ترجمة معاني سورة ص باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مجمع الملك فهد
مجموعة من العلماء
الترجمة الإنجليزية - صحيح انترناشونال
المنتدى الإسلامي
الترجمة الإنجليزية
الترجمة الفرنسية - المنتدى الإسلامي
نبيل رضوان
الترجمة الإسبانية
محمد عيسى غارسيا
الترجمة الإسبانية - المنتدى الإسلامي
الترجمة الإسبانية (أمريكا اللاتينية) - المنتدى الإسلامي
المنتدى الإسلامي
الترجمة البرتغالية
حلمي نصر
الترجمة الألمانية - بوبنهايم
عبد الله الصامت
الترجمة الألمانية - أبو رضا
أبو رضا محمد بن أحمد بن رسول
الترجمة الإيطالية
عثمان الشريف
الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة
فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام
الترجمة التركية - شعبان بريتش
شعبان بريتش
الترجمة التركية - مجمع الملك فهد
مجموعة من العلماء
الترجمة الإندونيسية - شركة سابق
شركة سابق
الترجمة الإندونيسية - المجمع
وزارة الشؤون الإسلامية الأندونيسية
الترجمة الإندونيسية - وزارة الشؤون الإسلامية
وزارة الشؤون الإسلامية الأندونيسية
الترجمة الفلبينية (تجالوج)
مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام
الترجمة الفارسية - دار الإسلام
فريق عمل اللغة الفارسية بموقع دار الإسلام
الترجمة الفارسية - حسين تاجي
حسين تاجي كله داري
الترجمة الأردية
محمد إبراهيم جوناكري
الترجمة البنغالية
أبو بكر محمد زكريا
الترجمة الكردية
حمد صالح باموكي
الترجمة البشتوية
زكريا عبد السلام
الترجمة البوسنية - كوركت
بسيم كوركورت
الترجمة البوسنية - ميهانوفيتش
محمد مهانوفيتش
الترجمة الألبانية
حسن ناهي
الترجمة الأوكرانية
ميخائيلو يعقوبوفيتش
الترجمة الصينية
محمد مكين الصيني
الترجمة الأويغورية
محمد صالح
الترجمة اليابانية
روايتشي ميتا
الترجمة الكورية
حامد تشوي
الترجمة الفيتنامية
حسن عبد الكريم
الترجمة الكازاخية - مجمع الملك فهد
خليفة الطاي
الترجمة الكازاخية - جمعية خليفة ألطاي
جمعية خليفة الطاي الخيرية
الترجمة الأوزبكية - علاء الدين منصور
علاء الدين منصور
الترجمة الأوزبكية - محمد صادق
محمد صادق محمد
الترجمة الأذرية
علي خان موساييف
الترجمة الطاجيكية - عارفي
فريق متخصص مكلف من مركز رواد الترجمة بالشراكة مع موقع دار الإسلام
الترجمة الطاجيكية
خوجه ميروف خوجه مير
الترجمة الهندية
مولانا عزيز الحق العمري
الترجمة المليبارية
عبد الحميد حيدر المدني
الترجمة الغوجراتية
رابيلا العُمري
الترجمة الماراتية
محمد شفيع أنصاري
الترجمة التلجوية
مولانا عبد الرحيم بن محمد
الترجمة التاميلية
عبد الحميد الباقوي
الترجمة السنهالية
فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام
الترجمة الأسامية
رفيق الإسلام حبيب الرحمن
الترجمة الخميرية
جمعية تطوير المجتمع الاسلامي الكمبودي
الترجمة النيبالية
جمعية أهل الحديث المركزية
الترجمة التايلاندية
مجموعة من جمعية خريجي الجامعات والمعاهد بتايلاند
الترجمة الصومالية
محمد أحمد عبدي
الترجمة الهوساوية
الترجمة الأمهرية
محمد صادق
الترجمة اليورباوية
أبو رحيمة ميكائيل أيكوييني
الترجمة الأورومية
الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الفرنسية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الإندونيسية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الفيتنامية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة البوسنية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الإيطالية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الفلبينية (تجالوج) للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الفارسية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
Dr. Ghali - English translation
Muhsin Khan - English translation
Pickthall - English translation
Yusuf Ali - English translation
Azerbaijani - Azerbaijani translation
Sadiq and Sani - Amharic translation
Farsi - Persian translation
Finnish - Finnish translation
Muhammad Hamidullah - French translation
Korean - Korean translation
Maranao - Maranao translation
Abdul Hameed and Kunhi Mohammed - Malayalam translation
Salomo Keyzer - Flemish (Dutch) translation
Norwegian - Norwegian translation
Samir El - Portuguese translation
Polish - Polish translation
Romanian - Romanian translation
Elmir Kuliev - Russian translation
Albanian - Albanian translation
Tatar - Tatar translation
Japanese - Japanese translation
محمد جوناگڑھی - Urdu translation
Ma Jian - Chinese translation
Turkish - Turkish translation
King Fahad Quran Complex - Thai translation
Ali Muhsin Al - Swahili translation
