ترجمة معاني سورة فصّلت باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - شعبان بريتش
شعبان بريتش
ﰡ
آية رقم 1
ﭑ
ﭒ
Hâ, Mîm.
آية رقم 2
ﭓﭔﭕﭖ
ﭗ
Bu Kur’an, Rahmân ve Rahîm olan Allah’tan indirilmiştir.
آية رقم 3
Bilen bir toplum için Kur’an, Arapça okunarak ayetleri apaçık olarak açıklanmış bir kitaptır.
آية رقم 4
Müjdeci ve uyarıcı olarak. Fakat onların çoğu yüz çevirdi. Artık dinlemezler.
آية رقم 5
Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimizde örtüler, kulaklarımızda ağırlık vardır. Seninle bizim aramızda da bir perde vardır. Sen çalış, biz de çalışacağız, dediler.
آية رقم 6
De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana yalnızca, sizin ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyolunuyor. Öyleyse ona (giden doğru yola) yönelin, ondan bağışlanma dileyin. Şirk koşanların vay haline!
آية رقم 7
Onlar zekâtı vermezler; ahireti inkâr edenler de onlardır.
آية رقم 8
İman edenler ve salih ameller yapanlar, işte onlar için de kesintisiz bir mükâfat vardır.
آية رقم 9
De ki: Siz, dünyayı iki günde yaratana nankörlük mü ediyorsunuz? Ona ortaklar koşuyorsunuz. Halbuki O, alemlerin Rabbidir.
آية رقم 10
Dünya üzerinde sabit dağlar var etmiş ve onları bereketlendirmiştir. Soranlar için orada, yiyeceklerini ve gıdalarını tam dört günde takdir etti.
آية رقم 11
Sonra gaz halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yere: İsteyerek ya da istemeyerek gelin! dedi. Onlar da: İsteyerek geldik, dediler.
آية رقم 12
Onları yedi gök olarak iki günde varedip, her bir göğe kendi işini bildirdi. Dünya göğünü ise kandillerle/yıldızlarla süsledik ve koruduk. İşte bu, Hakim, Aziz olan (Allah'ın) takdiridir.
آية رقم 13
Eğer yüz çevirirlerse, onlara de ki: Sizi, Ad ve Semûd’un yıldırımına benzer bir yıldırımla/azapla uyardım.
آية رقم 14
Onlara peygamberleri “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin” diye önlerinden ve arkalarından geldiği zaman: Rabbimiz isteseydi melekleri gönderirdi. Rabbimiz dileseydi elbette melekler indirirdi. Onun için biz sizinle gönderilen şeylere küfrediyoruz, demişlerdi.
آية رقم 15
Ad, haksız yere yeryüzünde büyüklenmiş: Bizden daha kuvvetli kim var? demişlerdi. Kendilerini yaratan Allah’ın, kendilerinden daha kuvvetli olduğunu görmüyorlar mı? Onlar, ayetlerimizi bilerek inatla inkâr ediyorlardı.
آية رقم 16
Biz de onlara dünya hayatında rezil edici azabı tattırmak için, onlara uğursuz olmuş o günlerde buz gibi bir rüzgar göndermiştik. Ahiret azâbı elbette daha rezil edicidir. Onlara yardım da edilmeyecektir.
آية رقم 17
Semûd’a gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Onlar ise körlüğü/küfrü hidayete tercih ettiler. Böylece yapmakta oldukları kötülükler yüzünden alçaltıcı azabın yıldırımı onları tutmuştu.
آية رقم 18
ﯬﯭﯮﯯﯰ
ﯱ
İman edenleri ise, Allah’tan sakınmaları/takvaları sebebiyle kurtarmıştık.
آية رقم 19
Allah'ın düşmanları o gün Cehennem'e sürülürler. Hepsi bir aradadırlar.
آية رقم 20
Oraya vardıkları zaman, kulakları, gözleri ve derileri, onların yaptıklarına şahitlik edecektir.
آية رقم 21
Derilerine şöyle diyecekler: Niye aleyhimize şahitlik ettiniz? Her şeyi konuşturan Allah, bizi de konuşturdu. Sizi ilk defa yaratmıştı ve yine O'na döndürülüyorsunuz.
آية رقم 22
Siz, kulaklarınızın, gözlerinizin, derilerinizin kendi aleyhinizde şahitlik etmesinden sakınmıyordunuz. Oysa Allah’ın, sizin yaptıklarınızın çoğunu bilmediğini sanıyordunuz.
آية رقم 23
İşte Rabbiniz hakkındaki bu zannınız sizi helak etti de hüsrana uğrayanlardan oldunuz.
آية رقم 24
Şimdi eğer dayanabilirlerse, ateş onların kalacak yeridir. Eğer (mazeret sunup, tekrardan dünyaya gönderilip, azabın kaldırılmasına izin isterlerse) bu onlardan kabul olunmayacak/(Rablerini) râzı edenlerden olamayacaklar.
آية رقم 25
Onlara yakın arkadaşlar musallat etmiştik de, onlara önlerindekini ve arkalarındakini süslü göstermişlerdi. Kendilerinden önce geçmiş cin ve insan toplumlarına gerçekleşen azap sözü, bunlar üzerine de gerçekleşmişti de onlar, hüsrana uğrayanlar olmuşlardı.
آية رقم 26
O kâfirler: Bu Kur'an'ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki bastırırsınız, demişlerdi.
آية رقم 27
Kâfirlere elbette şiddetli bir azap tattıracağız. Onları yaptıklarının en kötüsüyle cezalandıracağız.
آية رقم 28
Allah’ın düşmanlarının cezası işte bu ateştir. onlar için ebedi kalınacak bir yurttur. Orası, ayetlerimizi bile bile inkar etmiş olmaları sebebiyle ceza olarak (onlar içindir).
