ترجمة معاني سورة الصافات باللغة التركية من كتاب Turkish - Turkish translation

Turkish - Turkish translation

آية رقم 1

Saffet Suresi


Andolsun o saf baglayip duranlara.
آية رقم 3

Ve o yolda zikir okuyanlara.
آية رقم 6

Gerçekten biz dünya gögünü (o yakin gögü) bir zinetle, yildizlarla süsledik.
آية رقم 9

Uzaklastirilirlar. Onlara ardi arkasi kesilmez bir azab vardir.
آية رقم 12

Fakat sen onlara sasiyorsun, ama onlar (seninle) egleniyorlar.
آية رقم 13

Kendilerine hatirlatildiginda da düsünmüyorlar.
آية رقم 14

Bir mucize gördükleri zaman da eglenceye aliyorlar.
آية رقم 16

"Öldügümüz ve bir toprakla bir yigin kemik oldugumuz zaman mi biz tekrar dirilecekmisiz?"
آية رقم 17

"Önceki atalarimiz da mi?.."
آية رقم 18

De ki: "Evet, hem de sizler çok asagilanmis olarak (dirileceksiniz)."
آية رقم 19

Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onlarin gözleri açiliverir.
آية رقم 21

(Onlara): "Iste bu, sizin yalanlamakta oldugunuz (iyi ve kötüyü) ayirt etme günüdür" denir.
آية رقم 22

(22-23) Toplayin mahsere o zulmedenleri, eslerini ve Allah'tan baska taptiklari seyleri. Toplayin da götürün onlari sirata (cehennem köprüsüne) dogru.
آية رقم 23

(22-23) Toplayin mahsere o zulmedenleri, eslerini ve Allah'tan baska taptiklari seyleri. Toplayin da götürün onlari sirata (cehennem köprüsüne) dogru.
آية رقم 24

Ve durdurun onlari, çünkü sorguya çekilecekler.
آية رقم 25

(Onlara): "Ne oldu sizlere de yardimlasmiyorsunuz?" (denilir.)
آية رقم 31

"Onun için üzerimize Rabbimizin azab sözü hak oldu. Süphesiz azabimizi tadacagiz."
آية رقم 32

"Evet biz, sizi kiskirttik. Çünkü biz azgindik."
آية رقم 36

Ve: "Biz, hiçbir mecnun (deli) sair için ilâhlarimizi birakir miyiz?" diyorlardi.
آية رقم 39

Bununla beraber baska degil, hep yaptiginiz amellerinizle cezalandirilacaksiniz.
آية رقم 42

(42-43) Meyveler (vardir), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir.
آية رقم 43

(42-43) Meyveler (vardir), Naîm cennetlerinde onlara hep ikram edilir.
آية رقم 44

(Onlar) Karsilikli tahtlar üzerindedirler.
آية رقم 45

(45-46) Içenlere lezzet veren, pinardan doldurulmus bembeyaz bir kadehle onlarin etrafinda dolasilir.
آية رقم 46

(45-46) Içenlere lezzet veren, pinardan doldurulmus bembeyaz bir kadehle onlarin etrafinda dolasilir.
آية رقم 48

Yanlarinda iri gözlü, bakislarini kocalarindan baskalarina çevirmeyen hanimlar vardir.
آية رقم 49

Sanki onlar örtülüp saklanmis yumurta gibidirler.
آية رقم 53

"Öldügümüz ve bir toprakla bir yigin kemik oldugumuz zaman biz hakikaten cezalanacak miyiz?"
آية رقم 56

Ona söyle der: "Allah'a yemin ederim ki, dogrusu sen az daha beni helak edecektin."
آية رقم 58

(58-59) "Nasilmis bak. Biz ilk ölümümüzden baska bir daha ölmeyecek miymisiz? Biz azaba ugratilmayacak miymisiz?
آية رقم 59

(58-59) "Nasilmis bak. Biz ilk ölümümüzden baska bir daha ölmeyecek miymisiz? Biz azaba ugratilmayacak miymisiz?
آية رقم 61

Çalisanlar iste böyle bir kurtulus için çalissinlar.
آية رقم 63

Gerçekten biz onu zalimler için bir fitne (imtihan) yaptik.
آية رقم 70

Simdi de kendileri onlarin izlerinde kosturuyorlar.
آية رقم 72

Gerçekten biz onlara içlerinden uyarici peygamberler de gönderdik.
آية رقم 75

Andolsun ki Nuh bize seslenip dua etmisti de biz de ne güzel kabul etmistik.
آية رقم 78