Abdullah Muhammad Basmeih - Malay translation
Hamza Roberto Piccardo - Italian translation
Indonesian - Indonesian translation
Bubenheim & Elyas - German / Deutsch translation
Bosnian - Bosnian translation
Hasan Efendi Nahi - Albanian translation
Sherif Ahmeti - Albanian translation
Sahih International - English translation
Czech - Czech translation
Abul Ala Maududi(With tafsir) - English translation
Tajik - Tajik translation
Alikhan Musayev - Azerbaijani translation
Muhammad Saleh - Uighur; Uyghur translation
Abdul Haleem - English translation
Mufti Taqi Usmani - English translation
Muhammad Karakunnu and Vanidas Elayavoor - Malayalam translation
Sheikh Isa Garcia - Spanish; Castilian translation
Divehi - Divehi; Dhivehi; Maldivian translation
Abubakar Mahmoud Gumi - Hausa translation
Mahmud Muhammad Abduh - Somali translation
Knut Bernström - Swedish translation
Jan Trust Foundation - Tamil translation
Mykhaylo Yakubovych - Ukrainian translation
Uzbek - Uzbek translation
Diyanet Isleri - Turkish translation
Ministry of Awqaf, Egypt - Russian translation
Abu Adel - Russian translation
Burhan Muhammad - Kurdish translation
Dr. Mustafa Khattab, The Clear Quran - English translation
Dr. Mustafa Khattab - English translation
الترجمة الإنجليزية - مركز رواد الترجمة
الترجمة الفرنسية - محمد حميد الله
الترجمة البوسنية - مركز رواد الترجمة
الترجمة الصربية - مركز رواد الترجمة - جار العمل عليها
الترجمة الألبانية - مركز رواد الترجمة - جار العمل عليها
الترجمة اليابانية - سعيد ساتو
الترجمة الفيتنامية - مركز رواد الترجمة
الترجمة التاميلية - عمر شريف
الترجمة السواحلية - عبد الله محمد وناصر خميس
الترجمة اللوغندية - المؤسسة الإفريقية للتنمية
الترجمة الإنكو بامبارا - ديان محمد
الترجمة العبرية
الترجمة الإنجليزية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
الترجمة الروسية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
الترجمة البنغالية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
الترجمة الصينية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
الترجمة اليابانية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
ترجمة معاني القرآن الكريم - عادل صلاحي
عادل صلاحي
ﰡ
آية رقم 1
ﭑﭒﭓﭔﭕ
ﭖ
Sâd. Öğüt veren Kur'an’a yemin ederim ki,
آية رقم 2
ﭗﭘﭙﭚﭛﭜ
ﭝ
küfredenler, (iddia ettiklerinin) aksine, bir gurur ve tefrika içindedirler.
آية رقم 3
Onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. O zaman feryat ettiler. Halbuki artık kurtulma zamanı değildi.
آية رقم 4
Aralarından kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve kâfirler: Bu pek yalancı bir sihirbazdır!
آية رقم 5
İlahları tek bir ilah mı vaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir! dediler.
آية رقم 6
Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, ilahlarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur.
آية رقم 7
Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır.
آية رقم 8
Kur’an aramızdan Muhammed'e mi indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Belki, bunlar Kur'an'ım hakkında şüphe içine düştüler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.
آية رقم 9
Yoksa azîz ve lütufkâr olan Rabbinin rahmet hâzineleri onların yanında mıdır!
آية رقم 10
Yahut göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyleyse (göklerin) yollarında yükselsinler (görelim)!
آية رقم 11
ﯟﯠﯡﯢﯣﯤ
ﯥ
Onlar, çeşitli gruplardan oluşmuş bir ordudur; işte şurada bozguna uğratılacaklardır.
آية رقم 12
Onlardan önce Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun,
آية رقم 13
Semûd, Lût kavmi ve Eyke halkı da peygamberleri yalanladılar. İşte bunlar da (peygamberlere karşı) birleşen topluluklardır.
آية رقم 14
Onların her biri gönderilen peygamberleri yalanladılar da bu yüzden (kendilerine) azabım hak oldu.
آية رقم 15
Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan korkunç bir ses beklemektedirler.
آية رقم 16
Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver, dediler.
آية رقم 17
(Rasûlüm!) Onların söylediklerine sabret, kulumuz Davud'u, o kuvvet sahibi zatı hatırla. O, hep Allah'a yönelirdi.
