ترجمة معاني سورة الذاريات باللغة التركية من كتاب Turkish - Turkish translation

Turkish - Turkish translation

آية رقم 1

Zariyat Suresi


O tozdurup savuranlara,
آية رقم 2

Derken bir agirlik tasiyanlara,
آية رقم 3

Derken bir kolaylikla akanlara,
آية رقم 4

Derken bir emir taksim edenlere andolsun ki,
آية رقم 6

Ceza ve hesap günü süphesiz olacaktir.
آية رقم 10

Kahrolsun (o fikir adina) kendi tahminlerini ileri sürenler!
آية رقم 12

Onlar: "Hesap ve ceza günü ne zaman?" diye soruyorlar.
آية رقم 15

(15-16) Süphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdigi sevabi almis olarak cennet bahçelerinde ve pinar baslarinda bulunacaklardir. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapiyorlardi.

(15-16) Süphesiz ki takva sahipleri Rablerinin kendilerine verdigi sevabi almis olarak cennet bahçelerinde ve pinar baslarinda bulunacaklardir. Çünkü onlar bundan önce iyilik yapiyorlardi.
آية رقم 18

Onlar seher vakitlerinde Allah'tan bagislanma dilerlerdi.
آية رقم 19

Onlarin mallarinda isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardi.
آية رقم 20

(20-21) Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardir. Hiç görmüyor musunuz?
آية رقم 21

(20-21) Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde ve kendi nefislerinde nice ibretler vardir. Hiç görmüyor musunuz?
آية رقم 22

Sizin rizkiniz da size vaad edilen sevap ve ceza da göktedir.

Gök ve yerin Rabbine andolsun ki size edilen o vaad, herhalde haktir. O tipki sizin konusmaniz gibi gerçektir.

Hani onlar Ibrahim'in huzuruna girmislerdi de "Selam sana!" demislerdi. Ibrahim: "Size de selam" demis, ve içinden: "Bunlar taninmamis bir topluluk!" diye geçirmisti.

Yemediklerini görünce onlardan içine bir korku düstü. Onlar Ibrahim'e: "Korkma!" dediler ve onu çok bilgili bir ogul ile müjdelediler.

Bunun üzerine karisi (Sâre) bir çiglik atarak geldi ve elini yüzüne vurarak: "Ben kisir bir kocakariyim, nasil çocugum olur?" dedi.

Misafir melekler: "Evet bu böyledir. Rabbin böyle buyurdu. Gerçekten O hüküm ve hikmet sahibidir. Herseyi hakkiyla bilir." dediler.
آية رقم 31

Ibrahim, kendisine misafir olarak gelen meleklere: "Acaba sizin asil önemli isiniz nedir ey elçiler?" dedi.
آية رقم 32

Onlar: "Gerçekten biz günahkâr bir kavim (olan Lût kavmine) gönderildik.
آية رقم 33

Onlarin üzerine çamurdan pisirilmis sert taslar yagdiracagiz.
آية رقم 34

O taslardan herbirinin haddi asanlardan kime isabet edecegi Rabbin katinda isaretlenmistir." dediler.
آية رقم 39

Firavun ise ordusuyla birlikte yüz çevirmis, onun hakkinda: "Bu bir sihirbazdir, ya da bir delidir." demisti.
آية رقم 40

Nihayet biz onu ve ordularini yakalayip hepsini denize attik. Firavun ise o sirada (inadindan dolayi pismanlik duyarak) kendi kendini kiniyordu.
آية رقم 41

Âd kavminin helâkinde de bir ibret vardir. Hani biz onlarin üzerine köklerini kesecek bir rüzgar göndermistik.
آية رقم 43

Semud kavminin helâkinde de bir ibret vardir. Hani onlara: "Belirli bir süreye kadar dünyadan yararalanip, geçinin!" denmisti.
آية رقم 44

Onlarsa Rablerinin emrine karsi büyüklük tasladilar. Bunun üzerine kendilerini, bakip dururlarken yildirim yakalayip, çarpti.
آية رقم 47

Biz gögü kudretimizle bina ettik. Hiç süphesiz biz, çok genislik ve kudret sahibiyiz.
آية رقم 48

Yeryüzünü de biz dösedik. Bakin biz onu ne güzel dösüyoruz!

Ey Muhammed! de ki: "Öyleyse Allah'a kosun, gerçekten ben size O'nun tarafindan gönderilmis apaçik bir uyariciyim.
آية رقم 54

Ey Muhammed! Sen onlardan yüz çevir. Artik sen kinanacak degilsin.
آية رقم 55

Sen ögüt verip hatirlat. Çünkü, hatirlatmak müminlere fayda verir.

Süphsiz ki, zulmedenlerin geçmis arkadaslarinin payi gibi, dolgun bir azab payi vardir. Ama simdi onu acele istemesinler.
آية رقم 60

Kendilerine vaad edilen günlerinde ugrayacakalari azabdan dolayi vay inkâr edenlerin haline!.
تقدم القراءة