ترجمة معاني سورة المؤمنون باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - شعبان بريتش
شعبان بريتش
الترجمة الإنجليزية - صحيح انترناشونال
المنتدى الإسلامي
الترجمة الإنجليزية
الترجمة الفرنسية - المنتدى الإسلامي
نبيل رضوان
الترجمة الإسبانية
محمد عيسى غارسيا
الترجمة الإسبانية - المنتدى الإسلامي
الترجمة الإسبانية (أمريكا اللاتينية) - المنتدى الإسلامي
المنتدى الإسلامي
الترجمة البرتغالية
حلمي نصر
الترجمة الألمانية - بوبنهايم
عبد الله الصامت
الترجمة الألمانية - أبو رضا
أبو رضا محمد بن أحمد بن رسول
الترجمة الإيطالية
عثمان الشريف
الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة
فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام
الترجمة التركية - شعبان بريتش
شعبان بريتش
الترجمة التركية - مجمع الملك فهد
مجموعة من العلماء
الترجمة الإندونيسية - شركة سابق
شركة سابق
الترجمة الإندونيسية - المجمع
وزارة الشؤون الإسلامية الأندونيسية
الترجمة الإندونيسية - وزارة الشؤون الإسلامية
وزارة الشؤون الإسلامية الأندونيسية
الترجمة الفلبينية (تجالوج)
مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام
الترجمة الفارسية - دار الإسلام
فريق عمل اللغة الفارسية بموقع دار الإسلام
الترجمة الفارسية - حسين تاجي
حسين تاجي كله داري
الترجمة الأردية
محمد إبراهيم جوناكري
الترجمة البنغالية
أبو بكر محمد زكريا
الترجمة الكردية
حمد صالح باموكي
الترجمة البشتوية
زكريا عبد السلام
الترجمة البوسنية - كوركت
بسيم كوركورت
الترجمة البوسنية - ميهانوفيتش
محمد مهانوفيتش
الترجمة الألبانية
حسن ناهي
الترجمة الأوكرانية
ميخائيلو يعقوبوفيتش
الترجمة الصينية
محمد مكين الصيني
الترجمة الأويغورية
محمد صالح
الترجمة اليابانية
روايتشي ميتا
الترجمة الكورية
حامد تشوي
الترجمة الفيتنامية
حسن عبد الكريم
الترجمة الكازاخية - مجمع الملك فهد
خليفة الطاي
الترجمة الكازاخية - جمعية خليفة ألطاي
جمعية خليفة الطاي الخيرية
الترجمة الأوزبكية - علاء الدين منصور
علاء الدين منصور
الترجمة الأوزبكية - محمد صادق
محمد صادق محمد
الترجمة الأذرية
علي خان موساييف
الترجمة الطاجيكية - عارفي
فريق متخصص مكلف من مركز رواد الترجمة بالشراكة مع موقع دار الإسلام
الترجمة الطاجيكية
خوجه ميروف خوجه مير
الترجمة الهندية
مولانا عزيز الحق العمري
الترجمة المليبارية
عبد الحميد حيدر المدني
الترجمة الغوجراتية
رابيلا العُمري
الترجمة الماراتية
محمد شفيع أنصاري
الترجمة التلجوية
مولانا عبد الرحيم بن محمد
الترجمة التاميلية
عبد الحميد الباقوي
الترجمة السنهالية
فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام
الترجمة الأسامية
رفيق الإسلام حبيب الرحمن
الترجمة الخميرية
جمعية تطوير المجتمع الاسلامي الكمبودي
الترجمة النيبالية
جمعية أهل الحديث المركزية
الترجمة التايلاندية
مجموعة من جمعية خريجي الجامعات والمعاهد بتايلاند
الترجمة الصومالية
محمد أحمد عبدي
الترجمة الهوساوية
الترجمة الأمهرية
محمد صادق
الترجمة اليورباوية
أبو رحيمة ميكائيل أيكوييني
الترجمة الأورومية
الترجمة التركية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الفرنسية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الإندونيسية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الفيتنامية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة البوسنية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الإيطالية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الفلبينية (تجالوج) للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
الترجمة الفارسية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
مركز تفسير للدراسات القرآنية
Dr. Ghali - English translation
Muhsin Khan - English translation
Pickthall - English translation
Yusuf Ali - English translation
Azerbaijani - Azerbaijani translation
