ترجمة معاني سورة الصافات باللغة التركية من كتاب الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام

الترجمة التركية - مركز رواد الترجمة

فريق مركز رواد الترجمة بالتعاون مع موقع دار الإسلام

آية رقم 1
Andolsun saf saf dizilenlere.
آية رقم 5
O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir. O, doğuların da Rabbidir.
آية رقم 9
Kovularak uzaklaştırılmış (olurlar) ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
Şimdi onlara sor: “Yaratılış bakımından onlar mı daha zorlu, yoksa bizim yarattıklarımız mı?” Doğrusu biz onları, yapışkan bir çamurdan yarattık.
آية رقم 12
Hayır, sen şaşırdın kaldın; onlar ise alay edip duruyorlar.
آية رقم 13
Kendilerine öğüt verildiğinde öğüt almazlar.
آية رقم 16
"Öldüğümüz, toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman mı gerçekten biz mi diriltileceğiz?
آية رقم 17
“Önceden gelip geçmiş atalarımız da mı?”
آية رقم 18
De ki: “Evet! Hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
آية رقم 24
Durdurun onları; çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.
آية رقم 26
Hayır! Onlar, bugün tamamen teslim olmuşlardır.
آية رقم 29
Diğerleri de derler ki: "Hayır! Siz iman eden kimseler değildiniz."
آية رقم 31
Artık Rabbimizin hakkımızdaki sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu (azabı) tadacağız.
آية رقم 32
Evet! Sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimseler idik.
آية رقم 42
Çeşitli meyveler. Onlar ikram edilenlerdir.
آية رقم 44
Tahtlar üzerinde karşılıklı otururlar.
آية رقم 45
Etraflarında pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.
آية رقم 48
Yanlarında bakışlarını yalnız kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.
آية رقم 49
Sanki onlar örtülü yumurtalar gibi bembeyazdır.
آية رقم 52
Bana derdi ki: "Sen gerçekten tasdik edenlerden misin?"
آية رقم 54
(Cennet'e giren) Ona; "Ne olduğunu görüyor musunuz?" der.
آية رقم 56
"Allah’a yemin ederim ki, sen neredeyse beni de helâk edecektin!" der.
آية رقم 57
"Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, şimdi ben de (Cehennem'e) getirilenlerden olurdum."
آية رقم 58
"Şimdi, artık biz ölmeyeceğiz değil mi?"
آية رقم 59
"Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz?Bize azap edilmeyecek miymiş?"
آية رقم 61
Çalışıp amel edenler, böylesi için çalışsınlar.
آية رقم 65
Tomurcukları (ürünleri) sanki Şeytanlar'ın başları gibidir.
آية رقم 69
Onlar; babalarını, atalarını sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
آية رقم 70
Kendileri de onların izlerinden koşturuluyorlardı.
آية رقم 71
Andolsun ki, onlardan önce eski milletlerin çoğu dalâlete düştü.
آية رقم 72
Andolsun ki, onlar arasında uyarıp, korkutanlar göndermiştik.
آية رقم 75
Andolsun, Nuh bize seslenmişti de ne güzel icâbet etmiştik!
آية رقم 78
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
آية رقم 80
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
آية رقم 84
Hani O, Rabbine (şirkten) selamette olan bir kalp ile gelmişti.
آية رقم 87
“Âlemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir?”
آية رقم 91
Bunun üzerine gizlice onların ilahlarına varıp; “Yemek yemiyor musunuz?” dedi.
آية رقم 93
Sonra üzerlerine gelip sağ eliyle (kuvvetle) vurdu.
آية رقم 94
Bunun üzerine hemen koşarak kendisine geldiler.
آية رقم 95
İbrahim onlara: "Ellerinizle yonttuğunuz şeylere mi ibadet ediyorsunuz?" dedi.
آية رقم 96
Oysa sizi de, yapmakta olduklarınızı da Allah yaratmıştır.
آية رقم 98
Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en aşağılık kimseler kıldık.
آية رقم 101
Biz de ona yumuşak huylu bir erkek çocuk müjdeledik.
