ترجمة معاني سورة الذاريات باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام

آية رقم 1
Savurup tozutan rüzgârlara andolsun.
آية رقم 2
Ağır yük taşıyan (bulut) lara.
آية رقم 3
Kolayca akıp giden (gemi) lere.
آية رقم 4
İşleri taksim edenlere (meleklere).
آية رقم 6
Ceza (karşılık) günü kuşkusuz vuku bulacaktır.
آية رقم 7
Güzel yolları (ve yörüngeleri) olan göğe andolsun.
آية رقم 13
O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür.
آية رقم 14
(Görevli melekler onlara şöyle der): “Azabınızı tadın! İşte acele isteyip durduğunuz şey budur.”
آية رقم 18
Seher vakitlerinde istiğfar ederlerdi.
آية رقم 20
Yeryüzünde gerçekten iman edecekler için ayetler vardır.
آية رقم 21
Ve kendi nefislerinizde de (ayetler vardır). Yine de görmüyor musunuz?
آية رقم 22
Gökte de sizin rızkınız ve size vadedilen şeyler vardır.
Hani O’nun yanına girmişler: “Selam!” demişlerdi. O da: "Selam! (Sizin üzerinize). (Sizler) tanınmayan yabancı kimselersiniz.” demişti.
آية رقم 27
Bunu onların önüne yaklaştırdı ve: "Yemez misiniz?" dedi.
Karısı bir çığlık içinde çıka gelip, (elleriyle) yüzüne vurarak: "Ben, kısır bir kocakarıyım." dedi.
آية رقم 32
Onlar: “Şüphe yok ki biz günahkâr bir topluluğa gönderildik” dediler.
آية رقم 33
"Onların üzerilerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız."
آية رقم 34
(Bu taşlar) Rabbinin katında haddi aşanlar için işaretlenmiş (taşlardır).
آية رقم 38
Musa (kıssasında da ibret vardır). Hani biz, onu açık bir delil ile Firavun’a göndermiştik.
آية رقم 39
Firavun, bütün (kişisel ve askeri) gücüyle yüz çevirmiş ve: "Bu, ya bir büyücü veya bir delidir." demişti.
آية رقم 40
Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık. O (küfründen dolayı) kınanmış bir kimseydi.
آية رقم 44
Rablerinin emrine kibirlenip isyan ettiler. Bu yüzden bakıp dururken onları yıldırım çarpmıştı.
Bunlardan önce de Nuh kavmini (helâk etmiştik). Çünkü onlar, fasık/yoldan çıkmış bir toplum idiler.
آية رقم 47
Ve biz göğü kudret ve kuvvetle bina ettik ve muhakkak biz genişleticiyiz.
آية رقم 48
Yeryüzünü de yayıp döşedik. Ne güzel döşeyiciyiz.
آية رقم 55
Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt, iman edenlere fayda verir.
Muhakkak (geçmişteki) arkadaşlarının azaptan payları olduğu gibi, zulmedenlerin de azaptan bir payları vardır. Artık acele etmesinler.
تقدم القراءة