Sadiq and Sani - Amharic translation
Farsi - Persian translation
Finnish - Finnish translation
Muhammad Hamidullah - French translation
Korean - Korean translation
Maranao - Maranao translation
Abdul Hameed and Kunhi Mohammed - Malayalam translation
Salomo Keyzer - Flemish (Dutch) translation
Norwegian - Norwegian translation
Samir El - Portuguese translation
Polish - Polish translation
Romanian - Romanian translation
Elmir Kuliev - Russian translation
Albanian - Albanian translation
Tatar - Tatar translation
Japanese - Japanese translation
محمد جوناگڑھی - Urdu translation
Ma Jian - Chinese translation
Turkish - Turkish translation
King Fahad Quran Complex - Thai translation
Ali Muhsin Al - Swahili translation
Abdullah Muhammad Basmeih - Malay translation
Hamza Roberto Piccardo - Italian translation
Indonesian - Indonesian translation
Bubenheim & Elyas - German / Deutsch translation
Bosnian - Bosnian translation
Hasan Efendi Nahi - Albanian translation
Sherif Ahmeti - Albanian translation
Sahih International - English translation
Czech - Czech translation
Abul Ala Maududi(With tafsir) - English translation
Tajik - Tajik translation
Alikhan Musayev - Azerbaijani translation
Muhammad Saleh - Uighur; Uyghur translation
Abdul Haleem - English translation
Mufti Taqi Usmani - English translation
Muhammad Karakunnu and Vanidas Elayavoor - Malayalam translation
Sheikh Isa Garcia - Spanish; Castilian translation
Divehi - Divehi; Dhivehi; Maldivian translation
Abubakar Mahmoud Gumi - Hausa translation
Mahmud Muhammad Abduh - Somali translation
Knut Bernström - Swedish translation
Jan Trust Foundation - Tamil translation
Mykhaylo Yakubovych - Ukrainian translation
Uzbek - Uzbek translation
Diyanet Isleri - Turkish translation
Ministry of Awqaf, Egypt - Russian translation
Abu Adel - Russian translation
Burhan Muhammad - Kurdish translation
Dr. Mustafa Khattab, The Clear Quran - English translation
Dr. Mustafa Khattab - English translation
الترجمة الإنجليزية - مركز رواد الترجمة
الترجمة الفرنسية - محمد حميد الله
الترجمة البوسنية - مركز رواد الترجمة
الترجمة الصربية - مركز رواد الترجمة - جار العمل عليها
الترجمة الألبانية - مركز رواد الترجمة - جار العمل عليها
الترجمة اليابانية - سعيد ساتو
الترجمة الفيتنامية - مركز رواد الترجمة
الترجمة التاميلية - عمر شريف
الترجمة السواحلية - عبد الله محمد وناصر خميس
الترجمة اللوغندية - المؤسسة الإفريقية للتنمية
الترجمة الإنكو بامبارا - ديان محمد
الترجمة العبرية
الترجمة الإنجليزية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
الترجمة الروسية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
الترجمة البنغالية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
الترجمة الصينية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
الترجمة اليابانية للمختصر في تفسير القرآن الكريم
ترجمة معاني القرآن الكريم - عادل صلاحي
عادل صلاحي
ﰡ
آية رقم 1
ﭑﭒﭓ
ﭔ
Müminler, kurtuluşa ermiştir.
آية رقم 2
ﭕﭖﭗﭘﭙ
ﭚ
Onlar namazlarında huşû içinde olanlardır.
آية رقم 3
ﭛﭜﭝﭞﭟ
ﭠ
Onlar, boş sözlerden ve işlerden yüz çevirenlerdir.
آية رقم 4
ﭡﭢﭣﭤ
ﭥ
Onlar zekâtı ifa eder (kendilerini maddeten ve manen arındırırlar).
آية رقم 5
ﭦﭧﭨﭩ
ﭪ
Onlar, ırzlarını (haramdan) koruyanlardır.
آية رقم 6
Ancak eşleri ve cariyeleri hariç. Çünkü onlar, (bu durumda) kınanmazlar.
آية رقم 7
Kim bundan başkasını ararsa, işte onlar da haddi aşanlardır.
آية رقم 8
ﭾﭿﮀﮁﮂ
ﮃ
Müminler, emanetlerine ve sözleşmelerine uyanlardır.