آية رقم 29
Kâfirler derler ki: Rabbimiz! Bizi saptıran cinleri ve insanları bize göster de onları ayaklarımızın altına alalım da en aşağılıklardan olsunlar!
آية رقم 30
“Rabbimiz Allah’tır” diyen sonra da dosdoğru olanlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vadedilen Cennet'i müjdeleyin/sevinin, diye melekler iner.
آية رقم 31
Biz hem dünya hayatında ve hem de ahirette sizin dostlarınızız. Orada canınız ne isterse vardır. Orada sizin için ne isterseniz vardır.
آية رقم 32
ﭷﭸﭹﭺ
ﭻ
Çokça bağışlayan, merhamet eden Allah’tan bir ikram olarak..
آية رقم 33
Allah’a davet eden, salih amel yapan ve “Ben Müslümanlardanım” diyen kimseden daha güzel sözlü kim vardır?
آية رقم 34
İyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü en güzel şekilde sav. O zaman seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse, sanki yakın bir dost gibi olur.
آية رقم 35
Buna sabredenlerden başkası kavuşturulmaz. Buna ancak büyük nasibi olan kimse kavuşturulur.
آية رقم 36
Eğer şeytandan bir vesvese sana gelecek olursa hemen Allah’a sığın. Çünkü O, her şeyi işitendir, bilendir.
آية رقم 37
Gece ve gündüz, Güneş ve Ay Allah’ın ayetlerindendir. Güneş'e ve Ay'a secde etmeyin. Onları yaratan Allah’a secde ediniz. Eğer gerçekten ona ibadet eden kimseler iseniz...
آية رقم 38
Eğer büyüklenirlerse, (bilsinler ki) Allah’ın yanındakiler gece gündüz hiç usanmadan O’nu tesbih ederler.
آية رقم 39
Onun ayetlerinden biri de şudur: Yeryüzünü kupkuru görürsün, üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer ve kabarır. Toprağa böyle hayat veren, ölüleri de diriltecektir. O’nun her şeye gücü yeter.
آية رقم 40
Ayetlerimiz hakkında ilhad edenler/haktan sapanlar bize gizli değildir. Kıyamet günü ateşe atılanlar mı daha hayırlıdır yoksa emniyet içinde gelen mi? İstediğinizi yapın. Nitekim O ne yaptığınızı görendir.
آية رقم 41
Kendilerine kitap geldiğinde ona küfredenler (helak olacaklar). Oysa o, aziz/üstün bir kitaptır.
آية رقم 42
Ona önünden ve ardından hiçbir batıl gelemez. Hakim ve hamd’e layık olan (Allah'ın katından) indirilmiştir.
آية رقم 43
Sana söylenenler, senden önceki elçilere söylenenlerden başka bir şey değildir. Süphesiz Rabbin, hem mağfiret sahibidir, hem de acı bir azap sahibidir.
آية رقم 44
Eğer biz onu, yabancı dilden bir Kur'an kılsaydık, diyeceklerdi ki: Ayetleri tafsilatlı şekilde açıklanmalı değil miydi? bir Arap (peygambere), yabancı dilde (bir Kur'an) mi? derlerdi. De ki: İman edenlere hidayet ve şifadır. İman etmeyenlerin kulaklarında ağırlık vardır. O, onlara karşı bir körlük vardır (hidayet bulamaz). (Sanki) onlara uzak bir yerden sesleniliyor.
آية رقم 45
Musa’ya da kitap vermiştik. Onda da ayrılığa düşüldü. Önceden Rabbinden bir söz verilmiş olmasaydı hemen aralarında hüküm verilirdi. Onlar, ondan yine de şüphe ve tereddüt içindedirler.
آية رقم 46
Kim salih amel yaparsa, kendisi içindir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabbin, kullara asla zulmedici değildir.
آية رقم 47
(Kıyamet) Saatinin ilmi sadece Allah’a aittir. Onun bilgisi olmadan ne meyveler kabuklarından çıkar; ne bir dişi hamile kalır ve ne de doğurur. Allah; onlara: Nerede ortaklarım? diye seslendiği gün: Bir şahidimiz olmadığını sana bildiririz, derler.
آية رقم 48
Daha önce dua/ibadet ettikleri şeyler onlardan kaybolup gitmiştir. Bir kaçış yolu olmadığını anlamışlardır.
آية رقم 49
İnsan hayır istemekten bıkkınlık duymaz; fakat ona bir şer dokundu mu, hemen ümitsiz ve karamsar düşer.
آية رقم 50
Kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona biz, bir rahmet tattırırsak hemen şöyle der: Bu benim hakkımdır, kıyametin kopacağına da inanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, onun yanında, benim için daha iyisi vardır. Kâfirlere elbette yaptıklarını haber vereceğiz ve en ağır azabı onlara tattıracağız.
آية رقم 51
İnsana bir nimet verdiğimizde yüz çevirir ve büyüklük taslar. Bir kötülük dokunduğu zaman hemen çokça dua etmeye başlar.
آية رقم 52
Eğer bu (Kur’an) Allah katından gelmiş; sonra da siz onu inkar etmişseniz, gördünüz mü uzak/derin bir ayrılık içinde olandan daha sapık kim vardır?
آية رقم 53
Onun hak olduğu iyice belli olana kadar, ayetlerimizi hem afakta hem de kendi içlerinde göstereceğiz. Rabbinin her şeye şahit olması yetmez mi?
آية رقم 54
Onlar, Rablerine kavuşmaktan şüphe içindedirler! Bilin ki o, her şeyi kuşatandır.
تقدم القراءة