آية رقم 18
Doğrusu biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları,
آية رقم 19
ﭦﭧﭨﭩﭪﭫ
ﭬ
toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik. Hepsi O'na yönelmiştir.
آية رقم 20
ﭭﭮﭯﭰﭱﭲ
ﭳ
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik.
آية رقم 21
(Ey Muhammed!), Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mâbedin duvarına tırmanıp,
آية رقم 22
Davud'un yanına girmişlerdi de Dâvud onlardan korkmuştu. «Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız, aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster» dediler.
آية رقم 23
(Onlardan biri şöyle dedi:) Bu, kardeşimdir. Onun doksan dokuz koyunu var. Benimse bir tek koyunum var. Böyle iken «Onu da bana ver» dedi ve tartışmada beni yendi.
آية رقم 24
Dâvûd da şöyle demişti: "Senin koyunu kendi koyunlarına istemekle sana haksızlık etmiş. Ortakların çoğu, birbirlerinin haklarına tecavüz ederler; ancak îman edenler ve sâlih amel işleyenler hâriç; bunlar da ne kadar azdır!" Dâvûd, kendisini denediğimizi sandı ve Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapandı, tevbe edip Allah'a yöneldi.
آية رقم 25
Sonra bu tutumundan dolayı onu bağışladık. Kuşkusuz yanımızda onun yüksek bir makamı ve güzel bir geleceği vardır.
آية رقم 26
Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. Hevâ ve hevese uyma, sonra bu seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin bir azap vardır.
آية رقم 27
Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri biz boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Vay o inkâr edenlerin ateşteki haline!
آية رقم 28
Yoksa biz, iman edip de sâlih amel işleyenleri, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Veya (Allah'tan) korkanları yoldan çıkanlar gibi mi sayacağız?
آية رقم 29
(Rasûlüm!) Sana bu mübarek Kitab'ı, âyetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik.
آية رقم 30
Biz Davud'a Süleyman'ı verdik. Süleyman ne güzel bir kuldu! Doğrusu o, daima Allah'a yönelirdi.
آية رقم 31
ﮅﮆﮇﮈﮉﮊ
ﮋ
Akşama doğru kendisine, üç ayağının üzerine durup bir ayağını tırnağının üzerine diken çalımlı ve safkan koşu atları sunulmuştu.
آية رقم 32
Süleyman: Gerçekten ben mal sevgisini, Rabbimi anmak için istedim, dedi. Nihayet güneş battı.
آية رقم 33
(O zaman:) onları (atları) tekrar bana getirin, dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başladı.
آية رقم 34
Biz, Süleyman'ı, bir imtihana da tâbi tutmuştuk: Onu, tahtı üzerine (bir hastalık yüzünden) ceset haline getirmiştik; sonra yine eski haline dönmüştü.
آية رقم 35
Süleyman: Rabbim! Beni bağışla; bana, benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver. Şüphesiz sen, daima bağışta bulunansın, dedi.
آية رقم 36
Bunun üzerine biz de, istediği yere onun emriyle kolayca giden rüzgârı,
آية رقم 37
ﯥﯦﯧﯨ
ﯩ
bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanlar,
آية رقم 38
ﯪﯫﯬﯭ
ﯮ
demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları onun emrine verdik.
آية رقم 39
«İşte bu bizim bağışımızdır. İster ver, ister (elinde) tut; hesapsızdır» dedik.
آية رقم 40
ﯷﯸﯹﯺﯻﯼ
ﯽ
Doğrusu onun, bizim katımızda büyük bir değeri ve güzel bir yeri vardır.
آية رقم 41
(Rasûlüm!) Kulumuz Eyyub’u da an. O, Rabbine: Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmişti.
آية رقم 42
Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).
آية رقم 43
Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık.
آية رقم 44
Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub’u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi.
آية رقم 45
(Ey Muhammed!), Kuvvetli ve basiretli kullarımız İbrahim, İshak ve Ya’kub'u da an.
آية رقم 46
ﭶﭷﭸﭹﭺ
ﭻ
Biz onları özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlâslı kimseler kıldık.
آية رقم 47
ﭼﭽﭾﭿﮀ
ﮁ
Doğrusu onlar bizim katımızda seçkin iyi kimselerdendir.
آية رقم 48
İsmail'i, Elyesa'yı, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir.
آية رقم 49
İşte bu, bir hatırlatmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.
آية رقم 50
ﮔﮕﮖﮗﮘ
ﮙ
Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn cennetleri vardır.
آية رقم 51
Onlar koltuklara yaslanıp kurularak orada bir çok meyveler ve içecekler isterler.