آية رقم 9
ﮄﮅﮆﮇﮈ
ﮉ
Onlar, namazlarını koruyanlardır.
آية رقم 10
ﮊﮋﮌ
ﮍ
İşte onlar, varis olanlardır.
آية رقم 11
ﮎﮏﮐﮑﮒﮓ
ﮔ
Onlar, Firdevs’e varis olacaklardır ve onlar orada ebedi kalacaklardır.
آية رقم 12
İnsanı çamurun özünden yaratmıştık.
آية رقم 13
ﮝﮞﮟﮠﮡﮢ
ﮣ
Sonra onu sağlam bir yerde (rahimde) bir su damlası haline getirdik.
آية رقم 14
Sonra nutfeyi/spermi, alaka/embriyo haline getirdik. Embriyoyu bir çiğnem et parçası yaptık. Et parçasından kemik yarattık. Kemiğe et giydirdik. Sonra onu (ruh vererek) bambaşka bir varlık olarak yarattık. Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne yücedir.
آية رقم 15
ﯜﯝﯞﯟﯠ
ﯡ
Sonra siz, bunun arkasından elbette öleceksiniz.
آية رقم 16
ﯢﯣﯤﯥﯦ
ﯧ
Sonra kıyamet günü yeniden dirileceksiniz.
آية رقم 17
Sizin üzerinizde yedi kat yaratmışızdır. Yarattıklarımızdan gafil de değiliz.
آية رقم 18
Gökten belli bir ölçüde su indirdik. Onu yeryüzünde tuttuk. Onu gidermeye de elbette gücümüz yeter.
آية رقم 19
O suyla, sizin için hurma ve üzüm bağları yetiştirdik ki, oralarda sizin için birçok meyveler vardır. Siz de onlardan yersiniz.
آية رقم 20
Tur-i Sina'da, yiyenlere yağ ve katık olarak yetişen bir ağaç da (o su ile var ettik).
آية رقم 21
Davarlarda da sizin için bir ibret vardır. Karınlarında olandan (sütten) size içiriyoruz, onlarda daha birçok faydalar vardır. Onların etlerini de yiyorsunuz.
آية رقم 22
ﮉﮊﮋﮌ
ﮍ
Onların üzerinde ve gemilerde taşınıyorsunuz.
آية رقم 23
Nuh’u kavmine (Rasûl olarak) göndermiştik. Dedi ki: Ey kavmim, Allah’a ibadet ediniz. O’ndan başka bir ilahınız yoktur. O halde (şirk koşmaktan) sakınmaz mısınız?
آية رقم 24
Kavminden ileri gelen kâfirler:Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Sizden üstün olmak istiyor. Eğer Allah dileseydi melekleri gönderirdi. Biz, daha önceki atalarımızdan da bunu duymadık.
آية رقم 25
O ancak, cinlenmiş bir adam, öyleyse bir müddet onu (bırakıp) bekleyin.
آية رقم 26
ﯧﯨﯩﯪﯫ
ﯬ
Nuh: "Rabbim, beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi.
آية رقم 27
Biz de ona şöyle vahyettik: “Gözlerimizin önünde/Gözetimimiz altında vahyimize göre bir gemi yap. Buyruğumuz gelip de tandır (su ile taşıp) kaynayınca, her cinsten ikişer çift ve aleyhinde (azap olunacaklar) sözü verilmiş olanlar dışında kalan aileni gemiye bindir. Zalimler için bana hitapta bulunma! Çünkü onlar boğulacaklardır.
آية رقم 28
Sen ve beraberindekiler, gemiye yerleşince: Bizi zalim kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun, de!
آية رقم 29
Ve yine şöyle de: Rabbim, beni mübarek bir yere indir. Konuklayanların en hayırlısı sensin!
آية رقم 30
Şüphesiz bunda ayetler/belgeler vardır ve elbette biz imtihan ediyoruz.
آية رقم 31
ﭲﭳﭴﭵﭶﭷ
ﭸ
Bunların ardından başka bir nesil meydana getirdik.
آية رقم 32
İçlerinden onlara: Allah’a ibadet edin, sizin ondan başka bir ilahınız yoktur, sakınmaz mısınız? diyen bir rasûl gönderdik. O halde sakınmaz mısınız?