آية رقم 103
Böylece her ikisi de (Allah’ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) alnı üstü yere yatırdı.
آية رقم 104
Biz ona: “Ey İbrahim!” diye seslendik.
آية رقم 107
Biz ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
آية رقم 108
Sonradan gelenler arasında onun için (güzel bir) nam bıraktık.
آية رقم 110
Biz, iyilik yapan ihsan sahiplerini işte böyle ödüllendiririz.
آية رقم 112
Biz ona, salihlerden bir peygamber olarak İshak'ı müjdeledik.
آية رقم 116
Onlara yardım ettik. Böylece üstün gelenler onlar oldular.
آية رقم 117
O ikisine apaçık olan kitabı verdik.
آية رقم 119
Sonradan gelenler arasında o ikisi için (güzel bir) nam bıraktık.
آية رقم 121
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
آية رقم 124
Halkına şöyle demişti: “Siz korkup sakınmaz mısınız?”
آية رقم 125
"Yaratıcıların en iyisini bırakıp Ba’l (adlı puta) mi ibadet ediyorsunuz?"
آية رقم 126
Sizin Rabbiniz de, geçmiş atalarınızın da Rabbi Allah'tır.
آية رقم 127
Onu yalanladılar, bundan dolayı gerçekten onlar, (azap için getirilip) hazır bulundurulacak olanlardır.
آية رقم 129
Sonradan gelenler arasında (güzel bir) nam bıraktık.
آية رقم 131
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
آية رقم 134
Hani biz onu ve aile halkını birlikte kurtarmıştık.
آية رقم 135
Ancak bir kocakarı müstesna. O, geride kalanlardan oldu.
آية رقم 137
Siz, sabah vakti onların (diyarından) muhakkak geçip gidiyorsunuz.
آية رقم 138
Ve geceleyin (de onlara uğruyorsunuz). Yine de akıllanmayacak mısınız?
آية رقم 142
Derken onu balık yutmuştu, o kınanır bir davranışta bulunmuştu.
آية رقم 144
İnsanların tekrar diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
آية رقم 146
Üzerine kabak türünden (gölge yapması için) bir ağaç bitirdik.
آية رقم 148
Sonunda ona iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.
آية رقم 149
Şimdi onlara sor: “Kız çocukları Rabbinin, erkek çocukları da kendilerinin midir?”
آية رقم 150
Yoksa biz melekleri dişi olarak yarattık da onlar buna şahit mi oldular?
آية رقم 152
“Allah doğurdu.” (diyorlar) Şüphesiz onlar elbette yalancıdırlar.
آية رقم 155
Düşünüp öğüt almaz mısınız?
Onlar, kendisiyle (Allah ile) cinler arasında bir soy-bağı kurdular. Andolsun ki, melekler de (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
آية رقم 159
Allah; onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.
آية رقم 161
Artık ne siz ne de ibadet ettikleriniz;
آية رقم 162
O'na karşı hiç kimseyi fitneye düşüremezsiniz.
آية رقم 164
(Melekler der ki:) “Bizden her birimiz için belli bir makam vardır.”
آية رقم 168
“Eğer yanımızda öncekilerden bir zikir (kitap) bulunmuş olsaydı.”
آية رقم 169
“Gerçekten bizler de, Allah'ın muhlis olan kullarından olurduk.”
آية رقم 170
Fakat ona (iman etmeyip) kâfir oldular, ileride (küfürlerinin akıbetini) bilecekler.
آية رقم 171
Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
آية رقم 172
“Onlara mutlaka yardım edilecektir.”
آية رقم 173
Ve galip gelecek olanlar, mutlaka bizim ordumuzdur.
آية رقم 174
Öyleyse sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
آية رقم 175
(Başlarına geleceğini) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.
آية رقم 176
Yoksa azabımızın çabuk gelmesini mi istiyorlar?
آية رقم 177
Fakat (azap) onların sahasına indiği zaman, uyarılıp korkutulanların sabahı pek de kötü olacak!
آية رقم 179
Ve (başlarına geleceği) gözetle. Nitekim onlar da yakında görecekler.
آية رقم 180
Üstünlük (izzet) sahibi Rabbin onların nitelemelerinden münezzehtir.
آية رقم 181
Gönderilmiş resûllere selam olsun.
تقدم القراءة