildim.
Verse 20
Benim nasıl bir oğlum olabilir ki? Bana hiçbir beşer dokunmamıştır ve ben iffetsiz bir kimse de değilim, dedi.
Verse 21
Bu, işte böyle. Rabbin dedi ki: “O bana çok kolaydır. Onu insanlar için bir ayet ve bizden bir rahmet kılacağız” dedi. Ve bu iş olup bitmiştir.
Verse 22
ﯜﯝﯞﯟﯠﯡ
ﯢ
Nihayet ona gebe kaldı ve onunla (karnındaki bebekle) uzak bir yere çekildi.
Verse 23
Doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine getirdi. Keşke, dedi. Bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim.
Verse 24
Aşağısından (melek) ona şöyle seslendi: Üzülme sakın, Rabbin senin ayağının altından bir ırmak akıttı.
Verse 25
Hurma dalını kendine doğru salla, üstüne taze hurma dökülsün.
Verse 26
Ye, iç, gözün aydın olsun! İnsanlardan birini görürsen, Ben, Rahman’a (konuşmama) oruç adadım. Bunun için bugün hiç kimseyle konuşmayacağım, de.
Verse 27
Sonra çocuğu alıp kavmine getirdi. Ey Meryem, büyük bir iş yaptın! dediler
Verse 28
Ey Harun’un kızkardeşi! Baban kötü birisi değildi, annen de iffetsiz değildi, dediler.
Verse 29
Bunun üzerine çocuğu işaret etti. Biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.
Verse 30
Ben, Allah’ın kuluyum. O, bana Kitab'ı verdi ve beni peygamber kıldı.
Verse 31
Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı ve yaşadığım müddetçe namaz kılmamı ve zekât vermemi emretti.
Verse 32
ﮞﮟﮠﮡﮢﮣ
ﮤ
Bir de anneme iyi davranışlı kıldı ve beni zorba ve asi kılmadı.
Verse 33
Doğduğum gün, öldüğüm gün ve yeniden dirileceğim gün selam olsun bana! dedi.
Verse 34
İşte Meryemoğlu İsa! (Bu) Hakkında şüphe ettikleri kimsenin hak sözüdür.
Verse 35
Çocuk edinmek Allah’a yakışmaz. O bundan münezzehtir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece "Ol!" der ve o da hemen oluverir.
Verse 36
Şüphesiz Allah, benim de sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (sadece) O’na ibadet edin. Dosdoğru yol budur.
Verse 37
Gruplar aralarında ayrılığa düştüler. Vay o şahit olunacak büyük günde kâfirlerin haline!
Verse 38
Bize geldikleri gün, neler görüp işitecekler. Ne var ki zalimler, bugün apaçık bir fasıklık içindedirler.
Verse 39
Sen, onları hasret günü ile korkut. İş hükmedilip bitirilmiştir. Onlar (dünyada bu hususta) gaflet içindedirler ve onlar iman etmezler
Verse 40
Şüphesiz yeryüzüne ve üzerindekilere biz varis olacağız ve bize döndürülecekler.
Verse 41
Kitapta İbrahim’i de an! O çok sadık bir peygamberdi.
Verse 42
Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin ibadet ediyorsun? dedi.
Verse 43
Babacığım! Gerçekten sana gelmeyen ilim bana gelmiştir. Hadi bana uy da seni dosdoğru bir yola ileteyim.
Verse 44
Babacığım, şeytana ibadet etme! Çünkü şeytan Rahman’a asi olmuştu.
Verse 45
Babacığım! Allah tarafından sana azap dokunup da (ateşte) şeytanın yakını olmandan korkuyorum.
Verse 46
Benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun Ey İbrahim? Eğer bundan vazgeçmezsen seni elbette taşlarım. Uzun bir müddet benden uzak dur, dedi.
Verse 47
İbrahim: Selam olsun sana! dedi. Senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Zira o bana çok merhamet edip, lutfeder.
Verse 48
Sizden ve sizin Allah’tan başka dua ettiklerinizden uzaklaşıyorum. Ben, Rabbime yalvarıyorum. Umulur ki Rabbine dua etmekle bedbaht olmam.
Verse 49
Onlardan ve Allah’tan başka ibadet ettikleri (ilahlardan) uzaklaşınca, O’na İshak’ı ve Yakub’u bahşettik. Hepsini de peygamber yaptık.
Verse 50
Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk ve Onlara dillerde yüksek ve sadakat (bir nam) bıraktık.
Verse 51
Kitapta Musa’yı da an. O , ihlas sahibi/seçkin biridir ve bir Rasûl bir peygamber idi
Verse 52
O’na (sağ tarafından) Tur’un yanından seslenmiştik. Onu (kendisiyle) fısıldaşarak konuşmak için yakınlaştırdık.
Verse 53
O’na rahmetimizden kardeşi Harun’u peygamber olarak bağışlamıştık.
Verse 54
Kitapta İsmail’i de an. O, sözüne sadıktı ve bir rasûl bir peygamber idi
Verse 55
Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi. Rabbinin yanında razı olunan birisiydi.
Verse 56
Kitapta İdris'i de an. O, çok dürüst bir peygamberdi.
Verse 57
ﮂﮃﮄ
ﮅ
Biz onu üstün bir makama yükseltmiştik.
Verse 58
İşte onlar, Adem’in ve Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın soyundan gelen, Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerden ve İbrahim’in, İsrail'in/Yakub'un soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir. Onlara Rahman’ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.
Verse 59
Sonra onların ardından namazı bırakan ve arzularına uyan bir nesil geldi. İleri de büyük bir azaba çarptırılacaklardır.