آية رقم 33
Dünya hayatında kendilerine nimetler verdiğimiz, ahirete kavuşmayı yalanlayanlardan ve kâfirlerden olan kavminin ileri gelenleri şöyle dediler: Bu sizin gibi bir insandan başka bir şey değil. Yediğinizden yiyor, içtiğinizden içiyor.
آية رقم 34
Eğer, sizin gibi bir insana itaat ederseniz, işte o zaman hüsrana uğrarsınız.
آية رقم 35
Size, ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra yeniden dirileceğinizi mi vadediyor?
آية رقم 36
ﯖﯗﯘﯙﯚ
ﯛ
Size vadedilen uzak, hem de çok uzak.
آية رقم 37
Hayat, ancak dünya hayatıdır. Ölürüz ve yaşarız. Ama tekrar diriltilecek değiliz.
آية رقم 38
O, Allah’a karşı ancak yalan uyduran bir adamdır. Biz, ona iman edecek değiliz.
آية رقم 39
ﯴﯵﯶﯷﯸ
ﯹ
Rabbim, dedi. Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et!
آية رقم 40
ﯺﯻﯼﯽﯾ
ﯿ
Allah: “Az sonra pişman olacaklardır” dedi.
آية رقم 41
Derken onları hak (olan) bir çığlık yakaladı. Onları bir (sel) süprüntüsü haline getirdik. Helak olup gitti zalim kavim!
آية رقم 42
ﰊﰋﰌﰍﰎﰏ
ﰐ
Sonra onların ardından başka nesiller yarattık.
آية رقم 43
Hiç bir toplum ecelini ne öne alabilir ne de geri alabilir.
آية رقم 44
Daha sonra da birbiri arkasına elçiler gönderdik. Her ümmete rasülü geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden helak edip, (ibretlik) konuşulan (olaylar) haline getirdik. Yok olsun iman etmeyen toplum!
آية رقم 45
Sonra, Musa ve kardeşi Harun’u ayetlerimiz ve apaçık bir delil ile göndermiştik.
آية رقم 46
Firavun’a ve çevresine. Ama onlar, büyüklendiler. Zaten (insanlara) üstünlük taslayan bir kavim idiler.
آية رقم 47
Dediler ki: Bizim gibi iki insana mı iman edeceğiz, üstelik onların kavmi de bize ibadet ederken?
آية رقم 48
ﮉﮊﮋﮌ
ﮍ
Bu sebeple onları yalanladılar da helak edilenlerden oldular.
آية رقم 49
ﮎﮏﮐﮑﮒﮓ
ﮔ
Doğru yolu görsünler diye Musa’ya da kitabı vermiştik.
آية رقم 50
Meryem’in oğlunu da, annesini de bir ayet kıldık. O; ikisini akar sulu, yüksek ve meskun bir yere yerleştirdik.
آية رقم 51
Ey rasûller! temiz şeylerden yiyin ve salih ameller işleyin. Çünkü ben yaptığınız bütün amelleri çok iyi bilirim.
آية رقم 52
İşte, sizin dininiz tek bir dindir ve ben de sizin Rabbinizim. O halde benden sakının.
آية رقم 53
İşlerini aralarında bölük bölük/grup grup ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla sevinip, ferahlıyor.
آية رقم 54
ﯣﯤﯥﯦﯧ
ﯨ
Bir süreye kadar onları kendi sapıklıklarıyla başbaşa bırak.
آية رقم 55
Zannediyorlar mı ki kendilerine mal ve oğullar sunduk diye.
آية رقم 56
İyiliklerde onlara acele davranıyoruz. Hayır, onlar, (bunu) farkına varmıyorlar.
آية رقم 57
Şüphesiz ki Rablerinin korkusundan titreyenler,
آية رقم 58
ﰂﰃﰄﰅﰆ
ﰇ
Rab’lerinin ayetlerine iman edenler.
آية رقم 59
ﰈﰉﰊﰋﰌ
ﰍ
Ve Rablerine şirk koşmayanlar.
آية رقم 60
Rablerine dönecek oldukları için kalpleri çarparak vereceklerini verenler.
آية رقم 61
İşte onlar, hayırlarda yarışırlar ve en önde giderler.
