ترجمة معاني سورة الذاريات باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الناشر
مركز تفسير للدراسات القرآنية
ﰡ
آية رقم 1
ﯤﯥ
ﯦ
Allah Teâlâ; toprağı savuran rüzgârlara yemin etmiştir.
آية رقم 2
ﯧﯨ
ﯩ
Bol olan suları taşıyan bulutlara (yemin etmiştir).
آية رقم 3
ﯪﯫ
ﯬ
Denizde kolaylıkla yüzüp giden gemilere.
آية رقم 4
ﯭﯮ
ﯯ
Yüce Allah'ın kulların işlerinden taksim etmelerini emrettiği şeyleri taksim eden meleklere.
آية رقم 5
ﯰﯱﯲ
ﯳ
Şüphesiz Rabbinizin size vadettiği hesap ve karşılık, içerisinde şüphe olmayan bir gerçektir.
آية رقم 6
ﯴﯵﯶ
ﯷ
Kıyamet günü kulların, hesaba çekilmeleri kesinlikle ve şüphesiz vuku bulacaktır.
آية رقم 7
ﭑﭒﭓ
ﭔ
Allah Teâlâ, yolları olan ve güzel bir yaratılışa sahip olan göğe yemin etmiştir.
آية رقم 8
ﭕﭖﭗﭘ
ﭙ
-Ey Mekke halkı!- Şüphesiz sizler, çelişkili sözler söylüyorsunuz. Sizler bazen Kur'an bir sihirdir diyorsunuz, bazen ise bir şiirdir diyorsunuz. Aynı şekilde bazen Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- sihirbazdır diyorsunuz, bazen ise o, bir şairdir diyorsunuz.
آية رقم 9
ﭚﭛﭜﭝ
ﭞ
Yüce Allah'ın ilminde Kur'an-ı Kerim ve Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iman etmekten çevrilen çevrilir. Bu; o kimsenin iman etmeyeceğini Allah’ın ilmi ile bilmesindendir. Bu kimse doğruya iletilmek hususunda muvaffak kılınmaz.
آية رقم 10
ﭟﭠ
ﭡ
Kur’an ve peygamberleri hakkında yalan konuşan o yalancılar kahrolsun.
آية رقم 11
ﭢﭣﭤﭥﭦ
ﭧ
Onlar, ahiret yurdu hakkında cehalet içerisinde kalmış gafillerdir. Onlar, ahireti umursamazlar.
آية رقم 12
ﭨﭩﭪﭫ
ﭬ
"Ceza/karşılık günü ne zamandır?" diye soruyorlar. Onlar, o gün için amel etmezler.
آية رقم 13
ﭭﭮﭯﭰﭱ
ﭲ
Allah Teâlâ, onların sorularına şöyle cevap verir: "O gün, onların ateşte yakılarak azap görecekleri gündür."
آية رقم 14
Onlara şöyle denir: "Azabınızı tadın! Kendisi ile uyarıldığınızda sizin, alay ederek gelmesi için acele edip durduğunuz şey işte budur!"
آية رقم 15
ﭻﭼﭽﭾﭿ
ﮀ
Emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak Rablerinden sakınanlar var ya; şüphesiz kıyamet günü onlar, bahçelerde ve pınarlardadırlar.
آية رقم 16
Rablerinden güzel karşılığı almışlardır. Şüphesiz onlar, dünyada iken bu güzel karşılıktan önce de iyi kimseler idiler.
آية رقم 17
ﮌﮍﮎﮏﮐﮑ
ﮒ
Onlar; geceleyin namaz kılarlardı ve geceleyin az bir zamandan başka uyumazlardı.
آية رقم 18
ﮓﮔﮕ
ﮖ
Seher vakitlerinde ise Rablerinden günahları için bağışlanmayı dilerlerdi.
آية رقم 19
ﮗﮘﮙﮚﮛ
ﮜ
Onların mallarında gönüllü olarak isteyenler ve istemeyenler için maddi imkanlar bulamayanlara bir hak vardır.
آية رقم 20
ﮝﮞﮟﮠ
ﮡ
Yeryüzünde ve Allah'ın orada koyduğu dağlarda, denizlerde, ağaçlarda, bitkilerde ve hayvanlarda kesin olarak inananlar için Allah'ın kudretine, O'nun yaratan ve şekil veren olduğuna delalet eden nice deliller vardır.
آية رقم 21
ﮢﮣﮤﮥﮦ
ﮧ
-Ey insanlar!- Sizin kendi nefislerinizde de Allah'ın kudretine delalet eden nice deliller vardır. İbret almak için bakmaz mısınız?
آية رقم 22
ﮨﮩﮪﮫﮬ
ﮭ
Gökte de sizin dünyevî ve dinî rızkınız, bir de hayır ve şer olarak size vadedilen şeyler vardır.
