ترجمة معاني سورة ص باللغة التركية من كتاب Turkish - Turkish translation

Turkish - Turkish translation

آية رقم 9

Yoksa sana o Kur'ân'i veren çok güçlü ve ihsan sahibi Rabbinin hazineleri onlarin yaninda mi?

Yoksa bütün o göklerin, yerin ve aralarindakilerin mülkü onlarin mi? Öyle ise bütün imkanlarini seferber ederek yükselsinler de görelim!
آية رقم 11

Onlar burada çesitli partilerden (gruplardan) bozguna ugramis bir ordudur.
آية رقم 13

Semûd kavmi, Lut kavmi ve Eykeliler (Suayb kavmi) de yalanlamislardi. Iste o çesitli partiler bunlardir.
آية رقم 19

Kuslari da toplu olarak onun emrine vermistik. Hepsi de ona uyarak zikir ve tesbih ederlerdi.
آية رقم 20

Biz onun mülkünü kuvvetlendirmis ve kendisine hikmet ve hakki batildan ayirt etme kabiliyeti vermistik.

Davud dedi ki: "Dogrusu senin bir koyununu kendi koyunlarina katmak istemesiyle sana zulmetmistir. Gerçekten bir cemiyette yasayanlarin çogu mutlaka birbirlerine haksizlik ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel isleyenler baska. Ama onlar da pek az." Davud, bizim kendisini imtihan ettigimizi sanmisti. Hemen Rabbinden magfiret diledi, rüku ederek yere kapandi, tevbe ile Allah'a yöneldi.

Bu, sana indirdigimiz mübarek bir kitaptir ki, insanlar onun âyetlerini düsünsünler ve temiz akil sahipleri ibret alsinlar.
آية رقم 30

Bir de Davud'a Süleyman'i bahsettik. Süleyman ne güzel kuldu. Çünkü o seslice tesbih edip Allah'a yönelirdi.
آية رقم 31

Hani kendisine bir zaman aksam üstü iyi cins ve rahvan atlar gösterilmisti.
آية رقم 33

"Geri getirin onlari bana!" dedi ve artik onlarin bacaklarini, boyunlarini silmeye basladi.

Andolsun ki Süleyman'i imtihan da ettik ve tahtinin üzerine bir ceset biraktik. Sonra tekrar tevbe ile önceki haline döndü.
آية رقم 38

Ve daha digerlerini de zincirlerde bagli olarak (Onun emrine verdik).
آية رقم 39

"Iste bu, bizim ihsanimizdir. Artik sen dilersen baskalarina ver veya verme. Bundan hesaba çekilmeyeceksin" dedik.

Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafimizdan bir rahmet olarak bahsettik ki, akil sahipleri için bir ibret olsun.
آية رقم 46

Çünkü biz onlari temiz bir hasletle, hâlis yurt (ahiret) düsüncesine ermis has kullarimizdan kilmisizdir.
آية رقم 47

Çünkü onlar, nezdimizde seçilmis en hayirli kimselerdendir.
آية رقم 49

Iste bu bir ögüttür. Süphesiz korunan müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (güzel bir dönüs yeri) vardir.
آية رقم 50

Bütün kapilari kendilerine açilmis olan Adn cennetleri vardir.
آية رقم 52

Yanlarinda da bakislari yalniz kocalarina dönük hep ayni yasta dilberler vardir.
آية رقم 56

Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin dösektir.
آية رقم 57

Iste artik tatsinlar onu ki, o kaynar su ve irindir.
آية رقم 58

Ve o sekilden çifter çifter tadacaklari diger acilar da vardir.
آية رقم 64

Süphesiz ki bu haktir. Ates ehlinin birbiriyle tartismasi muhakkak olacaktir.
آية رقم 66

"O, göklerin, yerin ve ikisi arasindakilerin Rabbidir. O çok güçlüdür, çok bagislayicidir."
آية رقم 73

Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.
آية رقم 79

Iblis: "Ya Rab! O halde insanlarin diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver." dedi.
آية رقم 80

(80-81) Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
آية رقم 81

(80-81) Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.
آية رقم 82

Iblis: "Öyle ise izzet ve serefine yemin ederim ki, ben onlarin hepsini mutlaka aldatir, saptiririm."
آية رقم 83

"Ancak içlerinden ihlas ile seçilmis has kullarin müstesna" dedi.
آية رقم 84

Allah buyurdu ki: "O dogru, ben hep dogruyu söylerim."
آية رقم 85

"Andolsun ki, cehennemi mutlaka senden ve onlarin sana uyanlarindan, topunuzdan tika basa dolduracagim."

Ey Muhammed! De ki: "Ben o Kur'ân'a karsi sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiligimden bir sey de teklif etmiyorum."
آية رقم 87

"O Kur'ân, bütün âlemler için bir zikir, bir ögüttür. "
آية رقم 88

"Herhalde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz."
تقدم القراءة