آية رقم 62
Hiç kimseye gücünün üstünde görev yüklemeyiz. Yanımızda hakkı söyleyen bir kitap vardır. Onlara asla zulmedilmez.
آية رقم 63
Oysa (kâfirlerin) kalpleri bundan gaflet içindedir ve onların yapmakta oldukları daha başka amelleri de vardır.
آية رقم 64
En sonunda onların refaha dalıp gitmiş (zengin ve liderler) olanlarını azapla yakaladığımız zaman, hemen feryadı basarlar.
آية رقم 65
Feryat etmeyin, bugün; çünkü siz bizden yardım göremeyeceksiniz.
آية رقم 66
Ayetlerim size okunuyordu; ama siz ona arkanızı dönüyordunuz.
آية رقم 67
ﮝﮞﮟﮠ
ﮡ
Bununla (Kabe ile) başkalarına karşı büyüklük taslıyor, gece vakti de (Kur'an hakkında) batıl sözler söylüyordunuz.
آية رقم 68
Bu sözü (Kur'an'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa onlara, önceki atalarına gelmemiş bir şey mi geldi?
آية رقم 69
Yoksa peygamberlerini tanıyamadılar da bunun için mi inkâr ediyorlar?
آية رقم 70
Yoksa: “Onda bir delilik var mı?" diyorlar. Hayır! O, onlara hakkı getirdi. Ama onların çoğu haktan hoşlanmıyorlar.
آية رقم 71
Eğer hak onların arzularına/hevalarına uysaydı; gökler, yer ve her ikisinin de içindekiler bozulup giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şerefleri olan (Kur’an’ı) verdik. Fakat, onlar (Kur'an'ın) zikrinden yüz çeviriyorlar.
آية رقم 72
Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri çok daha hayırlıdır. Rızık verenlerin en iyisi O’dur.
آية رقم 73
ﯿﰀﰁﰂﰃ
ﰄ
Aslında sen onları dosdoğru yola çağrıyorsun.
آية رقم 74
Fakat, ahirete iman etmeyenler, yoldan sapan kimselerdir.
آية رقم 75
Eğer onlara rahmet edip, başlarındaki sıkıntıyı gidermiş olsaydık bile yine de azgınlıkları içinde bocalayıp dururlardı.
آية رقم 76
Gerçekten biz onları azap ile yakaladık da yine Rablerine boyun eğmediler, O'na dua edip yalvarmadılar.
آية رقم 77
Nihayet üzerlerine azabı çetin bir kapı açdığımız vakit şaşkınlıkla ümitsizliğe düşüverirler.
آية رقم 78
Sizin için kulaklar, gözler ve gönüller vareden O’dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz!
آية رقم 79
Sizi yeryüzünde yaratan O’dur. O’nun huzurunda toplanacaksınız.
آية رقم 80
Dirilten de öldüren de O’dur. Gece ve gündüzün ardarda gelmesi de O’na aittir. Hala, akletmiyor musunuz?
آية رقم 81
ﮔﮕﮖﮗﮘﮙ
ﮚ
Aksine, evvelkilerin dedikleri gibi dediler:
آية رقم 82
Ölüp, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman, biz yeniden mi diriltileceğiz? dediler.
آية رقم 83
Bu, bize ve babalarımıza daha önce de vaat edilen eskilerin masallarından başka bir şey değildir.
آية رقم 84
De ki: Yeryüzü ve içindekiler kime aittir, eğer biliyorsanız?
آية رقم 85
ﯛﯜﯝﯞﯟﯠ
ﯡ
Allah’a aittir, diyecekler. Hala düşünmez misiniz? de!
آية رقم 86
Yedi göğün Rabbi ve azim olan arşın Rabbi kimdir? de!
آية رقم 87
ﯫﯬﯭﯮﯯﯰ
ﯱ
“Allah’tır!” diyecekler. Sakınmıyor musunuz? de.
آية رقم 88
Kimdir, her şeyin mülkiyetini elinde bulunduran? Kimdir, himaye eder ve kendisine karşı kimse himaye edilemez olan? Eğer biliyorsanız söyleyin, de!
آية رقم 89
ﰁﰂﰃﰄﰅﰆ
ﰇ
“Allah’tır” diyecekler. Öyleyse nasıl olup da büyüye kapılıp, aldatılıyorsunuz de!