آية رقم 23
Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, yeniden dirilme tıpkı sizin konuşmanız gibi içinde şüphe olmayan bir haktır.
آية رقم 24
ﯙﯚﯛﯜﯝﯞ
ﯟ
-Ey Peygamber! Sana-, İbrahim -aleyhisselam-'ın kendilerine ikramda bulunduğu meleklerden olan şerefli ve değerli misafirlerinin haberi geldi mi?
آية رقم 25
Onlar, İbrahim'in yanına girdiklerinde ona şöyle demişlerdi: "Selam!" İbrahim de onların selamını almış ve o da onlara karşılık olarak şöyle demiştir: "Selâm!" Kendi nefsinde şöyle demişti: "Bunlar kendilerini tanımadığımız kimselerdir."
آية رقم 26
ﯫﯬﯭﯮﯯﯰ
ﯱ
Hemen gizlice ailesinin yanına gitti ve gelen misafirlerin insan olduklarını zannederek ailesinin yanından besili bir buzağı getirdi.
آية رقم 27
ﯲﯳﯴﯵﯶ
ﯷ
Buzağıyı onlara yaklaştırdı ve onlara yumuşak bir şekilde hitap ederek: "Sizin için sunulan bu yemekten yemez misiniz?" dedi.
آية رقم 28
Onlar yemeyince İbrahim -aleyhisselam-'ın nefsinde bir korku meydana geldi. Melekler bunu farkettiler ve ona güven vererek; "Korkma! Bizler Allah katından gönderilmiş olan elçileriz." dediler. Sonra İbrahim -aleyhisselam-'a kendisini sevindirecek olan; çokça ilmi olacak olan erkek bir çocuğun doğum müjdesi haberini verdiler. Onun, kendisi ile müjdelendiği (çocuk), İshâk -aleyhisselam- idi.
آية رقم 29
İbrahim -aleyhisselam-'ın karısı bu müjdeyi işitince sevinci sebebi ile çığlık attı ve ellerini yüzüne çarparak şaşırmış bir şekilde şöyle dedi: "Bir kocakarı doğurur mu?" Aslında o; kısır bir kadın idi.
آية رقم 30
Melekler ona şöyle dediler: "Sana haber verdiğimiz şeyi Rabbin böyle buyurdu. O'nun buyurduğunu geri çevirecek yoktur. Şüphesiz O, yaratmasında ve takdir etmesinde çok hikmet sahibidir ve yarattıklarını ve neyin yarattıkları için yararlı olacağını hakkıyla bilendir.''
آية رقم 31
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖ
ﭗ
İbrahim -aleyhisselam- meleklere şöyle dedi: "Sizin işiniz/göreviniz nedir? Maksadınız nedir?"
آية رقم 32
ﭘﭙﭚﭛﭜﭝ
ﭞ
Melekler ona cevap olarak şöyle dediler: "Şüphesiz Yüce Allah, bizi çirkin günahları işleyen günahkâr bir topluluğa gönderdi."
آية رقم 33
ﭟﭠﭡﭢﭣ
ﭤ
"Onların üzerlerine balçıktan yapılmış taşlar atacağız."
آية رقم 34
ﭥﭦﭧﭨ
ﭩ
-Ey İbrahim!- (Bu taşlar) Rabbinin katında küfürde ve günahlarda aşırıya gidip Yüce Allah'ın sınırlarını aşanlar için belirlenmiş (taşlardır).
آية رقم 35
ﭪﭫﭬﭭﭮﭯ
ﭰ
Lût'un kavminden Mü'min olanları, günahkârlara isabet edecek azap onlara isabet etmesin diye o beldeden çıkardık.
آية رقم 36
Bu beldede bir ev halkından başka Müslüman bulamadık. Onlar, Lût -aleyhisselam-'ın ev halkıdır.
آية رقم 37
Lût kavminin yaşadığı beldede onlara azabın isabet ettiğine dair izler bıraktık ki, onlara isabet eden elem dolu azaptan ibret alsınlar. Ki o azaptan kurtulmak için onların yaptıklarını yapmasınlar.
آية رقم 38
Musa'yı apaçık deliller ile Firavun'a göndermemizde de elem dolu azaptan korkanlar için ibretler vardır.
آية رقم 39
ﮊﮋﮌﮍﮎﮏ
ﮐ
Firavun gücüne ve askerlerine güvenerek haktan yüz çevirdi ve Musa -aleyhisselam- hakkında şöyle dedi: "O, insanları büyüleyen bir sihirbaz ya da ne dediğini akletmeyen delidir."
آية رقم 40
Onu ve askerlerinin hepsini yakalamış ve denize atmıştık. Bunun akabinde boğulup helâk oldular. Firavun kendini ilah olarak atfetmesinden ve yalanlamasından dolayı suçlu olarak kınanmış bir şekilde gelecektir.