Verse 60
Ancak tevbe edip, iman ederek salih amel yapanlar, işte bunlar Cennet'e girecekler ve hiç bir şekilde haksızlığa uğramayacaklardır.
Verse 61
(Bu) Rahman’ın kullarına görmedikleri halde vadettiği Adn Cennetleri'dir. Onun vaadi şüphesiz yerine gelecektir.
Verse 62
Orada boş söz işitmezler. Ancak selam (işitirler). Ve orada, sabah-akşam kendilerine ait rızıkları vardır.
Verse 63
İşte bu cennetlere kullarımızdan takva sahiplerini mirasçı kılacağız.
Verse 64
Biz (Melekler), ancak Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzdeki, arkamızdaki ve bunların arasındaki her şey O’na aittir. Rabbin unutmuş değildir.
Verse 65
O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O halde sadece O’na ibadet ve ibadet etmede sabırlı, sebatkâr ol. O’nun hiç adaşının/benzerinin olduğunu biliyor musun?
Verse 66
İnsan, öldükten sonra tekrar yeniden diriltilecek miyim? diyor.
Verse 67
İnsan, daha önce hiç bir şey değilken kendisini yarattığımızı hiç düşünmüyor mu?
Verse 68
Rabbine andolsun ki, onları ve şeytanları bir araya toplayacağız ve sonra onları diz üstü çökmüş vaziyette Cehennem'in çevresinde hazır bulunduracağız.
Verse 69
Sonra her cemaatten Rahman’a karşı en çok başkaldıranı çekip alacağız.
Verse 70
Sonra biz ona (Cehennem'e) girmeye kimlerin en layık olduğunu daha iyi bilmekteyiz.
Verse 71
Sizden ona uğramayacak kimse yoktur. Bu Rabbinin yapmayı üzerine aldığı kesin bir hükümdür.
Verse 72
Sonra, takva sahiplerini kurtaracağız, zalimleri de orada dizüstü çökmüş olarak bırakacağız.
Verse 73
Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okununca, kâfir olanlar iman edenlere: Bu iki gruptan hangisinin makamca daha hayırlıdır, meclisçe daha güzeldir? dediler.
Verse 74
Onlardan önce nice nesilleri helak etmiştik, onların malları ve görünüşleri daha güzeldi.
Verse 75
De ki: Rahman, sapıklıkta olan kimseye arttırdıkça artırır. Sonunda vaat olundukları (ya dünya) azabı veya kıyameti gördükleri zaman kimin yerinin daha kötü, kimin ordusunun daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
Verse 76
Allah, hidayet bulanlara hidayeti arttırır. Kalıcı olan salih ameller, Rabbinin katında hem sevapça hem de netice bakımından daha hayırlıdır.
Verse 77
Ayetlerimizi küfredenleri gördün mü? Bana mal ve çocuk verilecek, diyor.
Verse 78
O gaybı mı biliyor, yoksa Rahman’dan bir söz mü almış?
Verse 79
Hayır! Ne dediğini yazacağız ve ona azabı artırdıkça artıracağız.
Verse 80
ﭭﭮﭯﭰﭱ
ﭲ
Onun söylemekte olduğuna (mal ve çocuklarına) biz mirasçı olacağız. O tek başına bize gelecek.
Verse 81
Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler.
Verse 82
Hayır! O ilahlar, onların kendilerine yaptığı ibadeti inkar edecekler ve onlara karşı olacaklardır.
Verse 83
Şeytanları kâfirlerin üzerine gönderdiğimizi ve onları kışkırttıklarını görmüyor musun?
Verse 84
O halde, onlar için acele etme. Biz onların günlerini sayıp duruyoruz.
Verse 85
ﮗﮘﮙﮚﮛﮜ
ﮝ
O gün, muttakileri konuk olarak Rahman’ın huzurunda toplarız.
Verse 86
ﮞﮟﮠﮡﮢ
ﮣ
Günahkarları ise susuz olarak Cehennem'e süreriz.
Verse 87
Rahman’ın katında bir söz almış olan (Peygamber ve müminlerden) başka hiç bir kimse şefaat edemez.
Verse 88
ﮮﮯﮰﮱ
ﯓ
Rahman, bir çocuk edindi, dediler.
Verse 89
ﯔﯕﯖﯗ
ﯘ
Andolsun ki, çok kötü bir şey ortaya attınız.
Verse 90
Bu söz yüzünden neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp yerle bir olacaktı.
Verse 91
ﯣﯤﯥﯦ
ﯧ
Rahman’a çocuk iddiasında bulundular.
Verse 92
ﯨﯩﯪﯫﯬﯭ
ﯮ
Rahman'a çocuk edinmek yaraşmaz.
Verse 93
Çünkü göklerde ve yerde bulunan her şey ancak Rahman’a kul olarak gelir.
Verse 94
ﯺﯻﯼﯽ
ﯾ
O, onların hepsini (ilmi ile kuşatmış) ve onları bir bir saymıştır.
Verse 95
ﯿﰀﰁﰂﰃ
ﰄ
Hepsi de ona kıyamet günü tek olarak gelecektir.
Verse 96
İman edenler ve salih amellerde bulunanlara ise Rahman (gönüllerde) sevgi kılacaktır.
Verse 97
Muttakileri müjdelemen ve inatçı bir kavmi uyarman için, bu Kur’an’ı senin dilin ile kolaylaştırdık.
Verse 98
Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Onlardan hiç birini hissediyor veya onlara ait en küçük bir ses işitiyor musun?
تقدم القراءة