آية رقم 90
ﭑﭒﭓﭔﭕ
ﭖ
Doğrusu onlara hak olanı getirdik, fakat onlar yalancıdırlar.
آية رقم 91
Allah, çocuk edinmedi. O’nun yanında başka bir (hak) ilah yoktur. Eğer olsaydı, her ilah yarattığı ile gider ve elbette biri, diğerine üstün gelirdi. Allah, vasfettikleri (batıl) sıfatlardan münezzehtir.
آية رقم 92
ﭲﭳﭴﭵﭶﭷ
ﭸ
O, gizliyi de açığı da bilendir, onların koştukları şirklerden çok yücedir.
آية رقم 93
ﭹﭺﭻﭼﭽﭾ
ﭿ
De ki: Rabbim, onlara vaat edileni eğer bana göstereceksen;
آية رقم 94
ﮀﮁﮂﮃﮄﮅ
ﮆ
Rabbim, o zaman beni zalim toplum içinde bulundurma!
آية رقم 95
Şüphesiz biz, onlara vaat ettiğimiz (azabı) sana göstermeye kadiriz.
آية رقم 96
Sen, kötülüğü en güzel ile sav. Onların nitelemekte olduklarını biz, çok daha iyi biliriz.
آية رقم 97
Ve de ki:Rabbim, şeytanların vesveselerinden, kışkırtmalarından sana sığınırım!
آية رقم 98
ﮢﮣﮤﮥﮦ
ﮧ
Şeytanların yanımda hazır bulunmalarından da sana sığınırım Rabbim!
آية رقم 99
Onlardan birine ölüm gelince; Rabbim, beni geri döndür der.
آية رقم 100
Belki ben, terkettiğim salih amelleri yaparım. Asla, o sadece söyleyenin söylediği (faydasız) bir sözüdür. Onların arkalarında yeniden diriltilecekeri güne kadar bir berzah/ perde vardır.
آية رقم 101
Sûr’a üflendiği zaman, işte o gün, aralarında soy bağı kalmaz, birbirlerine birşey de soramazlar.
آية رقم 102
ﯱﯲﯳﯴﯵﯶ
ﯷ
Kimlerin tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtuluşa ermişlerdir.
آية رقم 103
Kimlerin de tartıları hafif gelirse, işte onlar da kendilerini hüsrana uğratanlardır, Cehennem'de ebedi kalacaklardır.
آية رقم 104
ﰃﰄﰅﰆﰇﰈ
ﰉ
Ateş onların yüzlerini bürüyüp, yakar ve (dudakları da yanar da) dişleri sırıtıp öylece kalır.
آية رقم 105
Ayetlerim size okunmamış mıydı? Siz de onları yalanlamamış mıydınız?
آية رقم 106
Onlar da: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi yendi ve sapık bir kavim olduk.
آية رقم 107
Rabbimiz! Bizi ateşten çıkar. Eğer (sapıklığa) tekrardan dönersek, biz gerçekten zalimleriz, derler.
آية رقم 108
ﭫﭬﭭﭮﭯ
ﭰ
Allah, aşağılık içinde kalın orada, artık benimle konuşmayın! der.
آية رقم 109
Çünkü kullarımdan bir grup: Rabbimiz, iman ettik, bizi bağışla, bize merhamet et, merhamet edenlerin en hayırlısı sensin, derlerdi.
آية رقم 110
Sizse onları alaya aldınız. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
آية رقم 111
Bugün sabrettikleri için onları ödüllendirdim. Kurtuluşa ermiş olanlar, işte onlardır.
آية رقم 112
Yeryüzünde kaç yıl kaldınız? dedi.
آية رقم 113
Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık, sayanlara sor, dediler.
آية رقم 114
Çok az bir süre kaldınız, dedi. Keşke bilseydiniz.
آية رقم 115
Sizi, boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?
آية رقم 116
Hak mülk sahibi olan Allah, herşeyden üstündür. Kerim olan arşın Rabbinden başka hak ilah yoktur.
آية رقم 117
Kim Allah ile beraber, hakkında hiçbir delil bulunmayan başka bir ilaha dua/ibadet ederse, onun hesabı ancak Rabbinin katındadır. Çünkü kâfirler kurtuluşa eremez.
آية رقم 118
De ki:Rabbim, bağışla ve merhamet et! Merhametlilerin en hayırlısı sensin!
تقدم القراءة