ترجمة معاني سورة ص باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة
فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام
الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة
فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام
ﰡ
آية رقم 1
ﭑﭒﭓﭔﭕ
ﭖ
Sâd. Öğüt dolu Kur’an’a yemin olsun ki!
آية رقم 2
ﭗﭘﭙﭚﭛﭜ
ﭝ
Hayır. O inkâr edenler bir büyüklenme ve ayrılık içindedirler.
آية رقم 3
Onlardan önce nice nesiller helâk ettik, onlar da feryat ettiler. Hâlbuki kurtulma vakti değildi.
آية رقم 4
Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar. Kâfirler dedi ki: "Bu, yalancı bir sihirbazdır!"
آية رقم 5
İlahları tek bir ilah mı yaptı? Bu, hayret edilecek bir şeydir.
آية رقم 6
Onların ileri gelenleri: "Yürüyün! İlahlarınız üzerinde sebat/kararlılık gösterin. Sizden istenen şey budur." diye harekete geçtiler.
آية رقم 7
Biz bunu diğer dinde de işitmedik. Bu sadece bir uydurmadır.
آية رقم 8
Kur’an, aramızdan ona mı indirilmiş? Hayır! Onlar zikrimden şüphe ediyorlar. Çünkü henüz azabımı tatmadılar.
آية رقم 9
Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?
آية رقم 10
Yoksa göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların mülkü onlara mı ait? Öyle ise sebeplere tutunarak göğe yükselsinler.
آية رقم 11
ﯟﯠﯡﯢﯣﯤ
ﯥ
Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur.
آية رقم 12
Onlardan önce Nuh kavmi, Ad (kavmi) ve kazıklar sahibi Firavun da yalanlamıştı.
آية رقم 13
Semud ve Lut’un kavmi de, Eyke halkı da. İşte onlar da birer grup idiler.
آية رقم 14
Onların her biri rasûlleri yalanladılar da azabımı hak ettiler.
آية رقم 15
Onlar geri dönüşü olmayan bir tek çığlıktan başka bir şey beklemiyorlar.
آية رقم 16
"Rabbimiz! Hesap gününden önce bizim payımızı çabucak ver." derler.
آية رقم 17
Onların söylediklerine sabırlı ol. O kuvvet sahibi kulumuz Davud'u hatırla. O, her zaman Allah'a yönelirdi.
آية رقم 18
Doğrusu biz dağlara boyun eğdirdik. Akşam ve sabah onlar kendisiyle (Davud ile) birlikte (Allah'ı) tesbih ederlerdi.
آية رقم 19
ﭦﭧﭨﭩﭪﭫ
ﭬ
Toplanmış kuşlarda (onunla birlikte tesbih ettiler) Hepsi de ona yönelip, uydular.
آية رقم 20
ﭭﭮﭯﭰﭱﭲ
ﭳ
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm kabiliyeti vermiştik.
آية رقم 21
Sana davacıların haberi geldi mi? Hani onlar duvarı aşarak mabede girmişlerdi.
آية رقم 22
Davud’un yanına gitmişlerdi de, Davud onlardan korkmuştu. "Korkma! Biz birbirine hasım iki davacıyız. Aramızda adaletle hükmet, haksızlık etme; bize doğru yolu göster." dediler.
آية رقم 23
Bu benim kardeşimdir, onun doksan dokuz koyunu, benim ise tek bir koyunum var. "Onu da bana ver.” Dedi ve tartışmada beni bastırdı."
آية رقم 24
Davud: "Koyununu kendi koyunları arasına katmak istemekle sana haksızlık etmiş. Zaten ortakların çoğu, birbirlerine zulmeder. Ancak iman eden salih amellerde bulunanlar müstesna. Bunlar da ne kadar azdır!" dedi. Davud, kendisini imtihan ettiğimizi anlamış ve Rabbinden bağışlanma dileyerek secdeye kapanmış ve O’na yönelmişti.
آية رقم 25
Böylece onu bağışladık. Şüphesiz onun bizim katımızda gerçekten bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
آية رقم 26
Ey Davud! Seni yeryüzünde bir halife kıldık. O halde insanlar arasında hak/adaletle hüküm ver. Heva ve hevese uyma, yoksa seni Allah’ın yolundan saptırır. Allah’ın yolundan sapanlara ise hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azap vardır.
آية رقم 27
Biz göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, kâfirlerin zannıdır. Vay o kâfirlerin ateşteki haline!