آية رقم 52
ﮢﮣﮤﮥﮦ
ﮧ
Yanlarında, eşlerinden başkasına bakmayan, kendilerine yaşıt güzeller vardır.
آية رقم 53
ﮨﮩﮪﮫﮬ
ﮭ
İşte, hesap günü için size vâdolunan şeyler bunlardır.
آية رقم 54
Şüphesiz bu, bizim verdiğimiz rızıktır. Ona bitmek ve tükenmek yoktur.
آية رقم 55
ﯗﯘﯙﯚﯛﯜ
ﯝ
Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.
آية رقم 56
ﯞﯟﯠﯡ
ﯢ
Onlar cehenneme girecekler. Orası ne kötü bir kalma yeridir.
آية رقم 57
ﯣﯤﯥﯦ
ﯧ
İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar.
آية رقم 58
ﯨﯩﯪﯫ
ﯬ
Buna benzer daha türlü türlü başkaları da vardır.
آية رقم 59
(İnkarcıların liderlerine:) İşte bu sizinle beraber cehenneme girecek topluluktur (denildiğinde, liderler:) Onlar rahat yüzü görmesin (derler). Onlar mutlaka ateşe gireceklerdir.
آية رقم 60
(Liderlere uyanlar ise:) Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin! Onu bize siz sundunuz! Ne kötü bir yerdir! derler.
آية رقم 61
Yine onlar: Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim getirdiyse onun ateşteki azabını iki kat artır! derler.
آية رقم 62
(İnkarcılar) derler ki: Kendilerini dünyada iken kötülerden saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?
آية رقم 63
ﭜﭝﭞﭟﭠﭡ
ﭢ
Alaya aldığımız onlar değil miydi? Yoksa (buradalar da) onları gözden mi kaçırdık?
آية رقم 64
ﭣﭤﭥﭦﭧﭨ
ﭩ
İşte bu, cehennem ehlinin tartışması, şüphesiz bir gerçektir.
آية رقم 65
(Rasûlüm!) De ki: Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve kahhâr olan Allah'tan başka bir ilah yoktur.
آية رقم 66
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi (olan Allah) üstündür, çok bağışlayıcıdır.
آية رقم 67
ﭿﮀﮁﮂ
ﮃ
De ki: Bu büyük bir haberdir.
آية رقم 68
ﮄﮅﮆ
ﮇ
Ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.
آية رقم 69
Onlar orada tartışırken benim melei a’lâ hakkında hiçbir bilgim yoktu.
آية رقم 70
Ben ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.
آية رقم 71
Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yaratacağım.
آية رقم 72
Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secdeye kapanın!
آية رقم 73
ﮯﮰﮱﯓ
ﯔ
Bütün melekler toptan secde ettiler.
آية رقم 74
ﯕﯖﯗﯘﯙﯚ
ﯛ
Yalnız İblis secde etmedi. O büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
آية رقم 75
Allah! Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni meneden nedir? Böbürlendin mi, yoksa yücelerden misin? dedi.
آية رقم 76
İblis: Ben ondan hayırlıyım! Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi.
آية رقم 77
ﯷﯸﯹﯺﯻ
ﯼ
Allah: Çık oradan (cennetten)! Sen artık kovulmuş birisin,
آية رقم 78
ﯽﯾﯿﰀﰁﰂ
ﰃ
ceza gününe kadar lânetim senin üzerindedir! buyurdu.
آية رقم 79
ﰄﰅﰆﰇﰈﰉ
ﰊ
İblis: Ey Rabbim! O halde tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver, dedi.
آية رقم 80
ﰋﰌﰍﰎ
ﰏ
Allah: Haydi, mühlet verilenlerdensin, buyurdu.
آية رقم 81
ﰐﰑﰒﰓ
ﰔ
Sen bilinen güne kadar.
آية رقم 82
ﰕﰖﰗﰘ
ﰙ
İblis: Senin izzetine yemin ederim ki, hepsini mutlaka azdıracağım, dedi.
آية رقم 83
ﰚﰛﰜﰝ
ﰞ
Onlardan ihlâsa erdirilmiş kulların bir yana.
آية رقم 84
ﭑﭒﭓﭔ
ﭕ
Rabbi de şöyle demişti: İşte bu hak ve ben hep hakkı söylerim.
آية رقم 85
Sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım! buyurdu.
آية رقم 86
(Rasûlüm!) De ki: Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Ve ben kendiliğimden bir şey iddia edenlerden de değilim."
آية رقم 87
ﭩﭪﭫﭬﭭ
ﭮ
Bu Kur'an, ancak âlemler için bir öğüttür.
آية رقم 88
ﭯﭰﭱﭲ
ﭳ
Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra çok iyi öğreneceksiniz.
تقدم القراءة