آية رقم 41
Hûd'un kavmi Âd kavminde de elem verici azaptan korkanlar için ibretler vardır. Onlara yağmur taşımayan, ağaçları aşılamayan içinde bereket olmayan bir rüzgâr göndermiştik.
آية رقم 42
Uğradığı hiçbir canlıyı ve malı yok etmeden gitmiyordu ve paramparça çürümüş hale getiriyordu.
آية رقم 43
Salih -aleyhisselam-'ın kavmi Semûd'da da elem verici azaptan korkanlar için ibretler vardır. Onlara şöyle demişti: "Ecelleriniz bitmeden önce hayatınızdan istidafe edin."
آية رقم 44
Rablerinin emrine karşı kibirlendiler, iman ve itaat etmeye karşı büyüklenip kibirlendiler. Bunun akabinde azabın inmesini bekliyorlar iken azap yıldırımları onları yakalayıverdi. Zira yıldırım inmeden üç gün önce azap ile vadolunmuşlardı.
آية رقم 45
Kendilerine inen azabı def etmeye güç yetiremediler. Onların bundan korunacak güçleri de olmadı.
آية رقم 46
Bu zikredilenlerden önce de Nuh kavmini boğulmayla helâk ettik. Çünkü onlar, Allah'a itaat etmekten uzaklaşmış bir topluluktu. Bu yüzden cezayı hak ettiler.
آية رقم 47
ﯰﯱﯲﯳﯴ
ﯵ
Gökyüzünü biz bina ettik, kuvvetimizle onu kusursuz inşa ettik. Onun etrafını da genişletmekteyiz.
آية رقم 48
ﯶﯷﯸﯹ
ﯺ
Yeryüzünü, üzerinde yaşayanlar için yatak gibi döşedik. Biz ne güzel döşeyicileriz. Öyle ki yeryüzünü onlar için döşedik.
آية رقم 49
Biz yeryüzü, gökyüzü, kara ve denizi ve her şeyi çift çift, erkek ve dişi olarak yarattık. Böylece her şeyi çifter çifter yaratan Allah'ın birliğini ve kudretini düşünüp öğüt alasınız.
آية رقم 50
Allah'a itaat ederek ve O'na karşı gelmekten sakınarak azabından mükâfatına kaçın. -Ey insanlar!- O'nun cezalandırmasından sizi sakındıran apaçık bir uyarıcıyım.
آية رقم 51
Yüce Allah ile beraber kendisine ibadet ettiğiniz başka ilahlar edinmeyin. Şüphesiz ben, size O'nun tarafından (gönderilmiş) açık bir uyarıcıyım.
آية رقم 52
Mekke ehlinin yalanladığı gibi geçmiş ümmetler de yalanlamıştı. Kendilerine bir peygamber geldiğinde: "O, büyücüdür ya da mecnundur." dediler.
آية رقم 53
Rasûlleri yalanlama hususunda geçmiş dönemde yaşayan kâfirler ve sonradan gelenler bunları birbirine vasiyet mi ettiler? Doğrusu! Onlar bu azgınlıkları üzere idiler.
آية رقم 54
ﭧﭨﭩﭪﭫ
ﭬ
-Ey Rasûl!- Bu yalanlayanlardan yüz çevir. Sen bundan dolayı kınanacak değilsin. Onlara gönderildiğin şeyi hakkıyla ulaştırdın.
آية رقم 55
ﭭﭮﭯﭰﭱ
ﭲ
Onlardan yüz çevirmen, seni onlara öğüt vermekten ve hatırlatmalarda bulunmaktan alıkoymasın. Onlara öğüt ver ve hatırlat. Çünkü öğüt, Allah'a iman edenlere fayda verir.
آية رقم 56
ﭳﭴﭵﭶﭷﭸ
ﭹ
Ben cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım. Bana şirk koşmaları için yaratmadım.
آية رقم 57
Onlardan rızık istemiyorum, beni doyurmalarını da istemiyorum.
آية رقم 58
Yüce Allah, kullarını rızıklandırandır. Bütün mahlûkat, O'nun rızkına muhtaçtır. Hiç kimsenin kendisine galip gelemeyeceği güç kuvvet sahibidir. Bütün cinler ve insanlar Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'nın kuvvetine boyun eğmişlerdir.
آية رقم 59
-Ey Rasûl!- Seni yalanlayarak kendi nefislerine zulmedenlerin de geçmişteki arkadaşlarını payı gibi azaptan payları vardır. O azabın belirli bir vakti vardır. Onun vakti gelmeden bir an önce gelmesini benden talep etmeyin.
آية رقم 60
Hüsrana uğramalarından ve helâk olmalarından dolayı Allah'a iman etmeyip, kâfir olanların vay hallerine! Onlar, üzerilerine azap indirilmek ile tehdit olundukları kıyamet gününe iman etmeyerek rasûllerini yalanladılar.
تقدم القراءة