ترجمة معاني سورة الطور باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - شعبان بريتش
شعبان بريتش
ﰡ
آية رقم 1
ﮞ
ﮟ
Tûr’a...
آية رقم 2
ﮠﮡ
ﮢ
Ve sayfalara yazılmış kitaba…
آية رقم 3
ﮣﮤﮥ
ﮦ
Deri üzerine…
آية رقم 4
ﮧﮨ
ﮩ
Beyt-i Ma'mur'a…
آية رقم 5
ﮪﮫ
ﮬ
Yükseltilmiş tavana (göğe)…
آية رقم 6
ﮭﮮ
ﮯ
Taşkın denize…
آية رقم 7
ﮰﮱﯓﯔ
ﯕ
Rabbinin azabı elbette vuku bulacaktır.
آية رقم 8
ﯖﯗﯘﯙ
ﯚ
Ona engel olacak hiçbir şey yoktur.
آية رقم 9
ﯛﯜﯝﯞ
ﯟ
O gün gök çok çalkalanıp duracak.
آية رقم 10
ﯠﯡﯢ
ﯣ
Dağlar harekete geçip yürüyecek.
آية رقم 11
ﯤﯥﯦ
ﯧ
O gün yalanlayanların vay haline!
آية رقم 12
ﯨﯩﯪﯫﯬ
ﯭ
Ki onlar, boş şeylere dalıp oynuyorlardı.
آية رقم 13
ﯮﯯﯰﯱﯲﯳ
ﯴ
O gün itile kakıla Cehennem ateşine atılacaklardır.
آية رقم 14
ﯵﯶﯷﯸﯹﯺ
ﯻ
Yalanladığınız ateş budur!
آية رقم 15
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖ
ﭗ
Bu da mı sihir? Yoksa siz mi görmüyorsunuz?
آية رقم 16
Girin oraya! İster sabredin, ister sabretmeyin, sizin için birdir, eşittir. Siz ancak yaptıklarınızın karşılığına çarptırılacaksınız.
آية رقم 17
ﭦﭧﭨﭩﭪ
ﭫ
Takva sahipleri Cennetlerde ve nimetler içinde olacaklardır.
آية رقم 18
Rablerinin kendilerine verdikleri ile sefa sürerler. Rableri, onları çılgın alevin azabından korumuştur.
آية رقم 19
ﭵﭶﭷﭸﭹﭺ
ﭻ
Yaptıklarınızın karşılığı olarak afiyetle yiyin için!
آية رقم 20
Sıra sıra dizilmiş koltuklara yaslanmışlar ve onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
آية رقم 21
İman edenleri, soylarından da iman ederek onlara tabi olanları bir araya getirdik. Amellerinden hiç bir şey eksiltmedik. Her kişi, kendi yapıp kazanmakta olduğuna karşılık bir rehindir.
آية رقم 22
ﮚﮛﮜﮝﮞ
ﮟ
Onlara arzu ettikleri her meyveyi ve eti bol bol vermişizdir.
آية رقم 23
Orada birbirlerine kadeh sunarlar. Ama burada (içki yüzünden) ne saçmalama vardır ne de günaha girmek.
آية رقم 24
Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.
آية رقم 25
ﯓﯔﯕﯖﯗ
ﯘ
Birbirlerine dönüp sorarlar :
آية رقم 26
Biz, ailemizin yanında, daha önce (Allah'ın azabı hakkında) korku içindeydik, derler.
آية رقم 27
ﯡﯢﯣﯤﯥﯦ
ﯧ
Allah bize lutfetti de bizi kavurucu azaptan korudu.
آية رقم 28
Biz, önceden de ona dua ediyorduk. Gerçekten O, çokça iyilik sahibidir, çokça merhametlidir.
آية رقم 29
Sen öğüt ver. Rabbinin lütfuyla sen ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
آية رقم 30
Yoksa: O, bir şairdir, zaman (içinde) başına ölümün gelmesini bekliyoruz mu diyorlar?
آية رقم 31
ﰄﰅﰆﰇﰈﰉ
ﰊ
De ki: Bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.
آية رقم 32
Onlara akılları mı bunu emreder? Yoksa onlar, azgın bir toplum mudur?
آية رقم 33
Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmiyorlar.
آية رقم 34
ﭣﭤﭥﭦﭧﭨ
ﭩ
Haydi onun benzeri bir söz getirsinler, eğer doğru söylüyorlarsa!
آية رقم 35
Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?
آية رقم 36
Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır! Onlar kesin bir bilgiyle iman etmiyorlar.
آية رقم 37
Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yoksa, her şeye hakim olan kendileri midir?
آية رقم 38
Yoksa, üzerine çıkıp vahiy dinledikleri bir merdivenleri mi var? Öyleyse, dinleyenleri açık bir delil getirsin.
آية رقم 39
ﮏﮐﮑﮒﮓ
ﮔ
Yoksa kızlar O’nun da; erkek çocuklar sizin mi?
آية رقم 40
Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında eziliyorlar mı?
آية رقم 41
ﮝﮞﮟﮠﮡ
ﮢ
Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
آية رقم 42
Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Tuzağa düşecek olanlar kâfir olanlardır.
آية رقم 43
Yoksa, onların Allah’tan başka bir (hak) ilahları mı var? Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir/uzaktır.
آية رقم 44
Eğer, gökten bir parçanın düştüğünü görseler “üst üste yapılmış bir bulut” derler.
آية رقم 45
O halde bırak onları! Tâ ki (azaba) çarpılacakları günlerine kavuşsunlar.
آية رقم 46
O gün ne kurdukları tuzaklar kendilerine bir yarar sağlar, ne de yardıma uğrarlar.
آية رقم 47
Zalimler için bundan başka da azap vardır, fakat onların çoğu bilmezler.
آية رقم 48
Rabbinin hükmüne sabret! Çünkü sen, gözümüzün önündesin. (Gece) kalktığın zaman hamd ederek Rabbini tesbih et!
آية رقم 49
ﰋﰌﰍﰎﰏ
ﰐ
Gecenin bir kısmında ve yıldızlar battıktan sonra da onu tesbih et!
تقدم القراءة