Hem de sonradan gelenler içinde güzel bir namini biraktik.
آية رقم 80

Iste biz iyilik yapanlari böyle mükafatlandiririz.
آية رقم 86

"Yalancilik etmek için mi Allah'tan baska ilâhlar istiyorsunuz?"
آية رقم 88

(88-89) Derken yildizlara bir bakti da: "Ben gerçekten hastayim" dedi.
آية رقم 89

(88-89) Derken yildizlara bir bakti da: "Ben gerçekten hastayim" dedi.
آية رقم 90

O zaman arkalarini dönerek basindan kaçisiverdiler.
آية رقم 91

Derken bir kurnazlikla onlarin ilâhlarina vardi da, "Buyursaniza, yemez misiniz?" dedi.
آية رقم 92

(Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konusmuyorsunuz?" (dedi).
آية رقم 93

Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.
آية رقم 94

Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler.
آية رقم 95

Ibrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttugunuz seylere mi tapiyorsunuz?"
آية رقم 96

"Halbuki sizi de yaptiklarinizi da Allah yaratmistir."
آية رقم 98

Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düsürdük.
آية رقم 101

Biz de kendisine yumusak huylu bir ogul müjdeledik.
آية رقم 103

Ne zaman ki ikisi de bu sekilde Allah'a teslim oldular, Ibrahim oglunu sakagi üzerine yatirdi.
آية رقم 104

Biz de ona söyle seslendik: "Ey Ibrahim! "
آية رقم 105

"Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, süphesiz ki, biz iyilik yapanlari böyle mükafatlandiririz."
آية رقم 107

Ve ona büyük bir kurbanlik fidye verdik.
آية رقم 108

Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm biraktik.
آية رقم 110

Iste biz iyilik yapanlari böyle mükafatlandiririz.
آية رقم 112

Ona bir de salihlerden bir peygamber olmak üzere Ishak'i müjdeledik.

Hem ona hem Ishak'a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de hem iyilik yapanlar var, hem de açikça kendi nefsine zulmedenler var.
آية رقم 115

Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sikintidan kurtardik.
آية رقم 116

Hem yardim ettik onlara da, galip gelenler onlar oldular.
آية رقم 117

Hem kendilerine o belli kitabi (Tevrat'i) verdik.
آية رقم 121

Iste biz iyilik yapanlari böyle mükafatlandiririz.
آية رقم 122

Çünkü onlarin ikisi de bizim mümin kullarimizdandi.
آية رقم 123

Süphesiz Ilyas da gönderilen peygamberlerdendir.
آية رقم 124

(124-125-126) Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz misiniz? Yaratanlarin en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarinizin da Rabbi bulunan Allah'i birakip da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvariyorsunuz?" dedi.
آية رقم 125

(124-125-126) Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz misiniz? Yaratanlarin en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarinizin da Rabbi bulunan Allah'i birakip da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvariyorsunuz?" dedi.
آية رقم 126

(124-125-126) Hani o kavmine: "Siz Allah'tan korkmaz misiniz? Yaratanlarin en güzeli olan, sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarinizin da Rabbi bulunan Allah'i birakip da "Ba'l'e" (Ba'l ismindeki puta) mi yalvariyorsunuz?" dedi.
آية رقم 127

Fakat onlar, onu yalanladilar. Bu yüzden onlar mutlaka (cehennemde) hazir bulundurulacaklardir.
آية رقم 131

Iste biz iyilik yapanlari böyle mükafatlandiririz.
آية رقم 133

Süphesiz Lût da gönderilen peygamberlerdendir.
آية رقم 135

Ancak geride kalip batanlar içinde kalan yasli bir kadin hariç.
آية رقم 137

(137-138) Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara ugrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akil edip düsünmez misiniz?
آية رقم 138

(137-138) Ve siz elbette sabahleyin ve geceleyin onlara ugrar ve üzerlerinden geçersiniz. Hâlâ akil edip düsünmez misiniz?
آية رقم 139

Süphesiz Yunus da gönderilen peygamberlerdendir.
آية رقم 141

(Oradakilerle) kur'a çekmis de kaydirilanlardan (yenilenlerden) olmustu.
آية رقم 142

Derken (denize atilmis ve) kendisini balik yutmustu. (Kendi nefsini) kiniyordu.
آية رقم 143

(143-144) Eger çok tesbih edenlerden olmasaydi, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karninda kalirdi.
آية رقم 144