آية رقم 28
Yoksa iman edip salih amellerde bulunanları, yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Yoksa takva sahiplerini facirler gibi mi tutacağız?
آية رقم 29
(Bu), ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.
آية رقم 30
Davud’a Süleyman’ı bağışladık. O, ne güzel bir kuldu. Doğrusu o, daima Allah’a yönelirdi.
آية رقم 31
ﮅﮆﮇﮈﮉﮊ
ﮋ
Hani akşama doğru kendisine, üç ayağının üzerinde durup bir ayağını tırnağının üzerine diken (çalımlı ve safkan) atlar sunulmuştu.
آية رقم 32
O da şöyle demişti: "Hayrı sevmek beni, Rabbimin zikrinden alıkoydu. Nihayet (güneş) perdenin arkasına gizlendi."
آية رقم 33
“Onları bana geri getirin.” (dedi). Sonra da (onların) bacaklarını ve boyunlarını vurmaya başladı.
آية رقم 34
Andolsun biz Süleyman'ı imtihan ettik. Tahtının üstüne bir ceset bırakıverdik. Sonra tevbe edip bize yöneldi.
آية رقم 35
Dedi ki: “Rabbim, bana mağfiret buyur ve benden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ver. Şüphesiz, sen çok ihsan sahibisin."
آية رقم 36
Böylece biz de rüzgârı onun buyruğuna verdik. Onun emriyle dilediği tarafa yumuşak bir şekilde akıp gidiyordu.
آية رقم 37
ﯥﯦﯧﯨ
ﯩ
Bütün bina ustası ve dalgıç Şeytanları da (onun emrine verdik).
آية رقم 38
ﯪﯫﯬﯭ
ﯮ
Bukağılara vurulmuş halde birbirlerine yaklaştırılmış olan daha başkalarını da (onun hizmetine verdik).
آية رقم 39
“İşte bu, bizim hesapsız ihsanımızdır. Artık dilersen (başkalarına) ihsan et, dilersen de (elinde) tut.”
آية رقم 40
ﯷﯸﯹﯺﯻﯼ
ﯽ
Şüphesiz onun bizim katımızda bir yakınlığı ve varılacak güzel bir yeri vardır.
آية رقم 41
Kulumuz Eyyub’u da an. Hani Rabbine: “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap verdi." diye seslenmişti.
آية رقم 42
“Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).”
آية رقم 43
Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olması üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.
آية رقم 44
"Eline bir demet sap al da onunla vur, yemini böyle yerine getir." Gerçekten Eyyûb sabırlı (bir kul) idi. O, ne iyi kuldu daima Allah’a yönelirdi.
آية رقم 45
Güç ve basiret sahibi kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.
آية رقم 46
ﭶﭷﭸﭹﭺ
ﭻ
Biz onları, özellikle ahiret yurdunu düşünen ihlaslı kimseler kıldık.
آية رقم 47
ﭼﭽﭾﭿﮀ
ﮁ
Çünkü onlar, katımızda seçilmiş ve hayırlı kimselerden idiler.
آية رقم 48
İsmail’i, Elyasa’yı ve Zülkifl’i de an. Hepsi de hayırlı kimselerden idiler.
آية رقم 49
Bu bir anmadır. Doğrusu Allah'tan korkanlar için varılacak güzel bir yer vardır.
آية رقم 50
ﮔﮕﮖﮗﮘ
ﮙ
Kapıları yalnızca kendilerine açılmış Adn Cennetleri vardır.
آية رقم 51
Orada koltuklarına kurulmuşlar, birçok meyve ve içecek isterler.
آية رقم 52
ﮢﮣﮤﮥﮦ
ﮧ
Yanlarında bakışlarını yalnız kendilerine dikmiş yaşıt eşler vardır.
آية رقم 53
ﮨﮩﮪﮫﮬ
ﮭ
İşte hesap günü için size vadedilen budur.
آية رقم 54
Şüphesiz bu, bizim (ihsan ettiğimiz) rızkımızdır, bitip tükenmesi de yok.
آية رقم 55
ﯗﯘﯙﯚﯛﯜ
ﯝ
Bu (takva sahipleri içindi; ama) azgınlar içinse muhakkak varılacak kötü bir yer vardır.
آية رقم 56
ﯞﯟﯠﯡ
ﯢ
Cehennem. Onlar oraya girerler. Orası ne kötü bir yataktır!
آية رقم 57
ﯣﯤﯥﯦ
ﯧ
İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.
