ترجمة معاني سورة ص باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام

آية رقم 9
Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?
آية رقم 18
Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik. Akşam ve sabah onlar kendisiyle (Davud ile) birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.
آية رقم 19
Toplanmış kuşlarda (onunla birlikte tesbih ettiler) Hepsi de ona yönelip, uydular.
آية رقم 20
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm kabiliyeti vermiştik.
Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
(Bu), ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.
آية رقم 30
Davud’a Süleyman’ı bağışladık. O, ne güzel bir kuldu. Doğrusu o, daima Allah’a yönelirdi.
آية رقم 31
Hani akşama doğru kendisine, üç ayağının üzerinde durup bir ayağını tırnağının üzerine diken (çalımlı ve safkan) atlar sunulmuştu.
آية رقم 33
“Onları bana geri getirin.” (dedi). Sonra da (onların) bacaklarını ve boyunlarını vurmaya başladı.
Andolsun biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bırakıverdik. Sonra tevbe edip bize yöneldi.
آية رقم 36
Böylece biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Onun emriyle dilediği tarafa yumuşak bir şekilde akıp gidiyordu.
آية رقم 37
Bütün bina ustası ve dalgıç Şeytanları da (onun emrine verdik).
آية رقم 38
Bukağılara vurulmuş halde birbirlerine yaklaştırılmış olan daha başkalarını da (onun hizmetine verdik).
آية رقم 39
“İşte bu, bizim hesapsız ihsanımızdır. Artık dilersen (başkalarına) ihsan et, dilersen de (elinde) tut.”
آية رقم 40
Şüphesiz onun bizim katımızda bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olması üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.
آية رقم 46
Biz onları, özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlaslı kimseler kıldık.
آية رقم 47
Çünkü onlar, katımızda seçilmiş ve hayırlı kimselerden idiler.
آية رقم 49
Bu bir anmadır. Doğrusu Allah'tan korkanlar için varılacak güzel bir yer vardır.
آية رقم 50
Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn Cennetleri vardır.
آية رقم 52
Yanlarında bakışlarını yalnız kendilerine dikmiş yaşıt eşler vardır.
آية رقم 55
Bu (takva sahipleri içindi; ama) azgınlar içinse muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.
آية رقم 56
Cehennem. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!
آية رقم 57
İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.
آية رقم 58
O türden başka çeşit çeşit (azap) daha vardır.
(Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte şunlar sizinle beraber (elim ateşe) girecek olanlardır.” (Zalimler ise der ki:) “Onlar rahat yüzü görmesinler! Onlar (da bizim gibi) ateşe gireceklerdir.”
آية رقم 63
Biz onlarla alay ederdik. Yoksa gözler mi onlardan kaydı (da göremiyoruz)?”
آية رقم 64
İşte cehennem halkının birbiriyle olan bu tartışması kesin gerçektir.
آية رقم 66
(O) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir, çok güçlüdür, çok bağışlayandır.
آية رقم 73
Meleklerin tümü hep birlikte secdeye kapandılar.
آية رقم 77
(Allah) buyurdu ki: "Öyleyse çık oradan. Sen artık kovulmuş birisin."
آية رقم 79
(İblis): “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver!” dedi.
آية رقم 80
(Allah) buyurdu ki: “O halde sen, kendisine mühlet verilenlerdensin.''
آية رقم 82
"Senin izzetin adına yemin ederim ki, onların hepsini aldatıp saptıracağım." dedi.
آية رقم 83
Ancak, içlerinde ihlas sahibi kulların müstesna.
آية رقم 84
(Allah) Buyurdu ki: “İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim.”
تقدم القراءة