(143-144) Eger çok tesbih edenlerden olmasaydi, yeniden dirilecekleri güne kadar onun karninda kalirdi.
آية رقم 147

Biz onu (Yunus'u) yüz bin veya daha çok insana peygamber olarak gönderdik.
آية رقم 148

O zaman ona iman ettiler de biz onlari bir zamana kadar yasattik.
آية رقم 149

Simdi sor o seninkilere: Kizlar, Rabbinin de, oglanlar onlarin mi?
آية رقم 151

(151-152) Ha!.. Onlar, süphesiz uydurduklari iftiralarindan dolayi: "Allah dogurdu" derler. Hiç süphesiz onlar, yalancidirlar.
آية رقم 152

(151-152) Ha!.. Onlar, süphesiz uydurduklari iftiralarindan dolayi: "Allah dogurdu" derler. Hiç süphesiz onlar, yalancidirlar.
آية رقم 155

Hiç düsünmüyor musunuz?

Onlar, Allah ile cinler arasinda bir neseb (hisimlik bagi) uydurdular. Oysa andolsun cinler bilirler ki, o yalancilar mutlaka cehenneme götürüleceklerdir.
آية رقم 159

Allah, onlarin yakistirdiklari vasiflardan münezzeh ve yücedir.
آية رقم 160

Fakat Allah'in ihlas ile seçilen kullari baska (onlar, Allah'i böyle sirk ile vasiflamazlar).
آية رقم 161

(161-162-163) Çünkü siz ve taptiklariniz, kendiliginden cehenneme saldiran kimseden baskasini, Allah'a karsi kandirip, saptiramazsiniz.
آية رقم 162

(161-162-163) Çünkü siz ve taptiklariniz, kendiliginden cehenneme saldiran kimseden baskasini, Allah'a karsi kandirip, saptiramazsiniz.
آية رقم 163

(161-162-163) Çünkü siz ve taptiklariniz, kendiliginden cehenneme saldiran kimseden baskasini, Allah'a karsi kandirip, saptiramazsiniz.
آية رقم 164

(164-165-166) (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makami vardir. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler.
آية رقم 165

(164-165-166) (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makami vardir. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler.
آية رقم 166

(164-165-166) (Melekler): "Bizden her birimizin belli bir makami vardir. Biziz o saf saf dizilenler, biziz! Biziz o tesbih edenler, biziz!" derler.
آية رقم 167

(167-168-169) (Müsrikler) söyle diyorlardi: "Eger yanimizda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydi, elbette biz de Allah'in ihlas ile seçilmis kullarindan olurduk."
آية رقم 168

(167-168-169) (Müsrikler) söyle diyorlardi: "Eger yanimizda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydi, elbette biz de Allah'in ihlas ile seçilmis kullarindan olurduk."
آية رقم 169

(167-168-169) (Müsrikler) söyle diyorlardi: "Eger yanimizda önceki (ümmet)lerden bir kitap olsaydi, elbette biz de Allah'in ihlas ile seçilmis kullarindan olurduk."
آية رقم 171

(171-172-173) Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarimiz hakkinda su sözümüz geçmistir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardir ve elbette bizim ordularimiz mutlaka galip geleceklerdir."
آية رقم 172

(171-172-173) Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarimiz hakkinda su sözümüz geçmistir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardir ve elbette bizim ordularimiz mutlaka galip geleceklerdir."
آية رقم 173

(171-172-173) Andolsun ki peygamberlikle gönderilen kullarimiz hakkinda su sözümüz geçmistir: "Onlar var ya, elbette onlar muzaffer olacaklardir ve elbette bizim ordularimiz mutlaka galip geleceklerdir."
آية رقم 174

Onun için sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
آية رقم 175

Onlara (inecek azabi) gözetle.Yakinda onlar da göreceklerdir.
آية رقم 176

Ya simdi onlar, bizim azabimiza ugramakta acele mi ediyorlar?
آية رقم 177

Fakat (azabimiz) onlarin sahasina indigi zaman, (o aci sonuçla) uyarilanlarin sabahi ne kötüdür!
آية رقم 178

Yine sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
آية رقم 179

(Inecek azabi) gözetle! Yakinda onlar da göreceklerdir.
آية رقم 180

Senin güç ve kuvvet sahibi Rabbin, onlarin yakistirdiklari vasiflardan münezzeh ve yücedir.
آية رقم 181

Gönderilen bütün peygamberlere selam olsun.
تقدم القراءة