آية رقم 58
ﯨﯩﯪﯫ
ﯬ
O türden başka çeşit çeşit (azap) daha vardır.
آية رقم 59
(Kendi aralarında şöyle derler:) “İşte şunlar sizinle beraber (elim ateşe) girecek olanlardır.” (Zalimler ise der ki:) “Onlar rahat yüzü görmesinler! Onlar (da bizim gibi) ateşe gireceklerdir.”
آية رقم 60
(Zalimlere uyanlar ise:) “Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin. Onu bize siz sundunuz. Ne kötü bir yerdir.” diyeceklerdir.
آية رقم 61
“Rabbimiz! Kim bunu bizim önümüze sürdüyse, onun ateşteki azabını kat kat arttır.” derler.
آية رقم 62
Derler ki: "Ne oluyor da, kendilerini kötülerden saydığımız adamları göremiyoruz?"
آية رقم 63
ﭜﭝﭞﭟﭠﭡ
ﭢ
Biz onlarla alay ederdik. Yoksa gözler mi onlardan kaydı (da göremiyoruz)?”
آية رقم 64
ﭣﭤﭥﭦﭧﭨ
ﭩ
İşte cehennem halkının birbiriyle olan bu tartışması kesin gerçektir.
آية رقم 65
De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve Kahhâr olan Allah’tan başka bir (hak) ilah yoktur."
آية رقم 66
(O) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir, çok güçlüdür, çok bağışlayandır.
آية رقم 67
ﭿﮀﮁﮂ
ﮃ
De ki: "Bu (Kur'an), büyük bir haberdir."
آية رقم 68
ﮄﮅﮆ
ﮇ
Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.
آية رقم 69
Yüce topluluk (mele-i a'la) aralarında tartışırlarken benim hiçbir bilgim yoktu.
آية رقم 70
“Ben, ancak apaçık bir uyarıcı olduğum için bana vahyolunuyor.”
آية رقم 71
Hani Rabbin meleklere; “Gerçekten ben çamurdan bir beşer yaratacağım.” demişti.
آية رقم 72
Ben şeklini verip, ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın.”
آية رقم 73
ﮯﮰﮱﯓ
ﯔ
Meleklerin tümü hep birlikte secdeye kapandılar.
آية رقم 74
ﯕﯖﯗﯘﯙﯚ
ﯛ
İblis müstesnâ. Büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.
آية رقم 75
(Allah) Buyurdu ki: "Ey İblis! İki elimle yarattığıma seni secde etmekten alıkoyan nedir? Büyüklük mü tasladın yoksa yücelerden mi oldun?"
آية رقم 76
Dedi ki: “Ben ondan daha hayırlıyım. Sen beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın.”
آية رقم 77
ﯷﯸﯹﯺﯻ
ﯼ
(Allah) buyurdu ki: "Öyleyse çık oradan. Sen artık kovulmuş birisin."
آية رقم 78
ﯽﯾﯿﰀﰁﰂ
ﰃ
“Ve şüphesiz ceza gününe kadar benim lanetim senin üzerindedir.”
آية رقم 79
ﰄﰅﰆﰇﰈﰉ
ﰊ
(İblis): “Rabbim! Öyle ise onların tekrar diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver!” dedi.
آية رقم 80
ﰋﰌﰍﰎ
ﰏ
(Allah) buyurdu ki: “O halde sen, kendisine mühlet verilenlerdensin.''
آية رقم 81
ﰐﰑﰒﰓ
ﰔ
Vakti bilinen bir güne kadar.
آية رقم 82
ﰕﰖﰗﰘ
ﰙ
"Senin izzetin adına yemin ederim ki, onların hepsini aldatıp saptıracağım." dedi.
آية رقم 83
ﰚﰛﰜﰝ
ﰞ
Ancak, içlerinde ihlas sahibi kulların müstesna.
آية رقم 84
ﭑﭒﭓﭔ
ﭕ
(Allah) Buyurdu ki: “İşte bu haktır ve ben hakkı söylerim.”
آية رقم 85
Cehennem'i tamamen senden olanlar ve sana uyanlarla dolduracağım.
آية رقم 86
De ki: "Ben sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir yükümlülük getirenlerden de değilim."
آية رقم 87
ﭩﭪﭫﭬﭭ
ﭮ
O, yalnızca bütün âlemler için bir öğüttür.
آية رقم 88
ﭯﭰﭱﭲ
ﭳ
Onun haberini bir süre sonra bileceksiniz.
تقدم القراءة